27 Eylül '09
- Kategori
- Futbol
Vazgecmek kolay mı?

FB' nin şampiyonlar liginde Sevilla macı sonra çeyrk finale çıktığı gece
Sevgili gibidir takım tutmak ve aşkı yaşamaktır FB' li olmak. Öyle bir aşk ki hem ağlatır hem güldürür insanı!!!
Her yıl milyonlarca FB taraftarı hep önceki yılları anarak başlar yeni sezona. Yeni umutlar vardır içinde yeni filizler. Haftalar gecer ve hep bir futbol keyfi beklentisi ile biter sezon. Hatırlasanıza, çok değil 2-3 sezon öncesinde şampiyonlar ligi maceramızı. İnanılmaz bir Inter zaferi ile başlamıştı şampiyonlar ligi ve devamında unutulmaz grup maçları. Sevilla efsanesi ve Chealsea maceramız. Bu günlerde anılarımızda kaldı o görkemli sezon. Belki de Türkiye liginde hiç bir zaman yaşamadığımız heyecanı o kısacık grup maçlarında ve sonrasında yaşamıştık. Bir sonraki maçın oynanmasını Avrupa'da tüm manşetlerde olmayı heyecanla bekliyorduk.
Bu yıl gecen sezona oranla mutlak bir başarı umudu var hepimizde. İyi de başladık lige. Bu performans bu hava boyle devam eder mi derken yine çözüldü takım. Üçüncü haftadan sonra tek farklı galibiyetler sanki "1-0 olsun bizim olsun" mantığını kovalıyordu. Takımını bu kadar seven gönülden bağlı Fenerbahce taraftarı bunu hak ediyor mu? Tabiki bir sezon boyunca tüm maçlarımızda üstün performans beklemiyoruz. Ama iki üç hafta üst üste arkamıza yaslanıp oynanan oyundan zevk almak istiyoruz. Dönem dönem Avrupada' ki istatistik kuruluşlarınca birçok açıdan üst sıralarda yer bulan (UEFA gelir listesinde 21. sırada olan tek Türk takımı, 2009) bir takımın taraftarı olarak da bunu hak ediyoruz sanırım.
Yönetim, teknik heyet ya da futbolcular hepsi bu havuzun içinde. Çözüm bulunacaksa beraber bulunmalı. Taraftardan destek istemek ancak doğru işler yapılırsa anlam kazanır. Ama Fenerbahçe' nin en büyük şansı tarftarının iyi günde ve kötü günde hep yanında olması. Maddi manevi hep destek olmasıdır. Bizler yine takımımızın arkasındayız. Bu ister 7' de 7, isterse 7' de 0 olsun. Tek isteğimiz bu bilincin bu özverinin takımında farkında olmasıdır!!!
"Sen şampiyon olmasan da, kupaları almasan da seviyoruz işte var mı diyeceğin"
Her yıl milyonlarca FB taraftarı hep önceki yılları anarak başlar yeni sezona. Yeni umutlar vardır içinde yeni filizler. Haftalar gecer ve hep bir futbol keyfi beklentisi ile biter sezon. Hatırlasanıza, çok değil 2-3 sezon öncesinde şampiyonlar ligi maceramızı. İnanılmaz bir Inter zaferi ile başlamıştı şampiyonlar ligi ve devamında unutulmaz grup maçları. Sevilla efsanesi ve Chealsea maceramız. Bu günlerde anılarımızda kaldı o görkemli sezon. Belki de Türkiye liginde hiç bir zaman yaşamadığımız heyecanı o kısacık grup maçlarında ve sonrasında yaşamıştık. Bir sonraki maçın oynanmasını Avrupa'da tüm manşetlerde olmayı heyecanla bekliyorduk.
Bu yıl gecen sezona oranla mutlak bir başarı umudu var hepimizde. İyi de başladık lige. Bu performans bu hava boyle devam eder mi derken yine çözüldü takım. Üçüncü haftadan sonra tek farklı galibiyetler sanki "1-0 olsun bizim olsun" mantığını kovalıyordu. Takımını bu kadar seven gönülden bağlı Fenerbahce taraftarı bunu hak ediyor mu? Tabiki bir sezon boyunca tüm maçlarımızda üstün performans beklemiyoruz. Ama iki üç hafta üst üste arkamıza yaslanıp oynanan oyundan zevk almak istiyoruz. Dönem dönem Avrupada' ki istatistik kuruluşlarınca birçok açıdan üst sıralarda yer bulan (UEFA gelir listesinde 21. sırada olan tek Türk takımı, 2009) bir takımın taraftarı olarak da bunu hak ediyoruz sanırım.
Yönetim, teknik heyet ya da futbolcular hepsi bu havuzun içinde. Çözüm bulunacaksa beraber bulunmalı. Taraftardan destek istemek ancak doğru işler yapılırsa anlam kazanır. Ama Fenerbahçe' nin en büyük şansı tarftarının iyi günde ve kötü günde hep yanında olması. Maddi manevi hep destek olmasıdır. Bizler yine takımımızın arkasındayız. Bu ister 7' de 7, isterse 7' de 0 olsun. Tek isteğimiz bu bilincin bu özverinin takımında farkında olmasıdır!!!
"Sen şampiyon olmasan da, kupaları almasan da seviyoruz işte var mı diyeceğin"