​ Urfa Mardin'e bakıyor.. / Kültür Turizmi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '09

 
Kategori
Kültür Turizmi
 

Urfa Mardin'e bakıyor..

Urfa Mardin'e bakıyor..
 

Urfa -Balıklı Göl


Merhabalar,

Alternatif rotalarda seyahat etmeye devam ediyoruz...

Uzun yıllardır istediğim ama bir türlü gidemediğim Güneydoğu Anadolu gezisinin bir bölümünü nihayet gerçekleştirebildim. Özellikle Hasankeyf ben göremeden sular altında kalacak diyordum ama yetiştim gördüm geldim.

Gezi başlangıcını Şanlıurfa'da sıra gecesi ile yapıyoruz. Günümüz ulaşım imkanları ile cuma akşam iş yerinden çıkıp bir saat 15 dakika sonra bambaşka bir şehirde sıra gecesine yetişebiliyoruz. İtiraf etmeliyim ki sıra geceleri akşam saat 23 sıralarında tamamlanıyormuş ama uzaklardan misafirleri olunca bizler için kuralı biraz değiştirdiler. Ayrıca eskilerde sadece erkelerden oluşan sıra gecesinde biz bayanlar sayıca oldukça fazlaydık.

Misafire gerçekten önem veriliyor. Eğer havaya ateş açılmazsa misafire saygısızlık gibi oluyormuş. Bizim ödümüz patladı silah seslerinden ama görgüsüz diyecek olsanız da bu yapılmazsa olmaz dediler. Birkaç el hoşgeldin atışına tanıklık etmiş olduk.

Herhangi bir enstrüman çalan veya okuyabilen kişilerin oluşturduğu sırada müzik, Urfa Makam Geleneği içerisinde icra edidi ve o makama göre şarkı, türkü okundu. Arada ise gazel okuyan yörede tanınmış misafirleri vardı..

Günümüzde müzik ve çiğköfte ile özdeşleştirilen sıra gecesi, aslında Urfalıların her derdine deva olan toplumsal bir fonksiyon üstlenmiş. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Urfa Şubesi bile işgal günlerindeki bir sıra gecesinde kurulmuş olduğunu duymak çok ilginçti.

Urfalıların yöresel deyimiyle; yaşı, başı, aşı birbirine eşit ve yakın arkadaş gruplarının özellikle kış gecelerinde her hafta bir arkadaşın evinde olmak üzere, belirli bir niteliğe ve düzene göre sıra ile yaptıkları toplantılara Şanlıurfa’da “sıra gecesi” denilirmiş..

Sıra gecemize misafir olduğumuz köyün ağası da katıldı. Yetmiş yaşlarının sonlarında olan bu yaşlı kişi tanıştırılırken kaç bin adet fıstık ağacı var o not ile takdim edildi. Bize çok farklı gelse de bu sayı takdimde özellikle belirtiliyor. Bir tür kartvizit gibi.

Cumartesi Balıklı Göl ziyareti vardı. Urfa inanç turizmi için önemli bir merkez , oldukça geniş bir alan ve inanılmaz çok ziyaretçi var. Ziyarete gelen yabancı turistlere bakılacak olur ise Iran ve Suriye müslümanları için önemli bir ziyatret alanında olduğumuz anlaşılıyor. Yöreden 10-15 yaşlar arasında genç rehberlerimizin heyecanlı ve şiveli anlatmları eşliğinde Urfa gezimizi tamamladık. Bu Urfa için çok kısa süreli bir gezi sadece sıra gecesi ve Balıklı Göl ziyareti burası için tabii ki yeteli değil.

Bir sonraki Urfa ziyaretimizde Harran’a uğramadan dönmeyeceğiz.

Sonrasında Mardin'e geçtik. İkibuçuk saat sadece yemyeşil ovaların içinden seyahat ediliyor. Bu kadar yeşil ve de dağ olmamasına inanamadım. Bizler oraların genelde dağ taş ve olumsuz görüntülerini izlediğimiz için zihnimde çok farklıydı..

Mardin’e şehrin bizlerin görmediği modern yüzünü görerek girdik. Taş evler olarak olarak gördüğümüz şehrin eski mahallesi. İnsanlar turizme yeni alışıyor ama istediğiniz her konuda yardım ve ilgi ile karşılanıyorsunuz.

Mardinde sokaklarda kendimiz dolaştık ama gümüşlerden takılardan kaçabilenler dolaştı. Herkes takılara hücum diyeyim siz anlayın:))

Mardin evlerinin olduğu eski mahallede sokaklar o kadar dar ki belediyenin araç giremeyen bu sokallarda çöpleri toplamak üzere 25 tane kadrolu eşeği var diyecek olur isem tahminimce sokakların boyutu daha belirginleşir .

Şehrin baktığı ova o kadar uçsuz bucaksız ki adeta bir denize bakıyor gibi hissediliyor.

Bir anda nerede olduğunuzu şaşırabilirsiniz dikkat !

Mardin Benim gibi kapı ve pencere fotoğrafı çekmeyi seven biri için mükemmel bir yer.
Çok farklı hangi evde hangi dine mensup kişilerin oturduğunu anlıyabilecek özellikte kapılar görebiliyorsunuz.
Mesela bir kapıda renkli çiçekler çizilmiş ise o evin sahibi hacca gitti demek oluyormuş bu desenlerin anlamı..

Mardin sokaklarında dolaşırken Türkiye’den turistler gelmiş diyen çocukları duyanca tabii ki incindim.
Demek ki kendilerini çok da buralara ait hissetmeyenler var buralarda diye düşünceler geldi geçti..

Sırada Mardin-Midyat arasında ihtişamlı ve taş işçiliğinin güzel bir örneği Olan Darül Zefaran manastırı var. Burada insanların güneşe taptıkları zamanlardan kalanki ilk bölüm (mağara ) ve daha sonraki dönemlerde üzerine inşa edilen manastır binası var. Taş işçiliğinin muhteşemliği manastırın her yanında ziyaretçilerini karşılıyor.

Oradan Hasankeyf'e yolculuk... Hasankeyf Batman da.Yani sınır harekatı gibi oldu bu gezi..

Ilısu Barajı suları altında kalmadan kurtarılmaya çalışılan başlangıç tarihi hesaplanamayacak kadar eski birçok medeniyetin ortaya çıkması için kazı çalışmaları oldukça uzun bir süre devam edeceğe benziyor.

Dönüşte Midyat ziyareti. Midyat Hasankeyf arası yine yemyeşil.. Dağlar ileride görünüyor az da olsa..

Son gün sadece Mardin gezisi tarihi yerler. Ulucami, Kasımiye Medresesi, Babaannenin evi, sokaklar çarşı pazar, kilim:)

Şehirde Süryani Kırklar kilisesi var ki bu cemaatin yönetildiği kiliseymiş burası. Kilisenin rahibi bizleri misafir edip detaylı bilgi verdi.

Memleketimiz kocaman gez gez bitmiyor:))

Selamlar,

Derya

 
Toplam blog
: 5
: 2173
Kayıt tarihi
: 26.12.08
 
 

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunuyum. Özel bir şitkette B..