​ Ve birbirinin eskicisi olmak.!. / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Ve birbirinin eskicisi olmak.!.

Ve birbirinin eskicisi olmak.!.
 

Kısık kırmızı ışıklarla aydınlatılmış, birbiriyle hiç ilgisi olmayan eşyaların yan yana durduğu, yıllardır kimsenin ilgisine mazhar olmamış kimilerinin kalın bir toz tabakası altında gizlendiği, mazisi yeni sayılabilecekler telaşla öne çıkmaya çalışırken sahibinin bile içinde aradığını bulmakta zorlandığı bir eskici dükkânında yaşıyor gibiyiz.

Unuttuğumuz, artık hatırlamak istemediğimiz, benzerini bir kez daha yaşamaktan vazgeçtiğimiz veya bir kere yaşadığımız, yaşayabildiğimiz için kendimizi şanslı saydığımız ama çoktan zamana gömüldüğünü sandığımız o kısacık zaman parçaları, artık ‘anı’ olmuş ‘an’larımız, bizden uzakta kalın bulanık bir camın ardında duruyor.

Üstüne hızla inen iki zarif elin sahibinin teslim olduğu kişiyle dört duvar arasında yaşadıkları gizi ağırbaşlı bir sükûnetle taşıyan ahşap bir çalışma masası... Kim bilir kaç yıl o ahşap yüzeyden ayrılmamış, ipi çekildiğinde hâlâ sadakatle aydınlanan yeşil şapkalı bir masa lâmbası... İçine gömülü iri düğmelerinden biri eksilmiş, minik kül yanıkları taşıyan etekleri püsküllü kırmızı kadife bir koltuk... Kahverengi deri kaplı sallanan bir sandalye... Tiril tiril bir yaz akşamında uçuşan keten perdeler... O akşam omuzlarımıza aldığımız, en az oturduğumuz balkon kadar yasak olan bir şal... İncir ağaçlarına bakan yüksek bir balkondan sarkan kırmızı sakız sardunyalar... Üstüne gri benler yerleşmiş bir pirinç karyola başı... Birkaç aylığına kiralanmış yazlık bir evin beyaz saten duvarları, ilişik adımlarla basılan yıpranmış halıları... Tavana kadar kitap yüklenmiş loş bir koridor... Boya kokulu bir hol... Buzlu camdan avuç içi kadar bir kül tablası... Gövdesinde uzun çizgilerin ucunda gözyaşı gibi damlalar bırakarak erimiş bir mum...

Hiçbiri bize ait değil. Biz hiçbirinin değiliz. Ama hepsi bizi hatırlıyor. Tıpkı bizden öncekileri unutmadığı ve bizden sonrakileri de hatırlayacağı gibi... Gidiyoruz ama onlar kendilerinde saklıyor bizi. Çünkü hepimiz dokunduğumuz yerde biraz kendimizi, biraz kendimizden bırakıyoruz. Dokunduğumuz her şeyden biraz başkalarını çalıyoruz. Kendimizi, kendimizden bıraktıkça eksiliyoruz. Farkında olmadan başkalarıyla, bizden öncekilerle çoğalıyoruz. Hiçbir şey, hiç kimse bizim değil. Biz öyle olduğunu sansak, sanmak istesek bile hiç kimsenin değiliz.

Bir eskici dükkânı gibi hayat... Ve biz, birbirimizin eskicileriyiz...
Mazisini bilmediğimiz, vakıf olduğu sırları asla çözemeyeceğimiz eşyalar, ‘bizim’ olmasını istediğimiz, beklediğimiz sahiplerine benziyor. Sadece kendilerine aitler.
Hızla geride bıraktığımız zaman öyle bir köşede bekleyen, gündelik hayatını yaşayan veya vazgeçilmiş, gözden çıkarılmış ya da istenmeden el değiştirmiş o eşyalarda yaşıyor. Yaşadıklarımız bizden uzakta, belki de yakınımızda, hayır geride değil bizim anlayamadığımız bir boyutta sessizce sürdürüyor varlığını.
Yaşanan hiçbir an kaybolmuyor. Hiçbirimiz aslında şimdiki zamanda, şu anda yaşamıyoruz. Dağınık, bölük pörçük coğrafyalarda, sıradan eşyalarda soluk alıyoruz.
Geçtiğimiz her yerde, dokunduğumuz her şeyde kendimizi, kendi ‘an’larımızı bırakıyoruz. Geçtiğimiz her yerden, dokunduğumuz her şeyden başkalarını, başkalarının ‘an’larını yükleniyoruz.
Hiçbir şey, hiç kimse bizim değil. Biz öyle olduğunu sansak, sanmak istesek bile hiç kimsenin değiliz. Kalabalık, sahibinin bile içinde aradığını bulmakta zorlandığı, ortalığa yıllanmış ciltli bir kitabın açılan sayfalarından dağılan sararmış zaman kokusunun yayıldığı bir eskici dükkânında yaşıyor gibiyiz.
Bir eskici dükkânı gibi hayat. Ve biz, birbirimizin eskicileriyiz.


 
Toplam blog
: 30
: 1454
Kayıt tarihi
: 11.11.07
 
 

sığmaz ki buraya ne sen ne kalabalıklar! ..