Vahşet / Doğal Hayat / Çevre / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '06

     
    Kategori
    Doğal Hayat / Çevre
     

    Vahşet

    Savaşların ekosistemleri, kültürel mirasları yok edip acıları peşinden sürüklediği bilinir. Ama yine de yıllarca onarılamayan bu korkunç senaryolar, birileri tarafından çizilir ve acımasızca uygulanır. Daha Körfez Savaşı’ndaki petrole bulanmış kuşlar, yanan ormanlar, kararan yaşamlar unutulmamışken, yenileri kurgulanmakta.

    İsrail’in vurduğu yakıt tanklarından denize akan 10-15 bin ton ağır fueloil 70 km’lik kıyı şeridini yok etti, deniyor. Kirlilikler sınır tanımaz. Bu nedenle denize yayılan kirlilikler, akıntı yönünden ülkemizin, Suriye’nin ve Kıbrıs’ın sahillerini etkileyebilir. Ayrıca alıcı ortamların yani toprakların, havanın, su havzalarının etkilenmemesi de olası değil. Ormanlar ve binalar, içindeki canlılarla birlikte onarılmaz duruma getiriliyor. Toprak çölleşiyor, sular kirleniyor. Lübnan Çevre Bakanı Sarraf’ın "sadece kıyı temizleme maliyetinin yaklaşık 40-50 milyon dolar olabileceği" mesajını vermesi, tümüyle onarım maliyetlerinin ne denli yüksek olacağını işaretliyor. Tabii toplumsal külfet ve acıların karşılığını bulmak olanaksız.

    Sera gazları artışını hızla katlayan savaş kirlilikleri, küresel ısınmayı da körüklüyor. Özellikle son yıllarda küresel sıcaklığın 6 derece arttığı; içme suyu kaynaklarının zorlandığı ve dünyada 1.3 milyar kişinin içilebilir suya sahip olmadığı; içme suyu talebinin %60 arttığı, edinilen bilgiler arasında. Ama yine de atmosfer kirliliklerine hız katan savaşlar, aldı başını gidiyor. Canlar telef oluyor. Korkunç bir gelecekle burun burunayız.

    Dünyaya egemen olmak isteyen emperyalist siyasetçiler, plan ve oyunlarını gözleri dönmüşçesine, sivil tepkilere, uluslar arası yaşanabilirlik hakları ile ilgili sözleşmelere rağmen sürdürüyorlar. 1990 yılında "BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi"nde salınımlarının 2000’e kadar 1990 yılı düzeylerinde tutulması; "2002 yılında Johannesburg Sözleşmesi"nde, 2015 yılında temiz suya ulaşamayan insan sayısının yarıya düşürülmesi gibi hedeflenen ilkelerin, neden savaş çıkaranlarca benimsenmediği ortada.

    Artık pek çok bilinçli insan, bunları rahatça fark edebiliyor. Ama kapitalizme inanıp rant için başı dönen; diliz, öz diline yabancılaşmış ABD ya da AB hayranları, acaba bu durumdan nasıl etkileniyorlar? Pek mi keyif alıyorlar? Doğrusu merak ediyoruz…

     
    Toplam blog
    : 1
    : 315
    Kayıt tarihi
    : 29.10.06
     
     

    Çok değil ama düşünceme uyan kitapları okurum. Sessizim ve dinlemeyi severim. Aynı zamanda sessizliğ..