- Kategori
- Güncel
VA - ta - N

Her ne kadar ‘ umduğumuzdan daha güzel geçecek bu yaz ‘ dilekleriyle başlasak da, bu mevsim bittiği anda gök şimşeklerini hızlıca gönderdi hem de aynı noktaya. Binlerce felaket atlatan ademoğulları olarak yarın bize kötülük uğramaz sanırız hep, beynimizin kıyısından köşesinden geçmez böyle büyük felaketler. Her yem attığımızda yine oltaya düşüp geliyorsa balıklar, onların yüzlerce yıldır öğrenemediği bu oyunu, biz binlerce yıldır farkedemeyiz. Hemen kültürden kültürden deyip geçiştiririz. Her sonbahar’ın yürekten koparttığı yapraklar, bu yıl daha bir hızla çekildi uçlarından. Önce; sayısının dile bile getirilmemesi gereken yurdumun zekatı Mehmetler, sonrasında o durumda olmayı hayal bile etmeyip yorumlar savurduğumuz Van depremi.
Saçmasapan ideolojiler belirlemiş bir örgütün, artık ideolojiden uzak beyinsiz davranışları acıtıyor hep bizi. Her iki tarafında yüreği yanıyor durduralım bu kavgayı diye bağıran züğürtlerin akılları almıyor, kendilerinin başlatıp, kendilerinin devam ettirdiği ahlaksızlığı. Aslında iki tarafında yanlışlarını söyleyip çözüm yolları getiren bir yazı yazmak gerekirken, şuana dek yapılan çözüm yolları karşısında öyle uzlaşmasız bir yapı ile karşılaşılıyor ki işte o zaman anlaşılıyor gerçekten sebepsiz davrandıkları.
Mutlu ve kardeş tavrı ilişkilerle yaşamak istediğimiz ve bunun için bir şey talep etmediğimiz kendileri, mantıksızlık budalası düşüncelerle karşımıza çıkıyorlar hep. Günahsız bir etnik grubu, ki bunlara inan bu grubun en fazla yüzde 20 si, kendi uyuşuk beyinleri gibi başka beyinleri de uyuşturmak maksadıyla yaptıkları ticaretten elde ettikleri gelirle, savunduklarını düşünüyor soysuzlar. Neyi savunuyorlar diye sorduğunda, cevap veremiyorlar , veremezler de. Nolur inanmayın diye gidip yalvarasım var karşılarında, kendi kendilerine yazık ettiklerine, amaçsızların ellerine düştüklerine inandırasım var onları. Bana düşmezden önce açılıp açılıp hala kafasını suyun üstüne çıkaramamış aymaz devletimin gidip bunları yapması gerek, yöre halkını tanıyıp, karşıtlarından daha iyi hamleler yapması gereğinden sonra.
Tam bu yaramıza tuz basmışken yıkıntılar arasından canlar çekmeye başladık. . İnsandı orta kurtarılan, bizdik yani, bendim, sendin o göçük altındaki. Ama ne patırtılar koptu, devlet yardımları, yine etnik kökeni hedef alan haklı haksız çıkarımlar, yağmacılar vs. Yaşadıklarımızı ne çabuk unutuyoruz savına yine tanıklık ettirildik. Uzun uzun laflar söylemeye gerek yok çok şey yazılıp çizildi çünkü.Bir olduğumuzu gösterdik yardımlarımızla bizi çekemeyenlere. Bundan sonrası düşünmemiz gereken bizim de bu olayı her an bizde yaşayabilir olmamız ve izlenecek politikadır. Yıllarca izin verilen ruhsatsız yapıları, onaysız tapuları, insansız kapılara dönüştürmeye artık dur demek gerekiyor. Kaçak ev yapanlar bir an önce tahliye edilip, daha sağlıklı yaşam alanları oluşturmalıyız. Bu durum duygu anlamında ifrat tefrit olsa da evleri yıkılacak olanları düşünürken bireysel değil toplumsal yaklaşmalıyız. Böylece daha kolay olur her şey. Nitekim ucundan kıyısından mühendis olmaya çalışan benim bile bu basit bilgilere sahipken, yıllarca sayısız inşaat yapıp hala mühendis olamamış, bilgiden önce etiği öğrenememiş arsızları da kapılı kapılar ardına göndermek lazım. İbret lazım bize her şeyden önce ibret.
Bu kurban bayramı buruk geçecek. Hiçbir şeyden haberi olmayıp , yurdumun korunması yolunda kurban olan ve nihayetinde insan olup onların da sevdiği rengi, planladığı yaşamları, hasretleri, vicdanları olan kardeşlerime selam olsun. Unutulmayacaksınız . . .
Yirmi yaşın dikenine katlanan,
Göz ucuna karıncalar toplanan,
Uyuyun memik oğlanlar uyuyun,
Öte geçelerde büyüyün . . .
İfrat ve tefrit : uç noktalarda