- Kategori
- Ruh Sağlığı
Unutma beni, unutama beni

Ne saçma! dedi. Bir ilişki bittikten sonra hatırlanıp hatırlanmamanın ne önemi var ki? Radyoda "unutma beni, unutama beni" diyordu şarkıcı, sesinin tüm duruluğuyla. Sitemkardı ses, kırgındı sanki.
Lacan "aşk, başkasının arzusunu arzulamaktır" der. Aslında aşık olduğumuzda, sevilme, arzu edilme umudumuz kendini göstermiş demektir. Artık birisinin gözünde ve ruhunda değerli, ayrıcaklı olabiliriz. Bu umuttur bizi coşkuya sevkeden, hayatı değerli ve anlam dolu yapan. Kuşlara selam vermemiz, nicedir görmediğimiz yaşlı ağacı farketmemiz bu umut yüzündendir belki de. Biz insanız çünkü, ünsiyet sahibiyiz yani. Bizim dışımızdakilerle ünsiyet kurmaya ihtiyacımız var.
Reddedilmek, ayrı düşmek yalnızlık hapishanesini çağrıştırıyor bize. Kimse yok, beni sevecek, değerli kılacak, ruhumu okşayacak kimse yok. Evet çocukça olabilir. Ama bir yanımız hep çocuk değil midir zaten? Ve çocuksuluğumuz değil midir insan kaldığımızın işareti. Çocuk olmayı, ağlamayı, üzülmeyi hayatlarından çıkaranlar kendileirne de yabancılaşmışlardır. Maşuk'u tarafından reddedilen birinin annesi tarafından terkedilen çocuktan ne farkı var? Ben koca adam/kadınım diyenler kendilerine bir daha baksınlar lütfen. Fazla katı değil mi dünyaları, fazla ruhsuz değil mi.
Bir arada olamasalar da aşık, maşukunun aklında olmak isteyebilir. Belki de bir arada olmaktan daha iyidir onun için akılda olmak, unutulmamak.