- Kategori
- Haber
Vay be'nin alfabesi...
Tatil dönüşü ilk bulduğum fırsatta yazılarıma yazılan yorumları okudum. Seçim sürecinde medyaya yansıyan kömür ve gıda dağıtımlarını eleştiren yazıma yazılmış olan yorumu yazan yurttaşı, yanıt için blog yazarları içinde aradım ama bulamadım. Eh, yorumunu yayınlamadan yanıt yazmadığıma göre kırıp dökmeden bir yazı yazmak kaçınılmaz oldu. Bizim bloglara yazılan yorumları yayınladıktan sonra dönüp yeniden yanıt yazmak için “cevap yaz” butonuna ulaşmak gerekli. Ama gel gör ki sayfaya yapışan reklamdan ulaşmak olası değil. Arkadaşın eleştirilerini ve saldırımı (!) yani yukarıdan bakışımı okuyacaksınız. Önce söz konusu bloga yapılan yorum.
“neredeymiş? bu AKP bizim kapımıza bile uğramadı da. oysa biz ailecek oyumuzu AKP ye verdik. tüh kömür ve bulgur gelmeyince neden kararımızı değiştirmedik ki? neden mi? zira sanırım düşünen insanlarız. biraz da bilen. hayır bunlar ilk ne zaman başladılar devlet imkanlarından kömür ve odun dağıtmaya acaba? SHP, DSP iktidar ortaklığı döneminden mi? yok yok ilk CHPden. değil yav kendilerinden. Neyse keşke tüm iktidarlar devlet imkanlarını kullanıp köylere odun kömür dağıtsa. doğrudan hizmet yani. ne güzel olurdu. keşke tüm iktidarlar seçim yatırımı diye örgütlendikten sonra kapı kapı dolaşıp tencere tava bulgur dağıtsalar. hayır sol olduğunu iddia eden iktidarların burnu pek bir büyük oluyor da. onlar ev ev dolaşmazlar. onlar elit insanlar. hep eğitimciler falan. cahil halkı ne yapsın onlar? hem onlar ekonomiyi makro düzeyde kurtarırlar. neymiş öyle odun kömür muhabbeti? o kadar yıl iktidar ya da iktidar ortağı oldular, memleketi düze çıkardılar. Oysa biz oduna kömüre sattık! Vay be!”
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=53453
“ beyaz zamanlar” rumuzu ile yazan okuyucu ve düşünceleri gerçekten benim için önemli. Yazılanları doğru bir şekilde okumayarak yorum yazmak heyecanına kaptırmış kendini. Herhalde hiç gazete okumuyor ki -yapılan onca yanlı yayına rağmen- dağıtılan milyonlarca ton kömürden, gıda yardımlarından haberi yok. “Keşke tüm iktidarlar kapı, kapı kömür dağıtsa …” Diye sitemini de ihmal etmiyor. Bir şekilde iletişime geçilebilir ise onuda bulup gerekni yaparlar birileri.
İktidarlar, ülkelerde sorunları çözmek, yurttaşlarını onurlu bir şekilde yaşatmak için olmalıdır.
Emeği ile yaşayabilecekleri, ekonomik ve sosyal eksiklik hissetmeyecekleri, Anayasada yazan “sosyal hukuk devleti…” tanımına uygun bir yaşam biçimini egemen kılmak, yaratmak, kurmak iktidarların sorumluluğudur.
Demokrasilerde bireye tanınan “oy ile sağlanan seçme ve seçilme hakkı” tartışmasız onurun, insan olmanın başı dik yaşamanın en temel göstergesidir. Oy satılık bir meta veya mal değildir.
Günümüzde genel geçer kural haline gelen her türlü yozlaşmanın geldiği noktanın demokraside yeri yoktur.
İnsanın temel haklarını kullanabilmesi iş, eğitim, sağlık gibi gereksinimlerini karşılayabilmesi için yurttaş olması yeterli olmalıdır. “Oy verirsen karşılığında; hizmet, iş, …” anlayışı sağlıksız bir yaklaşımdır. Savunulamaz bir durumdan öte bir şeydir aslında.
Diğer taraftan, Atatürk’ün “Fikri hür, vicdanı hür..” nesiller yetiştirmekle sorumluluk yüklediği eğitimciler değildir halka tepeden bakanlar. Kast ettiğiniz olsa, olsa sistem içinde belli siyasi partileri ele geçirmiş ve her durumdan kendilerini galip ilan edebilecek siyasi olgunluğa (!) sahip olanlardır. Şimdi burada emekli olmuş eğitimcilerin var olan olumsuzlukları değiştirmek adına gösterebilecekleri çaba olasılığından hareket ile sözünü ettiğiniz partilere üye bile olamadıklarını; delege oyunlarını bozabilecek çabalarından korkulduğu için çeşitli gerekçeler ile oyalandıklarını anlatmanın bir yararı yok sanırım. Diğer taraftan bu ülkede en azından benim bildiğim kadarı ile “sol” iktidar olmadı. En yalın tanımı ile “sol” emekten yana olmaktır.
Siz yine oyunuzu bildiğiniz gibi kullanın ama karşılığında bireysel çıkarlar beklemeyin.