​ Ve Albay Dursun Çiçek yine serbest…… / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '09

 
Kategori
Güncel
 

Ve Albay Dursun Çiçek yine serbest……

Ve Albay Dursun Çiçek yine serbest……
 

Kaynak Taraf 15.11.2009 Kum saati Ahmet Altan


Sözde darbe planının hazırlayıcısı olarak topluma Taraf gazetesi tarafından lanse edilen ve ilk önce meşhur darbe planının fotokopisi ile 18 saat göz altında tutulabilen Albay Çiçek, bu sefer de ıslak imzalı aslı bulundu diye 45 saat tutuklanıp serbest bırakıldı… Olayın kısa özeti bu birileri toplumla iyi dalga geçiyor ve kafa buluyor… Ahmet Altan’ın mantığına göre ise Şemdinli’den sonra işlenen en büyük hukuk faciası bu. Çünkü onun mantıksal kurgusuna göre “Gerçekler acıdır; biber de acıdır: o halde gerçekler biberdir.” Önermesindeki mantıktan öteye gitmeyen bir mantıksal kurgudur. Ne diyor taraftaki köşesinde sayın Ahmet Altan “Ortaya çıkan “ıslak imzalı” belge ve Adlî Tıp raporuyla “darbe planını” yazdığı resmen kanıtlanan Albay Çiçek’in hazırladığı belgenin kopyası bir Ergenekon sanığının ofisinde yakalanmıştı.

O belgenin <ı>Taraf ’ta yayımlanmasıyla birlikte Türkiye “yeni bir döneme” girdi.”
buradan şunu anlamak mümkün mü? Taraf gazetesi, büyük bir gazetecilik örneği göstererek Ergenekon sanığı avukatın bürosuna girerek ele geçirdiği darbe planının kopyası ile olası muhtemel bir darbeyi önledi. Şimdi burada şu soru akla gelmektedir. Bu darbe belgesi Ergenekon sanığı avukatın bürosundan nasıl oluyor da taraf gazetesine gidiyor? Öncelikle devam etmekte olan bir dava ile ilgili belge ve bilgilerin bir gazeteye servis edilmesi ne anlama gelmektedir? Acaba bu da bir hukuk faciası değil midir? Çünkü taraf gazetesi bu yayını ile henüz suçu sabit olmamış birisini toplumun nazarında yargısız infazla mahkum etmiş olmuyor mu? Nerde kaldı “ Masumiyet karinesi” çünkü yazar, yazısında darbe planını yazdığı resmen kanıtlandı diyor. Ve Yargının yerine hükmünü veriyor. Yine Ahmet Altan’ın yazısı ile devam edersek; “Çiçek’in tutuklanması “ordu içindeki darbe hazırlıklarına karşı, devletin hukuku önemsediğini”, serbest bırakılması ise “darbecilerin hukuku gerilettiğini” gösteriyordu.

İkinci kez serbest bırakılma gerekçesi, “adresinin belli olması” olarak kayıtlara geçti.

Bana sorarsanız Çiçek’in serbest bırakılması, Şemdinli’den sonra yaşadığımız hukuk facialarının son halkası oldu.

Hukukçular benden daha iyi bilir ama “darbe hazırlığı” sürmekte olan bir suçtur, bir darbeciyi “kaçacağı” için değil “suçu sürdürmesini engellemek” için tutuklarsınız.

Bir “seri katili” yakalasanız, onu “adresi belli olduğu” için serbest bırakabilir misiniz?

Serbest bırakmak, yeni suçlara olanak vermek anlamına gelir.

Darbe hazırlığı da “seri cinayet” türünden bir suçtur, sanığı serbest bıraktığınızda suçun devamının önünü açarsınız.”
Yazarın buradaki mantıksal kurgusunu da anlamak mümkün değil, şöyle ki; ikinci kez serbest bırakılma nedenini sadece “ Adresinin belli olması” olarak algılayan diğer nedenleri göz ardı eden yazar aynı yazısında albayın Genel kurmay başkanı ve kuvvet komutanları ile yemek yediğini yazıyor. Daha bu yakınlarda yalan haber yaparak NTV den özürler dileyen bu gazete alışkanlık yapmış olacak ki, Ahmet Altan’ı da yanıltmışlar veya olmayan bir şeyi olmuş gibi göstererek yazısına almış yanlış istihbarat her zaman olduğu gibi Bağdat’tan dönmüş. Bu günlerde yeniden bir özür daha duyabiliriz taraftan…. Albay Dursun Çiçek’ in serbest kalmasında; “ delil durumu” “ kaçma şüphesinin olmaması” “ Sabit ikametgâhının bulunması” gibi üç unsur varken, nedense yazar Türk Silahlı kuvvetlerinin şerefli bir üyesini “seri katil” örneği vererek tutukluluğunun devamını savunmuş. Bu ne ordu düşmanlığı böyle ? Yine yazardan incilerle devam edelim; “Darbe sembolü haline gelen albayla yemek yiyen Orgeneral Başbuğ ve Çiçek’i serbest bırakanlar “hamlelerini” yaptılar.

Şimdi “demokrasi” isteyenlerin hamlesi gelecek sanırım.

Ve, bundan sonra her hamle bir öncekinden daha şiddetli olacak.

Çiçek’in serbest bırakılmasından sonra “bu savaşın” bir uzlaşmayla bitme ihtimali çok azaldı çünkü...

Artık birinden biri kesin yenilgiye uğrayacak.”
İşte can alıcı noktada burada sanırım. Yazar kendi doğruları içinde öyle bir ayrıma gidiyor ki, tam bir kutuplaşmanın, bölücülüğün sinyallerini veriyor. Darbeciler ve hukukçular bir yanda “ demokrasi” isteyenler diğer yanda ve bir tehdit bundan sonraki hamle daha şiddetli olacak…. Kim tarafından bu hamle yapılacak, kime karşı yapılacak, bildiğin bir şeyler mi var sayın Altan? Eğer bildiklerin yukarıdakiler gibi eksik ve yalansa, o zaman adama derler ki, ”bildiğin yanıldığına yetmiyor” Sormak gerek yazara “demokrasi” dediğin şey her neyse, o özlediğin demokrasi de hukuk’ a yer yok mu? Kurulduğu günden bu tarafa taraflı tarafsız herkesin dikkatini çeken bir tek şey var o da: Tarafın ordu karşıtlığı…. Ancak kendi düşüncelerime göre birileri Albay Çiçek olayı dolayısı ile Ahmet Altan ve taifesi ile iyi kafa buluyor. İhbar mektupları da bunun göstergesi bence… Yazarın dediği gibi birileri bunun sonunda kesin bir yenilgiye uğrayacak ….. Son olarak Ahmet Altan’ın mantık dizgisi içinde “Albaylar darbe yapar; Dursun çiçek albaydır; o halde Dursun Çiçek darbecidir.” Kesin hükmünü verebiliriz . Hukuk da ne oluyormuş bu önerme doğru bir önermedir ve Ahmet Altan da yazıyorsa doğrudur…..
 
Toplam blog
: 66
: 725
Kayıt tarihi
: 24.01.09
 
 

1976 yılına kadar Adana'da yaşadım. Lise tahsili sonunda Ankara'ya geldim ve halen Ankara'da yaşı..