​ Unutamadığım anlar / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Unutamadığım anlar

Unutamadığım anlar
 

6 yaşındayken Kınalıada'da salıncaktan düşüp kafamın tepesini yarmam ve ardından annemin ve anneannemin beni eczaneye götürüp kafama pansuman yaptırmaları. Saçlarımdaki kurumuş kan ve sarı yarı tozuna bulanması, tam o sırada vapurdan inen babama koşmam ve babamın bana "tam cimbomlu olmuşsun" demesi.

Komşumuz Sevim Teyze bizdeyken yanlışlıkla yüksek sesle pırt yapmam ve sonrasında koşup odama saklanmam.

Yine o yaşlarda mahallenin zibidileri tarafından evire çevirme dövülmem ve devamındaki 10 yıl boyunca ettiğim hemen her kavgada karşı tarafta bir hatıra kemik kırığı bırakmam. En son kavgamda sınıf arkadaşım eray'ın burnunu kırdıktan sonra müdür yardımcısı Servet Bey'in "Kerem kim, Kerem Oğuz kim" diyerek sınıfa hışımla girmesi ve akabinde beni eşek sudan gelene kadar tokat manyağı yapması. Sonrasında bir daha hiç kavga etmemem.

17 yaşındayken arkadaşlarımı da ikna edip anadolu hisarında şortları çıkarıp beyaz donla denize girmemiz, çıktığımızda donların kurumaması ve eve donsuz dönüşümüz.

Ortaokul aşkımın ona yazdığım şiiri buruşturp suratıma fırlatması ve "buna hiç gerek yoktu" demesi.

14 yaşımdayken yüzme yarışında en büyük rakibimi geçtiğim anda beni kameraya çeken babamın kamerayı havaya kaldırıp "aslan oğlum, koçum benim "demesi. (başka bir gururlandırma anı hafızımda malesefki yok)

Mahalledeki tuhafiyeceyi soyup soğana çevirdiğimi fark eden annemden yediğim dayak ve çaldığım tüm su tabancalarını, mantar tabancalarını iade edip özür dilemek zorunda kaldığım an.

Bakkal Ahmet Amcanın gözünün içine baka baka taktığım çelme ve koskoca adamın yere kapaklandığı sırada duyduğum utanç ve pişmanlık.

Hoşlandığım bir kızın Yıldız Parkı'nda önümde yürürken eteğinin arkasını kaldırması ve bana sivilceli poposunu ve tangasını göstermesi. Midemin bulanması, hoşlanma halinin nihayete ermesi.

Kardeşim hastalandığı zaman ona gidip fırından sıcak ekmek almam ve ekmek yağmurda ıslanmasın diye paltomun içine sokup eve taşımam. Ekmeğin sıcaklığının tenime değmesi.

İlk gitarımı aldığımız gün ve gitarı taşırkenki olağan üstü hassasiyetim. Bir kaç ay sonra gitarı sırtımda taşırken otobüse yetişmek için koşmam ve kılıfın askısının kopması ile gitarın yere sert şekilde düşmesi. kılıfı açıp baktığımda köşesinde gördüğüm çatlak üzerine duyduğum üzüntü.

Rus pazarından aldığım porno iskambil kağıtlarının bir tanesini bir deste fiyatına satmam ve okulda küçük bir porno imparatorluğu kurmam.

Eski sevgilime onun için yaptığım şarkıyı kaydettiğim CD yi vermem. İş yerinde bilgisayarım yok, eve gidince dinlerim demesi. Benim tedarikli davranıp, discman iimi vermem. Bir saat sonra arayıp şarkıyı çok beğendiğini söylemesi, "benim de o şarkıdaki prenses sensin, biliyor musun değil mi" demem. Şaşırarak "ben miyimmm?" demesi.

Kardeşim doğduğunda babamla hastaneye annemi ziyarete gitmemiz ve fakat o sırada başka ziyaretçiler ile hastane görevlileri arasında kapıda kavga çıkması. Annemi bir daha bana hiç göstermeyecekler diye korkup hıçkıra hıçkıra ağlamam. Devamında annemin yatağından kalkıp kafasında kırmızı kurdele ile kapıya gelmesi ve beni öpmesi.

Orta ikideyken halı sahada yirmi metreden attığım şutun çataldan girip gol olması.

Almanca öğretmenim Harald Gaessel'ın geçen yarı yılı değerlendirirken 50 kişilik sınıfta sadece iki zayıf öğrenci olduğunu söylediğinde suratına yerleşen derin pişmanlık ifadesi. O iki kişiden birisini ben olabileceğim ihtimali üzerine kalbimin kedi pençesindeki bir serçenin kalbi gibi çılgınca atması. Ardından Herr Gaessel'ın "Ali und Kerem sind problem" (ali ve kerem de problem var) diyerek ismimi zikretmesi, olduğum yere yığılacak kadar çok üzülmem.

Eski insan kaynakları müdürümün benden memnun olmadıklarını söyedikleri an başımdan aşağı dökülen binlerce derece sıcaklıktaki kaynar sular. Utanmadan ağlayıp üstüne kadını da ağlatmam.

10 yıl kadar önce bir kadının havuza atlaması ve memesinin bikiniden pörtlemesi. Bunu fark etmeyen kadının yüzmeye devam etmesi. Benim çaktırmadan onu izlemem ve kimse uyandırmaz inşallah diye dua etmem.

Yine benzer bir şekilde iki yıl önce gittiğim konserde Zühal Olcay'ın sol memişinin dekolteden hafif pörtlemesi ve göğüs ucunun bir kısmının gözükmesi. Bu durumun iki şarkı boyunca devam etmesi ve benim en çok o şarkıları alkışlamam.

Arkadaşlarımı annemin yaptığı ve öğlen yemem için yanıma verdiği kekleri çantamdan aşırıp yemeleri. Cinnet geçiren benim çoraplarımı ayağımdan çıkarıp elime kukla gibi takıp yalınayak sıralarında koşmam, defterlerinin üstünde tepinmem ve çoraplı ellerimle burunlarını sıkmam. Servet Bey'in içeri girmesi, benim pencereden yalınayak kaçmam. İkinci kattan atladığımda çıplak ayaklarımın pişmesi ve acıdan gözlerimin yaşarması ve benim yine de koşmaya devam etmem.

K.

daha var ama devam etmicem.
 
Toplam blog
: 295
: 733
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Bugün ölseniz mesela, ya da hafifletelim biraz hadi, bu giriş çok karamsar oldu. Bugün ortadan kay..