​ Var olun... Var kalın! / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '14

 
Kategori
Siyaset
 

Var olun... Var kalın!

Var olun... Var kalın!
 

Tacikistan'ın Millet Meclis’i yeni bir yasa çıkartıyor.

Yeni yasa, "18 yaşından küçük olanların cami, kilise ya da başta her türlü ibadet yerlerine girmelerini" yasaklıyor.

Tacikistan Cumhurbaşkanı Rahman, yeni yasal düzenleme konusunda yaptığı açıklamada şöyle diyor:

- Amacımız, “dini köktenciliğin” körpe beyinleri istismar etmesini önlemektir. Bu amaçla sert tedbirler almayı zorunlu gördük.

Can çekişmekte olan laik Türkiye Cumhuriyeti'ne ne kadar da uzak bir düşünce...

Tacikistan Cumhurbaşkanı şöyle düşünmektedir: 18 yaşından küçük olan bireyler, sözü üstünde "küçük"tür.

Küçük ise, yasalarımıza göre, iyiyi kötüden ayırt etme gücü henüz oluşmamış olan bir insan olarak tarif edilmektedir.

18 yaş altı nüfus, tüm uygar ülkelerde yasalarca ciddiyetle korunmuştur.

Cinsel âlemde bu böyledir.

Şiddet içeren filmlerin izlenmesinde durum aynıdır.

Yasalar; körpe dimağların, kaldıramayacakları yüklerin [etkilerin] altında kalarak bilinç, ruh, kişilik ve dünya görüşü olarak ezilmelerini önlemeye çalışmaktadır.

Tacikistan Millet Meclis’ine göre köktendincilik de, özellikle küçük yaşlardaki bireyler üzerinde kontrolsüz bir baskı yaratır.

18 yaşını bitirmemiş olan çocuk dini ibadet yerlerine giderse bu türden baskıların yönlendirici etkisi altına girer ve köktendinci akımların ağına düşebilir.

Hele biraz büyüsün çocuğumuz.

Hele zihni “iyiyi kötüden ayırabilecek” bir seviyeye gelsin, ondan sonra her şey serbest, her kapı açık…

Atatürk’ün laik Cumhuriyet’inde ise durum, Tacikistan’daki uygulamanın tam tersi bir yönde her geçen gün daha da gelişmektedir.

Topluma egemen olan güçlerin düşüncesine göre din eğitimi mutlaka küçük yaşta başlatılmalıdır.

Hatta küçük de değil, neredeyse çocuk yürümeye başladığında ele alınmalıdır.

Ama küçük yaştaki bir çocuğun “iyiyi kötüden ayırt etme yeteneği” gelişmemiştir. Ve çocuk nereye çekerseniz oraya yönelecek bir durumundadır.

İyi ya... İşte tam da vaktidir. Çocuk istenildiği yere, hedeflendiği mevziiye kolayca çekilebilmelidir.

Çocuğun içinde bulunduğu yeteri ölçüde "gelişmemişlik hali" tam kıvamındadır...

Çocuk kendisine ne verilirse, hiçbir süzgeçten geçiremeden alıp, çiğnemeden yutacak bir çağdadır.

Tacikistan Cumhurbaşkanı diyor ki;

-  Çocuğu bu çağında yakalayıp, onun ayıklayıp sorgulayamayacağı etkiler altına almak düşünce özgürlüğüne de, inanç özgürlüğüne de aykırıdır… Bırakalım insanlar akılları erdiği zaman kendi iradeleri ile kendi dinlerini kendileri özümlesinler…

İşte Kazakistan böyle bir noktaya erişmişken, bu aynı zaman diliminde laik Türkiye Cumhuriyeti "ileri demokrasi" denen ucubeye doğru kör-topal ilerlemektedir.

Çocuklarımızın dört duvarı kuran kursları ile ve tarikat örgütlenmeleri ile kuşatılmıştır.

Cumhuriyet devrimlerinin kapattığı “mahalle mektepleri” sanki yeniden açılmış gibidir.

Bizler bu ülkeyi elbirliği ile bu noktaya hep beraber getirdik.

Bundan sonrası da yine bize, bizlere ait.

Ama ulusça seçeceğimiz yön, varacağımız hedefi de belirleyecektir.

İşte tam da bu noktada oturup, kafamızın içine yerleştirilmiş olan ön-yargı külliyatının sayfalarını karıştıralım ve soğukkanlı bir dimağ ile bazı sorular soralım ve onları yanıtlamaya çalışalım.

Örneğin;

§  İnanç özgürlüğünün temeli nedir?

§  Bireyin özgürlüğünün yapı taşları nelerdir?

§  İnsanın dünya görüşünü siyasetin egemenleri belirlemeli; yoksa kendi bilinci ile kendisi mi?

Düşünüyor musunuz?

Aydınlanmanın büyük filozofu Descartes, "Öyleyse varsınız," diyor.

Var kalın!

farukhaksal.didim@gmail.com

 
Toplam blog
: 913
: 485
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..