- Kategori
- Güncel
Vatandaş tüketmek değil, üretmek istiyor!

Ardı ardına açılan alışveriş merkezleri hafta sonları dışında bom boş. Neredeyse, insan kendi topuk sesinden ürküyor. Doğru dürüst iş yapamıyorlar. İndirim günlerinin dışında mağazalar sinek avlıyor! Sadece yeme içme yerlerine ve sinemalara rağbet var. Gerçi salonlara dağılınca o da kalmıyor ya...
Her açılan yeni alışveriş merkezi daha önce açılanların müşterisini kapıyor.
Ülkemizin, hep “kısıtlı”diye gösterilen kaynaklarının gösterişe ve tüketime yönelik değil, üretim ve markalaşma adına kullanılmasından yanayım.
Bize hep, ayağımızı yorganımıza göre uzatmamız öğretilmiştir. Doğrudur da. Bu bizlerin girişimci ruhunu engellemeyip, aksine araştırmacı yönümüzün gelişmesine yardımcı olmalı. Tüm dünya markalarının arkasında İtalyanların olduğunu da bilerek İtalyan iş adamlarını bu konuda örnek almalıyız. Unutmayalım ki, “ Made in Italy” olan her şey kaliteli ve moda olarak algılanır. Taklitçilik değil istediğim, örnek almak.
İndirim günlerinde 5-10 TL ye t-şört satılacak diye ya da sadece Starbucks’ın, Kahve Dünyası’nın iş yapacağını bile bile, 100 milyon dolarları geçen yatırımların AVM’lere harcanması kime, neye yarar sağlıyor?
Ülke çıkarlarını düşünmeden, başarısız yatırımların üst makamlarca destek görmesi ise ayrı bir sorun.
AVM’lerin açılışlarını gururla yapan, Başbakan’ın vatandaşı anlamadığı nokta, işte bu.
Vatandaş iş istiyor. O, “herkese iş diye bir şey yok!” diyor. Hem de kızarak.
Tüketmek neyimize? Ne yapacak vatandaş alışveriş merkezlerini?
Oralara gitmek için bile, önce alış veriş yapmak gerekir.
Öööle her aklına düşen girebilir mi AVM’lere... bakkala gider gibi...
Kendine çekidüzen vereceksin önce. Tak terlikleri ayağına bi koşu gidilecek yerler değil ki orası.
Hadi bi şekilde gittin, sonra?.. Aval aval bakınırsın. Canın onu bunu çekerse, ne halt edeceksin?
Hadi kredi kartı da, varsayalım 5 taksit, banka da 3 taksik daha ilave etti, malı aldı diyelim; sonra? Sonrası 8 ay öde dur.
Alan tek başına ise sorun değil de ya evliyse, üstüne çoluk çocuk da varsa ne olacak? Sekiz aya kalmaz kredi kartı limiti dolar zaten. Ödeyemezse, ilk önce faizini peşin alırlar. Gerisi arap saçı...
Hem derler; ayağını yorganına göre uzat, hem illâki tüket!
Sonra; “ben mi dedim harca diye!” Parmaklar sallanır. Nasihatlar gırla... Vatandaş sokaklarda, elleri cebinde; ‘biri çarpsa da kavga etsem!’ modunda dolanıyor zaten... İş yok , para yok... Yatırımcıların ülke çıkarlarını düşünerek hareket etmesi herkese yarar sağlamaz mı?
Bütüncül düşünceye sahip ulusların başarısını örnek almalıyız. 1945 savaşdan çıkan Almanya’nın bu güne gelmesindeki milliyetçiliğini ırkçılık olarak değil, bütüncül düşünebilme yeteneği olarak algılamalıyız.
Ardı arkası kesilmeyen, AVM açılışlarında bizim Başbakan.
Sanki millet sokakta; “alsak alsak ne alsak?” diye dolanıyor.
Akıllarına bir tek, milleti nasıl tüketime zorlarız geliyor. Yaklaşan Sevgililer Günü için bankalar kredi açmış bile.
Tabi onlar AVM’ leri, kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almak, istihdam sağlamak diye bakıyor, orası da başka.
Bir fabrika açılsa, bu dedikleri olmaz sanki? Kaçak mı çalışacak koca fabrika? Denetleyin kardeşim!
Millet tüketmek değil, üretmek istiyor!
Cinnet geçiriyor halk. Evlerin içi kavga görültü. Aş yok, iş yok, huzur mutluluk hiç yok... O neydi ki?..
Diziler avutmuyor.
Bir baba, kızının yeni ayakkabısını nasıl aldığını sormaya cesaret edemiyor, daha doğrusu duymak istemiyor. Duysa, çekip vuracak alnından, evlat bu kıyamıyor, 3 maymunu oynuyor...
Diğer bir baba, davar karşılığı başka bir “davara” satıyor kızını.
Haksızlık etmemem lazım, yalnızca bir fabrikanın temellerini attı Başbakan; hem de ısrarla;
Kesin ve net, “her evden en az 3 çocuk istiyorum!” diyerek.
Peki, kim dinliyor bu sözü? Ayağında pabucu, tabağında lokması, sırtında hırkası olmayan... Allah verir rızkını diyen.
Vatandaş üretime katılmak isterken, hem kendi hem de ülke ekonomisine katkıda bulunmayı kastediyordu oysa...
Halkla, Başbakan arasına tercüman lazım, anlaşamıyorlar.
Bebe üretme çiftliği olmak istemiyoruz. Valiler kapı kapı dolanıp, bir şeyler dağıtsın istemiyoruz.
Biz onurlu, gururlu bir milletin evlatları olmak istiyoruz!
AVM’lerden önce, oraya gidecek cebimizde paramız olsun istiyoruz.
One minute Başbakan’ım
We want Job!
Peoples want to produce, not to consume!
Yoksa biz, neyi nereden daha ucuza alırız onun kitabını yazar hâle geldik.
RTÜK de dalga geçer gibi, çiçekle, böcekle sigaraya maske yapadursun. Yemekteyiz programı başlayınca çocuklarının gözlerini kapatıyor bu millet.
Saime Eren