Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Vapurda...

Vapurda...
 

Akbilimi kaybettim. Vapur jetonu kuyruğuna girdim. Eskiden karşıya geçmek için Kadıköy' e inerdik annemle. Annem bana jeton parasını verip bana jetonu önceden aldırırdı. Kendisi kucağımda kardeşimi taşıdığından yavaş varırıdı iskeleye. Ben önce gidip kuyruğa girerdim. Annem geldiğinde jetonları almış olurdum.

Benim böyle önden koşturacak kimsem yok ve sanıyorumki hiç bir zaman da olmayacak.

Bekle bekle gelmez jeton sırası. Kaynakçılarda cabası. Sırf bu yüzden evlenebilir mi insan? Sırf bu yüzden çocuk yapabilir mi acaba. Koş aslanım derim. Koş önden, al jetonları. Fena da olmazdı sanki...

Bir gözüm saatte diğeri iskelenin vapura açılan kapısında. Hani adam kapıyı azıcık kapar gibi yapsa tazı gibi koşacağım. Bir dahaki vapur yarım saat sonra.

Tazı gibi koşmak dert değil de, bazen tam senin burnunun dibinden kapıyorlar ya kapıları... İşte o çok ağrıma gidiyor. Vapurdaki herkes beni parmağıyla gösterip de gülüyor gibi geliyor bana. Belki ben vapur tarafındayken kapıda cama çarpmış muhabbet kuşu gibi apışanlarla çok dalga geçtiğimden... istemiyor olabilirim tabi o duruma düşmeyi.

Bir gözüm saatte, diğeri iskele görevlilerinde.Bir buçuk dakika var daha sefer saatine.

Turnikeden geçtim yürüyorum. Yavaş yürüyorum vapura doğru. serin serin yürüyorum. ben gelmeden kalkmaz bu vapur der gibi yürüyorum. Ben kadir topbaş'ın çocuğuyum diyecekmişim gibi, işte o hallerden hallice yürüyorum.

Geçiyorum eşikten. İyot kokusu vuruyor burnuma. Halatçılar halatı çözecek gibi yapıyolar. ben de hızlanır gibi yapıyorum. Halatçıları seviyorum ama halatlardan korkuyorum. 10 küsür sene önce heybeliada vapurunda halat kopupta bir paçası kaval kemiğime saplandığından beridir korkuyorum halatlardan. Bu hayatta çok şey olabilirdim ama halatçı olamazdım diyorum kendime. Bir halatçı olamazdım, Bir de belediyenin köpek öldürme timlerinde çalışamazdım, diyorum kendime. sonrasında aklıma olamayacağım çok şey daha geliyor ama kesiyorum kendimle muhabbeti.

Selamın aleyküm çakıyorum halatçı dayılara. Aleyküm selamı alamıyor muyum, yoksa idareten mi alıyorum anlayamıyorum. Bir vapur bin kişi alıyor mudur? bu bugünkü 5. sefer midir, bilemiyorum. bildiğim bir şey varsa geçtim bugünü, günlerdir, haftalardır ve belki de bu halatçılar işe girdiklerinden beridir bir allahın kulu selamın aleyküm dememiş bu kişilere. Her binen dese de olmaz ama ne o merasim gibi.

Ben dedim de başım göğe mi erdi bilemiyorum. Korkuyorum halatlar kopacak diye de ondan iyi davranıyorum. İyi birisi olduğumdan değil yani. İyi birisi olduğundan iyi davranan kimseyi görmedim ben zaten şimdiye kadar. İyi davranan insanlardan acayip bunalıyorum işte bu ve benzeri sebeplerden.

İskeleden geçmiyorum. "hop" atlıyorum vapura. kapılar kapanıyor ardımdan. kuşlar cama çarpıyor. ya işte böyle. Jetonu attın, akbili bastın. Hapissin şimdi o iskelede. Yarım saat bekleyeceksin.

Vapur uzaklaşıyor, iskelede kalanlar hüzünlü gözlerle bizi izliyor. gidin diyorum elimle, gidin oturun bir yerelere. çok az koltuk var zaten iskelede, onlarda dolarlar zaten belki bir dakika sonra, belki bir dakikadan da yakın. İskelede kalan adamın iki tercihi var şimdi, ya gidip okuyacak bir şeyler alacak ve o arada banklar kapılacak ya da banka oturup etrafını izleyecek. Ben olsam gazete alırdım. nasıl olsa moruğun birisi gelecek ve ben kendimi suçlu hissedip kalkıp yer vereceğim. hiç giremem o strese. Bazen benzer sebeplerden boş otobüste bile ayakta giderim.
Üst kata çıkarım vapurda neden bilmiyorum. Alt katta cüzzamlı da görmedim habuki hiç.

Üst kata çıkarım, alt kat hiç yokmuş gibi.

Basamakaları iki iki çıkarım. maçtan gelmişim de feci susamışım da annem bana limonata yapmış gibi.

Üst kata çıkarım ben vapurda, tüm dostlarım oradaymış gibi...

Böyle mesleklerde var işte. adamlar her gün yüz kere vapura biniyorlar bir de üstüne para alıyorlar. kaptanlardan bahsediyorum. diğer gemi personelinden değil. çaycılar mesela, kahvede çaycı olmaktan iyiyse de çok da fazla göremiyorlar denizi.

Kıskanıyorum kaptanları. bir kere benden de üst kattalar. boşuna kaptan köşkü değil orası. ben olsam hiç çıkmam kaptan köşkünde. ne işim var. Neden İstanbul'un en iyi manzaralı köşkünü bırakıp da gideyim ki... Evlenirdiysem bir gün eğer hanımı da köşke alırdım. sonra çocuklar falan. emekliliğim gelse de çıkmazdım oradan. kaçırırıdım gemiyi yine çıkmazdım. kadir topbaş gelse, muhallebicisiden sakızlı ya da saray muhallebi getirse eğer...

İşte o zaman belki çıkabilirdim. Bayılıyorum Saray'ın muhallebilerine çünkü.

VVOUUUYYTT

diye ses geldi komşu vapurdan. kaptan cevap vermedi. belki de kavgalılardır, dedim kendime.

Vapur sallanıyor beşik gibi. Göz kapaklarım ağırlaşıyor.
İçimde bir yerlerde büyük, parlak bir kapı açılıyor.
Kapının içinden kuş cıvıltıları geliyor
Tanıyorum ben burayı
ve geçiyorum uyku diyarına. tüm zamanlarımın en mutlu anına gidiyorum.
Sanki annemin karnındayım, parmağımı emiyorum.
Vapurdayım ben artık ve mışıl mışıl uyuyorum.

 
Toplam blog
: 295
: 733
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Bugün ölseniz mesela, ya da hafifletelim biraz hadi, bu giriş çok karamsar oldu. Bugün ortadan kay..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara