- Kategori
- Kültür - Sanat
Vefatının 2. yılında Neşet Ertaş'ı anıyoruz

Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş ( 1938- 25 Eylül 2012 )
Açık söylemek gerekirse Orta Anadolu denilince ilk aklıma gelen şehirlerden Sivas’da Âşık Veysey, Talibi Coşkun ve Kırşehir’de Muharrem Ertaş, Çekiş Ali, Şemsi Yastıman ve özellikle bozkırın tezenesi diye anılan Neşet Ertaş aklıma geliyor. 25 Eylül Neşet Ertaş’ın aramızdan ayrılışının ikinci yıl dönümüdür. Neşet Ustayı unutmak mümkün değildir. Belki ben bir zamanlar Kırşehir ili Çiçekdağı ilçesinin Yerköye giderken Demirli Köyünde yaptığım öğretmenlik yıllarımın bir etkisi olsa gerek. ( Tarih 1964 - 1966 ) Bu yıllarda Demirli’ de öğretmenlik yaptığım günlerde Neşet Babanın türkülerini Türkiye radyolarında sık sık duyardık ve adeta aşık olmuştuk. Bir başka yazımda da söylemiştim. Neşet Ertaş’ın doğduğu köy İbikli köyüdür. İbikli köyü de benim Demirli’ ye çok yakın bir köydü. Bu köye bir kaç kez ziyaretlerim oldu.
Halk türkülerimizin değerli araştırmacı ve ustalarından ve Neşet Ertaş’ı yakından tanıyan Bayram Bilge Tokel Neşet Ertaş hakkında şunları yazıyor: 1960’lı yıllarından itibaren ismini bağlama ile birlikte anılan, sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi musiki çevrelerinde takdir ve hayranlıkla dinlenilen Neşet Ertaş’ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Çünkü O’ da aslında bir yöre sanatçısı yani mahalli bir sanatçı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak diğerlerinden ayrılır. Bazılarına göre saz çalıp türküler söyleyen herhangi bir mahalli sanatçı. Bazıları için ise TRT’nin resmi söyleyişi ile “Kırşehirli mahalli sanatçı “ o kadar… Kimine göre de sazı ve sözü sesi kendinden başka kimseye benzemeyen otantik bir yöre sanatçısı. Kimilerine göre de “Kırşehir ağzı ve şivesi ile türküler söyleyen bir” garip” insan. Onun için gelişmiş geçmiş en büyük halk müziği sanatçısı.-“ diyenler olduğu gibi türkü ve bozlakların en güçlü yorumcusu Cem Karaca gibi “bir bakıma bizim milli saz sanatçımızdır” diyenleri duymuşsunuz dur belki. Neşet Ertaş’a anlamlı bir görev yükleyen ünlü romancı Yaşar Kemal “ bozkırın tezenesi” nitelemesini, acının ve kavrulmuşluğun simgesi olan bozkırın tezenesi ni belk iilk defa duyuyorsunuz.
Neşet Ertaş'ı ve sanatını çarpıcı iki kelime ile anlatan etkileyici bir niteleme. İşte Neşet Ertaş orta Anadolu’muzun bozkırlarının tam ortasında “ay dost deyince yeri göğü inleten” gönül delisi bir babanın evladı olarak 1938 ‘de Kırtıllar köyünde dünyaya gelmiştir. Fakir bir ailenin çocuğu olarak gözlerini dünyaya açmıştır. Babası Muharrem Ertaş ve ikinci evliliğini yapan yine Kırtıllar köyünden olan Döne ile evlilik yapar. Necati, Neşet, Ayşe, Nadiye ve Muharrem adında beş çocuğu olur. Kırtıllar köyünün tamamı Abdallar aşireti köyüdür. Abdüllar doğru, dürüst ve ak-pak onurlu insanlardır. Köyün çevresi Abdallar adıyla anılır. İşte 1960 lalda Neşet Ertaş kendi hayat öyküsü aşağıdaki şiirde anlatmaya çalışır.. Adı geçen şiirde birkaç dörtlük ile sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bin dokuzyüz otuz sekiz cihana
Kırtıllar köyünde geldin dediler
Babama Muharrem, anama Döne
Dediysen Ata’yı bildin dediler
***
Dizinde sızıydı anamın derdi
Tokacı saz yaptı elime verdi
Yeni bitirmişim üç ile dördü
Baban gibi sazcı oldun dediler
***
O zaman babamdan öğrendim sazı
Engin gönül ile Hakk’ a niyazı
O yaşımda yaktı bir ahu gözü
Mecnun gibi çölde kaldın dediler
***
Zalim kader devranını dönderdi
Tuttu bizi İbikli’ye gönderdi
Babam saz çalarken bana zil verdi
Oynadım meydanda köçek dediler
***
Anam Döne İbikli’ de ölünce
Tam beş tane öksüz, yetim kalınca
Beşimiz de per perişan olunca
Babamgile buradan göçek dediler
***
Yürüdü göçümüz Tefleğe doğru
Bu hali görenin yanıyor bağrı
Üç aylık çocuğu çekilmez kahrı
Bunlara bir ana bulun dediler
***
Zalim kader tebdilimi şaşırtı
Heybe verdi dalamıza devşirtti
Yardım etti Yerköy’üne göçürttü
Biraz da burada kalın dediler
***
Yerköy(ün) den Kırıkkale’ye geldik
Babam saz çalarken biz cümbüş aldık
Kırşehir’e varınca kemanı çaldık
Aferin arkadaş çaldın dediler
***
Yârin aşkı ile arttı hep derdim
Babamı bir yere dünür gönderdim
Başlık çok istemişler haberin aldım
İstemiyor yârin seni derdiler
***
Kırşehir’de yedi sene kalınca
Düğün düzgün hepsi bize gelince
Burada herkese yer daralınca
Ankara’ya gider yolun dediler
***
Bir ev kiraladım münasip yerde
Kaldı kavim kardaş hep Kırşehir’de
Bu aşk hançerini vurdu derinde
Çaresini bulamazsan ölün dediler
***
Yârin aşkıyla döndüm şaşkına
Arada içerdim yarin aşkına
Canan acımaz mı garip dostuna
Bunu da içeriye alın dediler
***
İşte hayat öyküsünü böylesine bir halk ozanı tarzında dile getiren büyük söz ustası Neşet Ertaş sadece saz değil aynı zamanda bir söz ustası da olduğunu görüyoruz. Hayat hikayesini lirik bir üslupla dile getiriyor. Neşet Ertaş şiirinde olduğu gibi doğumundan ölümüne kadar hayatın büyük çilesi içinde yaşayıp gitmiştir. Dile getirdiği türkülerin çoğu acı, keder, gurbet ve insanlık sevgisiyle doludur. Birlikten ve beraberlikten yanadır. İsyankâr bir saz ve söz aşığı değildir. Tüm topumu kardeş olarak bilmiştir. Kimi zaman Yunus Emre gibi haykırarak şu sözleri sazının tellerinde vurgulamıştır:
Tanıyabildin mi sendeki seni
Bütün vücudunu, bu nazik teni
Allah şahit etmiş ruhu, bedeni
Kimseyi kimseden sormamak için
***
Sana akıl fikir, bir mantık vermiş
Senin gözün ile dünyayı görmüş
Allah sevenlerin gönlüne girmiş
Kulundan uzakta durmamak için… ( 1 )
Bu dizeler saz ve söz üstası bozkırın tezenesi diye ünlenen Neşet Ertaş’ın hayat öyküsünü anlatan bir kısım sayfalardır. Bir yerinde ise Neşet Baba zor günler geçirdi. Çocuklarının geçimi için ta Almanya’ya kadar gitti. Çaldı, söyledi kimi zaman da düğünlerde yöresel oyunlar sergiledi. Kimi zaman da para kazandı, lakin hiçbir zaman kimseye bir maddi menfaat için kul, köle olmadı. Sağlam ve bir dik duruşu vardı, onurlu bir sanatçı idi… 200 ‘e yakın türkü besteledi ve Türkiye radyo ve televizyonlarında söyledi ve birçok da ödül aldı. Ünlenen ve sevilen türkülerinden bazıları. Mabushanelere Güneş Doğmuyor, Karadır Bu bahtım Kara, Zahidem, Niğde Bağları, Çiçekler Ekiliyor, Yar Gönlünü Bilenlere, Köprüden Geçti Gelin, Hata Benim, Günah Benim, Mor Koyun, Kaşların Karasına, İki Büyük Nimetim Var, Gönül Dağ, Bağa Gel, Bostana Gel, Şeker Dağı, Aşkın Beni Deleyledi, Çiçekdağı, Dane Dane Benleri var, Ayva Turunç Narım var, Dağlar Dağladı Beni, Nar tanesi, Mühür Gözlüm, Kar mı Yağmış Yüce Dağlar Başına, Kar yağar Kar Üstüne, Ne Güzel Yaratmış Seni Yaradan ve Bugün Bayram günü gibi sevilen ve söylenen türkülerden bazılarıdır. Genel olarak Neşet Ertaş’ın okuduğu Türküler ve Samahlar, Halaylar ve oyun havaları, birde Bozlak halinde okumuş olduğu türküleri varı vardır.
Orta Anadolu’muzun gür ve bozlak sesi Kırşehirli Neşet ERTAŞ, Türk halk müziği bağlamında nadir yetişen değerlerimizdendir. O Anadolu’nun sesi ve bozkırın tezenesi diye ünlendi. Onu geçen yıl 25 Eylül 2012 yılında öbür âleme göndermiştik. Acısı hala içimizde, yeri doldurulmadı tıpkı Cem Karaca ve Barış Manço gibi… Vefatının ikinci yılında saygıyla ve rahmetle anıyor mekanı cennet olsun diyorum. Sevgili Neşet Ertaş’ı her zaman yanık türküleriyle anacağız. Işıklar içinde yatsın. O'nu her zaman lirik ve Anadolu'nun havasını onurla yaşatan güzelim türküleriyle saygıyla anacağız...
Abdülkadir GÜLER
24.09.2014- Söke
------------------------------------------------------------------------------------------
1- Neşet Ertaş kitabı / Hayatı ve eserleri, Hazır: Bayram BilgeTokel ,Akçağ Yayınları 2. Baskı 2000- Ankara.