Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '09

 
Kategori
Deneme
 

Üzülmeyeceksin Ali, küfretmeyeceksin

Sarı benizli bir çocuk. Bakıştık önce, gülümsedim hemen bağladım kendime. Pazar çok karışıktı; bağıranlar, yayılanlar, toparlananlar, yer kavgası edenler, mallarınınn iyi olduğuna inandırmaya çalışanlar, pazarların çok girişi vardır , bu yönleriyle ayrılırlar büyük alış veriş merkezlerinden, istediğiniz yerden girersiniz pazarlara orasıda pazarın girişi oluverir hemen.

Birsürü insan vardır, birsürü hikaye. Pazarın garip bir psikolojisi de vardır. Pazara girince bir sürü psikolojisi kaplar habersiz, çabuk. En iyisini, en ucuzunu bulma yarışına girer, dünyayla dış bağlantıyı koparırsın; bu sırada cüzdanlar, alınan eşyalar, çocuklar kaybolan kaybolana sonra da kaybolanları aramak için topladıklarımı kaybederiz(feryat figan, ah vah)... Şehirlerde; süslü vitrinler, süslü kadınlar, yozlaşmış insan vardır, yere düşen parayı almayı küçüklük bilirler " aman canım benim o paraya ihtiyacım mı var gören mören olur mazallah". Bizim vitrinlerimiz de özenle süslenmiş en çok iki dakika uğraşılmış tezgahlardır, bir hava, bir fiyaka bir görseniz... " Canım oda süs bu da süs ne eksiğimiz var yüksek sosyeteden?" eksiğimiz yok bilakis fazlalığımız var; sıcak dokuşumuz, samimi tebessümlerimiz, yere düşen paranın peşinde koşuşumuz, daha ne olsun bre! Daha ne olsun!!

Kendime bağladığım çocuğun adı;Ali

Evin yolunu tutmuş kaybedince annesini

Okula gitmiyordu zeki Ali

"Daha doldurmadım ben yediyi" dedi

Altı yaşındaymış zeki Ali

"Ne olacaksın büyünce" dedim,

"Bilmiyorum" dedi.

"Asker ol sen" dedim

"Tamam"dedi, " asker oliym ben".

Sarı benzindeki ruhunun penceresi olan kahve çekirdeği gözlerine baktım; düşündüm, üzüldüm, kahroldum, sevindim, umutlandım."Ona bırakacağım vatan, cumhuriyet nasıl olacak" dedim? Bizden öncekilere küfrettiğim aklıma geldi "acaba oda bize mi küfredecek" dedim."Hayıııırrr" diye haykırdım içimdeki dağlara, içimden. Silkelendim, sonra yapılacak işler aklıma geldi, ardından İ. Gaspıralı nın <ı>"Millete hizmet etmek istiyorsan, elinden gelen i<ı>şle başla...."<ı> sözü geldi. Hoşçakal kelimesi ağzımdan çıktı aniden, daha soruların vardı ne yaptın dedim kendime ama artık söylenmişti (Geri gelmeyen üç şeyden birini yapmıştım).

Bana birşeyler söylemek ister gibi bir hali vardı,

Söylemek istediklerinin sorusunu soramamıştım.

İstediklerini söylememişliğin tatminsizliği vardı.

Yüzünden belliydi, çocuktu saklamamıştı bunu.

Medeni cesareti için ödüllendirecektim.

Hoşçakal demiştim.

Sorulacak sorularım vardı, ama soracak sorular için zaman yoktu. Tekrar " hoşçakal" dedim. İki parmağı oynadı. Gitti. Arkasından baktım. Ağzın küfre alışmayacak dedim. Çünkü umutluyum bu gençlikten. Bazı illerde ADD nin yürüyüşüne izin verilmedi(29 Ekim 2009 da. Cumhuriyet bize emanetti, yürüyemeyen, sesini duyuramayan bizlerdik). Gençlerin birleşerek, güçlendiklerini görmek istemediler yine.Bugün görmediler, yarın görmek istemeyecekler belki yarından sonra da görmeyecekler, ama bizle hep olacağız, bizler görülmeyen gerçekleriz, ve elbet bir gün pimi çekip, bombamızı atarız.

Üzülme Ali

Büyüklerine küfretmeyeceksin sen

Başın dik dursun küçüğüm

Bizimkini ağmeye, ezmeye çalışanlara da kin gütmüyoruz.

Tarafımızdakiler şıkıştırın safları...

"Aman, oglum, satma sakın, elindeki topragı,

Anan kibi seni besler bereketli kucagı.

Piçen, arpa, aş istemez, verir sana bunları,

Sefil rezil olma sakın, satıp ana topragı." İ. GASPIRALI

 
Toplam blog
: 21
: 411
Kayıt tarihi
: 21.09.06
 
 

Çalışmayı ve okumayı seviyorum. Uyumayı sevmiyorum. Herşeyi bilmek istiyorum. Bütün insanları tanıma..