- Kategori
- Türkiye Ekonomisi
Uyan Türkiye

2007 Türkiye seçim sonuçları haritası.
Kandırılıyoruz. Siyasetçiler, bizi yine kandırıyor. Yine hiç ummadığımız anda ekonomik bir kaza yapabiliriz.
Bakın televizyonlara, banka reklamlarından geçilmiyor. Hep para satmaya, yani bize ve şirketlere kredi vermeye çalışıyorlar. Bunun için bütün boşlukları dolduruyorlar. Örneğin en son bir banka “molalı kredi” ya da bir başkası “tapunu getir kredini al” bir diğeri “beşi bir yerde” kampanyası yürütüyor.
Hiç merak ettiniz mi 2007 yılında Türkiye’de batık kredi oranı kaç?
Yüzde dört.
Ne demek bu %4? Finansçı değilim ama batık kredi oranı normal ülkelere göre çok yüksek. Bu kadar batağa rağmen, bu bankalar neden bu kadar kredi satmaya çalışıyor?
Bence bizim sırtımızdan para kazanıyorlar. Ekonominin bu kadar iyi!!! gittiği bir ülkede bu faiz, neden hala bu kadar yüksek? Mısır gibi bir ülkede %7.13, Yunanistan’da %4.87, Pakistan da bile %9.73 iken neden ülkemizde bu faiz %17.21. Bence biz enayiyiz. Tabi ki gelir yabancı sermaye, neden gelmesin? Örneğin finans sektörü; bankaların çoğunu ya yabancılar aldı ya da ortak oldular. Para kazanmasalar gelirler mi?
Yine birileri bizi fena halde kazıklıyor. Ne demek bu %17.21. Yani ben yurtdışından Türkiye’de 50 milyon € yatırım yaptım diyelim. Bu parayı iki yıl içinde 65 milyon € civarında yaparım ve eyvallah der çeker giderim. Ya da hadi gitmedim diyelim en küçük bir yaprak kımıldamasında (krizin kokusunu hissettiğim an) tüyerim bu ülkeden.
Tabi ki herkes borç vermek ister bu ülkeye. Bu kadar kolay para kimden çıkıyor dersiniz? Ceplerimizden mi?
Ev hanesinin ve işletmelerin masrafları her geçen gün artıyor ama gelirimiz aynı oranda artmıyor.
Bir türlü öğrenemedik gelirimize göre harcamayı. İşletmelerde aynı durumda, borçlanma oranlarına bakın. 2003 ile 2007 yılları ararında 43 milyar dolardan 130 milyar dolara çıkmış.
2000 ile 2007 arasında kredi kartı harcamaları (20) kat artmış. Peki bizim gelirimiz 20 kat arttı mı?
Hayır.
Bir kat arttı mı? Hayır. Hepimiz biliyoruz. Yedi yılda ortalama artış oranı %50 bile değildir.
Ülkemizde yaşadığımız kredi kartı olayının boyutlarının ne kadar acıklı durumuna geldiğinin farkında mısınız?
Tamam her geçen gün ihtiyaçlar ve alınması gerekenler artıyor. Gönül istiyor daha fazlasını, daha iyisini, daha yenisini(yeni bir araba, yeni bir ev, daha iyi cep telefon, plazma tv, lap top vb) ancak krediyle bu işin sonu yok. Rakamlar böyle yaptığımızı apacık söylüyor. Ha bire borçlanıyoruz. Kredi borcumuzu başka bir kredi çekerek kurtarmaya çalışıyoruz. Cebimizdeki kredi kartlarını, diğer kredi kartlarının borçlarını ödemek için kullanıyoruz. Bir türlü öğrenemedik gelirimize göre harcamayı.
Hayır midemiz daha iyi doyuyor ama gözümüz doymuyor artık. Bir açgözlülüktür gidiyor. Unuttuğumuz bir tabirle orta direk dediğimiz bir ailenin evinde plazma tv var. İlköğretime giden öğrencilerin elinde değeri ortalama 500 ytl civarında telefonlar var. Sorsanız herkesin taksiti, kredisi, borcu var. Bu neye benziyor biliyor musunuz; herkesin kendi evininin bahçesinde havuz var (havuzun içinde su yerine para var). Siz tramplene çıkmışsınız. Aşağıya balıklama atlıyorsunuz(harcamalarımız). Kredi kartlarınız ise can yeleği değil, bizi suya iten plastik parçası. Sonra, ortalıkta haciz gelmiş, evini arabasını satmış kredi kartı mağdurları.
Kim harcadı bu kadar parayı? Kredi kartı faizi kaç diye sorsanız bilirler mi? Daha yeni faiz oranları 5.30 civarına düşürüldü. Oranın yüksekliğine bakar mısınız. İşte bankalar nasıl para kazanıyor, belli oluyor. Çok değil, on beş yıl önce yoktu kart mart.
İnsan kendini bu kadar aciz duruma neden getirir anlamam. Harcamayı bilmiyorsak şu plastik parçalarını atalım gitsin!
Gerçi sıkıştığımızda borç alabileceğimiz eski dostluklar da yok. (Bildiğiniz gibi bu da bir bankanın reklam konusu!)
Cari açık yine rekor kırdı. En son 65 milyar dolar civarında. Neden? Yurtdışından aldığımız, sattığımızdan kat kat fazla da ondan. Ha bire uzak doğudan adi, ucuz, kalitesiz, sağlıksız ürünler geliyor. Her geçen gün özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler kan kaybediyor ya da batıyor (ayakkabıcılar, oyuncakçılar, tekstilciler, bisikletciler&motorsikletciler vb).
Ekonomi iyiye falan gitmiyor. Sadece çarklar dönüyor. Ya da bir şekilde döndürülüyor. IMF ye borçlarımızın ne kadar arttığını biliyor musunuz?
İç ve dış borçlarımız ise beş yılda iki katına çıkmış(436 milyar dolar).
Bakınız AKP’ nin oy oranlarına (%47). Bu işte bir yanlışlık olmalı!!! Biz neden bu kadar umutlandık? İyiye gidecek diye inandık. Olumsuzlara kulaklarımızı tıkamaya çalıştık. Bu kadar da polyanacılık olmaz. Artık iyimserlik uykusundan uyanmamız lazım.
Açalım ve açtıralım gözlerimizi biraz. Kandırıyorlar bizi. Ve birileri yine sırtımızdan kazanıyor.
Bir ekonomist vakti zamanında katıldığımız toplantıda şöyle demişti:
“Kriz ne zaman çıkar diye bana sormayın. Cevabını her zaman kendiniz öğrenebilirsiniz.Açın ülkenin en büyük gazetelerini. Yurt dışı ilanlarına bakın. Yurtdışı gezileri size çok ucuzlamış geliyorsa, paranız aşırı değerlenmeye başladı demektir ve yavaş yavaş tedbirinizi alın.”
Galiba zamanı geliyor...
Saygılarımla
Kaynaklar:
www.turkiyeekonomisi.blogspot.com
www.cnnturk.com
www.ceterisparibus.net
Resim; http://secimsonuclari.mynet.web.tr/note/5646/ulke-geneli-secim-haritasi.html