- Kategori
- Bayramlar
Üzgünüm Atam....

Resim internetten alıntıdır.
Güncelliğini asla yitirmemiş her daim okunacak ve her kelimesinden yüzlerce ders çıkarılacak Gençliğe Hitabe'nin yazarı olan Ulu Önder Atatürk.
Gün gelip bu sözleri yasaklar ve baskılar altında söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi.
İletişimin, bilişimin, teknolojiinin esamesinin bile okunmadığı dönemlerde, Kuve-yi Milliye ruhuyla milli birliği ve bütünlüğü aşılayarak, önce küçük kitlesel hareketlerle, hainlerce işgal edilmiş olan ülkenin dört bir tarafında küçük küçük örgütlenmelerden başlayarak, cihana ün salacak bir birliği sağlayan ve ülkeyi, salyaları akarak lezzetli bir avı paylaşıp yemeye hazırlanan açgözlü avcıların hezimetinden kurtarma bilincini aşılayan ve bu hareketi başlatan Yüce İnsan...
Omuz omuza, sırt sırta, açlıkla, sefaletle geçen ve yıllar süren kurtuluş mücadelesinin mimarı Atam...
"Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler." Derken ne kadar haklıymışsın, biz bugün bizlere armağan olan bu değerlerimize sahip çıkmak için çırpınıyoruz. Bir avuç kaldık Atam. Neredeyse saysak sayılacak kadarız.
Sen'in ve bütün kurtuluş şehitlerinin anısına, bizlere armağan edilmiş günleri bayram coşkusuyla kutlamak arzusundayız. Zira biliriz ki inkar hainliktir.. Biz bu ülkenin geleceği için, Sen'in ve silah arkadaşlarının yaptıklarını unutacak kadar nankör değiliz.
Bir avuç vatanseverdik bugün Atam, huzurundaydık, bizleri gördün mü? 19. Mayıs günü de artık sana ulaşmamız zorlaştı, hatta zamanla imkansıza doğru gidiyor. Amaç Ata'yı yalnız bırakmak. Sana olan saygı, sevgi ve minnet borcumuzun karşılığı olarak, Sen'i ve şehitlerimizi bir kez daha teşekkürle anmak için çelengimizle huzurundaydık. Bir kez daha dillendi Gençliğe Hitabe, bir kez daha saygı duruşunda bulunduk, gururla, fakat biraz buruk, biraz hüzünlü.
Biz senin izindeyiz Atam, hiç ayrılmadık...
GENÇLİĞE HİTABE...
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Nuray ÖRS
Mayıs 2012
Bilecik