Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '14

 
Kategori
Deneme
 

Uzaktan bir ses!

Uzaktan bir ses!
 

“Uzaktan bir yerden bir ses gelir

Ve hışırtıları arasında kağıtların, son defa yazmakta olduğum, yüzüne bakarım

Ve cızırtısıdır bir hoparlörün ya da kopmuştur gitarımın teli

Boğazımda düğümlenen aşkı

Şarkı olarak ağlarım etrafa

Ne bir gözyaşı yeter anlatmaya yalnızlığımı

Ne de hayatın kendisi!

 

Uzaktan bir ses gelir

Sanki bir kadından daha çok bir kurt sesidir bu

Bana karın altında gömülü olduğumu hatırlatan o ses

Yoksa ulumak mı desem!

Ya bulup beni kurtaramazsa

Ne olacak halim!”

 

Etrafımda yalnızlıktan ölmüş hayatlar, aşklar, Zombie insanları ve ben onların mezarcısı, yıllardır güzel tabutlar yaparım. Ölgün halleriyle soluk ama huzur dolu cesetlere şöyle bir göz gezdiririm. Ve aşkın mezarcısı ben, kendimi diri-diri bir tabutun içine koyarım. Ey kurt tanrıçası kurtar beni!

Nihayet aklım başıma geldi bu dünyada! Müsveddeler boyunca şiirler yazıyorum aşka dair! Gariptir değil mi, artık benim için şiirden çok kağıt parçaları onlar! Duygularım o kadar çok parçalandı ki, tıpkı bir değirmende öğütülmüşçesine toz haline geldi.

Uzaktan bir ses gelir! Ey Pillibebek:

“Uzak geliyor

Hayatın uzak sana

Yakamam kendini

Yakamı bıraksana”

“Kendi düşlerine, düşmanlara bak”

”Gittikçe yükselen haller içindeyim

İnsandan örülmüş duvarlar içindeyim”

Uzaktan bir yerlerden bir ses, bir umut gelir. Zincirlenmiş bir halde mahzende ölmüş aşk cesetleri arasında kendimi rutubete terkedilmiş hissederken, o ses hayatımın umudu olur. Öyle parlaktır ki, ışığı hayalim olur. Ve sanki güneş aşkın en güzel hülyalı halidir.

Ve omzumdaki dövme bana aşık olan bir genç kızın kendi hayatını bitiren hayaliydi. Yıllarca aşkından kıvrandı zavallıcık. Ölmesin diye çok uğraştım. En son yalvardım: “Özür dilerim... ben seni bu kadar kırmak istememiştim!”

Uzaktan bir ses gelir:

“Seni sevdiğimi söylemeye cesaretim olmadığı gibi, seni sevmeye de cesaretim hiçbir zaman olmadı! Sana olan aşkımdan öldüm” dedi  kızıl saçlı kadın! Sahte yeşil gözleriyle, gerçek-gerçek baktı. Elimi alıp son kez göğüslerine götürdü. Gözyaşı dökemedim. Sadece öldüm o an!

Geçen gün gökyüzüne bakarken bir hayal kurdum. Ve dedim ki öyle yeşil olmalı ki gözleri gökyüzünün maviliğine bakarken onun gözlerini net olarak görmeliyim! Annemin veya Ayşegül’ün mavi gözlerine yeşil demeleri gibi zahiri ve öznel bir yeşillik olmamalı! Benim gözlerimdeki mavilik ve sarılığın karışımı olan karanlıktaki yeşillikten de bahsetmiyorum; basbayağı yeşil olmalı!

Uzaktan bir ses gelir:

 “Sen sen ol, seven ol, başka alem yok”

Uzaktan bir ses gelir:

“Zeus, senin karşında eğilmiş çırılçıplak hem seni, hem de kendimi seyrederim. Biliyorsun ben Afrodit’ten bile güzelim! Ve hatlarım Monica Belluci’yi bile kıskandırabilir. Biliyorsun sana kaç kez ispat ettim bunu; erkekliği olan herkes elimi-ayağımı öper. Oysa ben senin için kurban etmek istiyorum bana tarif etmiş olduğun bu sarışın ve yeşil gözlü kadını. Belki de üçümüz birden cennetin kapılarını aralayacağız aşka dair yasakları çiğnerken!”

Uzaktan belki de masum bir ses gelir. Ve bu sefer ben gökyüzüne bakarken –orangutan kadar güçlü bir Tarzan misali- aşka dair çığlık atarım. Tüm orman, tüm hayat beni duyar!

Uzaktan bir yerlerden bir ses gelir ve ben bu sesin izini sürerim. Belki bugün, belki yarın, o sesin gerçek sahibini bulurum!

 
Toplam blog
: 631
: 293
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric'i külden yarattım. Tamamıyla benim eserim. Söyleyeceği çok sözü, söylemek istediği az sözü. ..