- Kategori
- Sinema
Vazgeçilmez tutku

Bilenler bilir sinema gerçek bir tutkudur. Bildik klasik bir lafı tekrar etmiyorum gerçekten öyledir. Çocukluktan başlar hatta doğuştan. Seninle büyür içinde hep bir heves ve azalmayan yoğun bir tutkudur. O ulaşmayı istediğin tek zirvedir. Hayallerin hep sinemayla ilgilidir. O kadar ki başka bir şeyle ilgileneceğini düşünmezsin büyüdüğünde. Hatırlıyorum tatillerde izlediğim filmleri ve düşüncelerimi not ettiğim küçük bir defterim vardı. Ne olacağım o zamandan belliymiş.
Biraz daha büyüdüğümde tek hayalim oyuncu olmaktı. Kendi yazdığım senaryolarda oynuyor ve Oscar alıyordum düşlerimde. O zamanlar Hollywood sinemasını matah bir şey sandığımdan. Oyunculuk kurslarına gittim. Ve çok geçmeden oyuncu olmak için yaşanacak en zor ülkede olduğumu fark ettim, aldığım ahlaksız tekliflerin sonucunda. Neyse ki üniversite de başka bir konuda eğitim gördüm ki aç kalmadım. Hayat yokuşunda mücadeleye dalınca hayaller de çok daha gerçekçi olmaya başladı. Oynayamayacağımı anladığımda yazmaya karar verdim gerçek tutkum hakkında. Ama aklımdan atamadığım o ki; bir sinema filminde oynamadan ölmek istemiyorum.