- Kategori
- Öykü
Üzümün çekirdeği meselesi
Yıllar yılı süren başarılı çalışmalarının ardından işte, sürgündeydi adam...
Elinde olmadan geçmişe daldı. Önceki zaman dilimleri film şeridi gibi gözünün önünden aktı gitti.
Adam sayısız kamuoyu araştırması yapmış/ yaptırmıştı. Dizi tasarımlarında, program planlamalarında etkin görev almıştı. Film yapımcılığında olduğu gibi radyo programcılığı alanında da pek çok ürün vermişti.
Televizyonda çalıştığı yıllarda, batılıların ‘yaratıcı yazar’, ‘yaratıcı yönetmen’ nitelemelerine uygun çalışmış, değişik konularda yüzlerce yapıma imza atmıştı. İlgili makam ve kişilerin görevlendirdiği kişiler yazamayınca adam oturup onların yerine senaryoları yazmıştı.
Uluslararası etkinlikler için, Türkçe, İngilizce programlar çekmişti. Elektrikler kesilince, stüdyoda çekim olanaksız hâle gelince, adam doğal ortamlarda programlar çekmiş, yayının kesintiye uğramasına izin vermemişti.
Yayın, yayıncının onuruydu ona göre. Onurda nasıl ki kesinti, dalgalanma olmazsa yayında da olamazdı.
Kimi zaman, yarım günde iki, üç stüdyoda çalışıp altı-yedi program çekmişti...
Radyo, televizyon programları, basılı araçlar üretimi alanlarında, her yerde her zaman böyle çalışması arkadaşlarının da dikkatini çekmiş, onların sitem etmesine neden olmuştu bir de...
“En kötü, en olumsuz koşullarda bile üretimi sürdürüyorsunuz. İdareciler aynı şeyi bizden de isteyecek. Sizin yüzünüzden biz de böyle çalışmak zorunda kalacağız...”
Belgeseller, tanıtım filmleri, eğitim programları çekti adam. Köylüye, kentliye, kasabalıya, gecekonduda oturana, metropollere programlar yaptı. Değişik meslek gruplarına seslendi. Çocuk, genç, yaşlı, hemen her yaştan izleyici gruplarına özel programlar hazırladı.
Hep üretti adam, gece-gündüz, sabah-akşam, hafta arası-hafta sonu, tatil, bayram demeden...
Başkalarının üç beş yılda yaptığı, bazılarının bu kadar zamanda bile yapamadığı işleri bir yayın döneminde yapabiliyordu.
Peki, niçin sürülmüştü? Bunu çok merak ediyordu doğrusu...
Dayanamadı, bir gün en yetkili kişiye sordu:
- Ben niçin sürüldüm? -
...
- Şöyle sorsam daha kolay yanıt verilir belki de... Neden buradan ayrılmak durumunda kaldım?
-Ehem, pehem, pepem... Enpere, penpere, tenpere... Tere, mere, ketenpere... Yani, şöyle ki...
-Bunları yanıt olarak kabul etmemi beklemiyorsunuz sanırım.
-Evet. Bunlar yanıt olamaz!... Yani ben bilmiyorum da... Çekirdekli Üzüm Hanım hani, benim yardımcım. O şey dedi bana... Senin çalışmadığını, iş yapmadığını söyledi...
-Buna inandınız mı?
-Yani ona, Çekirdekli Üzüm Hanıma inanmamak gibi bir şey olamaz. Onun zaten dikenleri de var. O noktada tartışmak anlamlı değildi. İşte, senin de bildiğin gibi...
-Birisi size böyle bir açıklama yapsa ne kadar inandırıcı bulursunuz?
-Bulur muyum!?
-Sanırım böyle bir açıklamayı inandırıcı bulmazsınız...
-Doğrusu, evet de... Yani sen de Üzümü niye küstürdün?...
-Üzümü küstürmüş müyüm?
-Elbette... Yalan mı yani?
-Üretimi mi aksatmışım?
-Hayır, yani biraz üretimi aksatmışsın. Üretimi onun istediği gibi yapmamışsın. Bir de...
-Bir de, evet bir de bir şey daha yapmış olmalıyım. Tesadüfen, belki de taammüden.
-Senin çekirdeğin var demişsin Üzüme...
-Yalan mı söylemişim?
-Canım yalan değil elbette, ama pat diye yüzüne karşı da, Üzüm Hanım senin çekirdeğin var denir mi?..
-Anladım, Üzümün çekirdeğinin olması, benim de bunu dile getirmemden dolayı sürüldüm...
-Ben böyle mi dedim? Bu açıklama biraz saçma değil mi?
-Ben sizin açıklamalarınızın saçma olduğunu söyleyemem. Lütfen ısrar etmeyin, üstelemeyin. Bunu da başkası söylesin...
-Ya, tamam... Sen nitelikli ürünler veriyorsun, zekisin, yeteneklisin, ufkun var, birikimin, binlerce de ürünün...
-Bunlar kötü mü yani?..
-Belki değil ama dönem Çekirdek Dönemi. Altın olman neye yarar? İlkeleri, yasaları bilirsin; en temel kuraldır başlangıçtan beri, çekirdek çok olursa altın arada kaybolur. Bilmem anlatabildim mi?
-Elbette. Tuttuğun altın olsun; arkandaki, önündeki, yanındaki...
-Bana kızmadın değil mi?
-Hayır, ne güzel açıklıyorsunuz, bu durumda size nasıl kızılır?
-Yani ben, bu durumda, konjonktürel olarak, globalleşme, bir de...
-Üzümün çekirdeği meselesinin dile gelişini marjinal verimlilik yasası açısından incelemek de olanaklı belki...
-...?
-Hep söylerdi babaannem; “Sap ile buğday karışmış, saman buğdaydan pahalı.”...
- ...