​ Vefatının 2. yılında Neşet Ertaş'ı anıyoruz / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '14

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Vefatının 2. yılında Neşet Ertaş'ı anıyoruz

Vefatının 2. yılında Neşet Ertaş'ı anıyoruz
 

Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş ( 1938- 25 Eylül 2012 )


Açık söylemek gerekirse Orta Anadolu denilince ilk aklıma gelen şehirlerden Sivas’da Âşık Veysey, Talibi Coşkun ve Kırşehir’de Muharrem Ertaş, Çekiş Ali, Şemsi Yastıman ve özellikle bozkırın tezenesi diye anılan Neşet Ertaş aklıma geliyor. 25 Eylül Neşet Ertaş’ın aramızdan ayrılışının ikinci yıl dönümüdür. Neşet Ustayı unutmak mümkün değildir. Belki ben bir zamanlar Kırşehir ili Çiçekdağı ilçesinin Yerköye giderken Demirli Köyünde yaptığım öğretmenlik yıllarımın bir etkisi olsa gerek. ( Tarih 1964 - 1966  ) Bu yıllarda Demirli’ de öğretmenlik yaptığım günlerde Neşet Babanın türkülerini Türkiye radyolarında sık sık duyardık ve adeta aşık olmuştuk. Bir başka yazımda da söylemiştim. Neşet Ertaş’ın doğduğu köy İbikli köyüdür. İbikli köyü de benim Demirli’ ye çok yakın bir köydü. Bu köye bir kaç kez ziyaretlerim oldu.

Halk türkülerimizin değerli araştırmacı ve ustalarından ve Neşet Ertaş’ı yakından tanıyan Bayram Bilge Tokel Neşet Ertaş hakkında şunları yazıyor: 1960’lı yıllarından itibaren ismini bağlama ile birlikte anılan, sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi musiki çevrelerinde takdir ve hayranlıkla dinlenilen Neşet Ertaş’ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Çünkü O’ da aslında bir yöre sanatçısı yani mahalli bir sanatçı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak diğerlerinden ayrılır. Bazılarına göre saz çalıp türküler söyleyen herhangi bir mahalli sanatçı. Bazıları için ise TRT’nin resmi söyleyişi ile “Kırşehirli mahalli sanatçı “ o kadar… Kimine göre de sazı ve sözü sesi kendinden başka kimseye benzemeyen otantik bir yöre sanatçısı. Kimilerine göre de “Kırşehir ağzı ve şivesi ile türküler söyleyen bir” garip” insan.  Onun için gelişmiş geçmiş en büyük halk müziği sanatçısı.-“ diyenler olduğu gibi türkü ve bozlakların en güçlü yorumcusu Cem Karaca gibi “bir bakıma bizim milli saz sanatçımızdır” diyenleri duymuşsunuz dur belki. Neşet Ertaş’a anlamlı bir görev yükleyen ünlü romancı Yaşar Kemal “ bozkırın tezenesi” nitelemesini, acının ve kavrulmuşluğun simgesi olan bozkırın tezenesi ni belk iilk defa duyuyorsunuz.

Neşet Ertaş'ı ve sanatını çarpıcı iki kelime ile anlatan etkileyici bir niteleme. İşte Neşet Ertaş orta Anadolu’muzun bozkırlarının tam ortasında “ay dost deyince yeri göğü inleten” gönül delisi bir babanın evladı olarak 1938 ‘de Kırtıllar köyünde dünyaya gelmiştir. Fakir bir ailenin çocuğu olarak gözlerini dünyaya açmıştır. Babası Muharrem Ertaş ve ikinci evliliğini yapan yine Kırtıllar köyünden olan Döne ile evlilik yapar. Necati, Neşet, Ayşe, Nadiye ve Muharrem adında beş çocuğu olur. Kırtıllar köyünün tamamı Abdallar aşireti köyüdür. Abdüllar doğru, dürüst ve ak-pak onurlu insanlardır. Köyün çevresi Abdallar adıyla anılır. İşte 1960 lalda Neşet Ertaş kendi hayat öyküsü aşağıdaki şiirde anlatmaya çalışır.. Adı geçen şiirde birkaç dörtlük ile sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bin dokuzyüz otuz sekiz cihana

Kırtıllar köyünde geldin dediler

Babama Muharrem, anama Döne

Dediysen Ata’yı bildin dediler

***

Dizinde sızıydı anamın derdi

Tokacı saz yaptı elime verdi

Yeni bitirmişim üç ile dördü

Baban gibi sazcı oldun dediler

 ***

O zaman babamdan öğrendim sazı

Engin gönül ile Hakk’ a niyazı

O yaşımda yaktı bir ahu gözü

Mecnun gibi çölde kaldın dediler
 

***
Zalim kader devranını dönderdi

Tuttu bizi İbikli’ye gönderdi

Babam saz çalarken bana zil verdi

Oynadım meydanda köçek dediler

***

Anam Döne İbikli’ de ölünce

Tam beş tane öksüz, yetim kalınca

Beşimiz de per perişan olunca

Babamgile buradan göçek dediler
 

***
Yürüdü göçümüz Tefleğe doğru

Bu hali görenin yanıyor bağrı

Üç aylık çocuğu çekilmez kahrı

Bunlara bir ana bulun dediler
 

***

Zalim kader tebdilimi şaşırtı

Heybe verdi dalamıza devşirtti

Yardım etti Yerköy’üne göçürttü

Biraz da burada kalın dediler
 

***
Yerköy(ün) den Kırıkkale’ye geldik

Babam saz çalarken biz cümbüş aldık

Kırşehir’e varınca kemanı çaldık

Aferin arkadaş çaldın dediler

 ***

Yârin aşkı ile arttı hep derdim

Babamı bir yere dünür gönderdim

Başlık çok istemişler haberin aldım

İstemiyor yârin seni derdiler
 

***

Kırşehir’de yedi sene  kalınca

Düğün düzgün hepsi bize gelince

Burada herkese yer daralınca

Ankara’ya gider yolun dediler

***

Bir ev kiraladım münasip yerde

Kaldı kavim kardaş hep Kırşehir’de

Bu aşk hançerini vurdu derinde

Çaresini bulamazsan ölün dediler
 

***
Yârin aşkıyla döndüm şaşkına

Arada içerdim yarin aşkına

Canan acımaz mı garip dostuna

Bunu da içeriye alın dediler
 

***


İşte hayat öyküsünü böylesine bir halk ozanı tarzında dile getiren büyük söz ustası Neşet Ertaş sadece saz değil aynı zamanda bir söz ustası da olduğunu görüyoruz. Hayat hikayesini lirik bir üslupla dile getiriyor. Neşet Ertaş şiirinde olduğu gibi doğumundan ölümüne kadar hayatın büyük çilesi içinde yaşayıp gitmiştir. Dile getirdiği türkülerin çoğu acı, keder, gurbet ve insanlık sevgisiyle doludur. Birlikten ve beraberlikten yanadır. İsyankâr bir saz ve söz aşığı değildir. Tüm topumu kardeş olarak bilmiştir. Kimi zaman Yunus Emre gibi haykırarak şu sözleri sazının tellerinde vurgulamıştır:

Tanıyabildin mi sendeki seni

Bütün vücudunu, bu nazik teni

Allah şahit etmiş ruhu, bedeni

Kimseyi  kimseden sormamak için

***

Sana akıl fikir, bir mantık vermiş

Senin gözün ile dünyayı görmüş

Allah sevenlerin gönlüne girmiş

Kulundan uzakta durmamak için… ( 1 )

Bu dizeler saz ve söz üstası bozkırın tezenesi diye ünlenen Neşet Ertaş’ın hayat öyküsünü anlatan bir kısım sayfalardır. Bir yerinde ise Neşet Baba zor günler geçirdi. Çocuklarının geçimi için ta Almanya’ya kadar gitti. Çaldı, söyledi kimi zaman da düğünlerde yöresel oyunlar sergiledi. Kimi zaman da para kazandı, lakin hiçbir zaman kimseye bir maddi menfaat için kul, köle olmadı. Sağlam ve bir dik duruşu vardı, onurlu bir sanatçı idi…  200 ‘e yakın türkü besteledi ve Türkiye radyo ve televizyonlarında  söyledi ve birçok da ödül aldı. Ünlenen ve sevilen türkülerinden bazıları. Mabushanelere Güneş Doğmuyor, Karadır Bu bahtım Kara, Zahidem, Niğde Bağları, Çiçekler Ekiliyor, Yar Gönlünü Bilenlere, Köprüden Geçti Gelin, Hata Benim, Günah Benim, Mor Koyun, Kaşların Karasına, İki Büyük Nimetim Var, Gönül Dağ, Bağa Gel, Bostana Gel, Şeker Dağı, Aşkın Beni Deleyledi, Çiçekdağı, Dane Dane Benleri var, Ayva Turunç Narım var, Dağlar Dağladı Beni, Nar tanesi, Mühür Gözlüm, Kar mı Yağmış Yüce Dağlar Başına, Kar yağar Kar Üstüne, Ne Güzel Yaratmış Seni Yaradan ve Bugün Bayram günü gibi sevilen ve söylenen türkülerden bazılarıdır. Genel olarak Neşet Ertaş’ın okuduğu Türküler ve Samahlar, Halaylar ve oyun havaları, birde Bozlak halinde okumuş olduğu türküleri varı vardır.

Orta Anadolu’muzun gür ve bozlak sesi Kırşehirli Neşet ERTAŞ, Türk halk müziği  bağlamında nadir yetişen değerlerimizdendir. O Anadolu’nun sesi ve bozkırın tezenesi  diye ünlendi. Onu geçen yıl 25 Eylül 2012 yılında öbür âleme göndermiştik. Acısı hala  içimizde, yeri doldurulmadı tıpkı Cem Karaca ve Barış Manço gibi… Vefatının ikinci yılında saygıyla ve rahmetle anıyor mekanı cennet olsun diyorum. Sevgili Neşet Ertaş’ı her zaman yanık türküleriyle anacağız. Işıklar içinde yatsın. O'nu her zaman lirik ve Anadolu'nun havasını onurla yaşatan güzelim türküleriyle saygıyla anacağız...

Abdülkadir GÜLER

24.09.2014- Söke

 ------------------------------------------------------------------------------------------

 1-  Neşet Ertaş kitabı  / Hayatı ve eserleri,  Hazır: Bayram BilgeTokel ,Akçağ Yayınları 2. Baskı 2000- Ankara.

  

 

 
Toplam blog
: 2227
: 832
Kayıt tarihi
: 27.06.09
 
 

1946 Mardin ili, Kızıltepe ilçesi'nin Esenli köyünde doğmuştur. İlk ve ortaokulu Kızıltepe'de bit..