- Kategori
- Yurtdışı Tatil
Venedik'e geleceklere altın öğütler

SAN MARCO MEYDANINA KUŞ BAKIŞI
Venedik’e ilk defa gelenler ya da gelecek olanlar için birkaç açıklayıcı bilgi:
Öncelikle Venedik küçük bir adadır. Kaybolsanız dahi gideceğiniz yere ulaşmak için 1 saatten daha fazla zaman kaybetmeniz çok zor bir ihtimaldir.
Venedik’in her yerinde uyarı levhaları vardır. O levhaları takip ettiğinizde San Marco Meydanı’nı, Rialto Köprüsü’nü, Ferrovia’yı (tren istasyonu) ve Piazzale Roma’yı (Otobüs Durağı) bulmak çok kolaydır. Unutmayın ki en kısa yol en iyi bildiğiniz yoldur. O nedenle bir yere ulaşmak için vaktiniz kısa ise hiç maceraya girmeyin. Venedik’te yol iz bilmeyene bu levhalar hayat kurtarıcı olur, doğru; ama Venedik’in yollarını iyi bilen biri asla levhalara uymaz; zira kullandığı yol her zaman daha kısadır.
San Marco Meydanı’na pek çok noktadan ulaşım imkanı vardır. O nedenle bazen aynı duvar üzerinde, birbirinin zıt noktaları gösteren “Per San Marco” uyarısı görürseniz şaşırmayın; her hangi birini takip edin yeter.
Kanal Grande üzerinde tam 4 tane köprü bulunmaktadır. Şehirde Piazzale Roma’dan San Marco Meydanı’na gidip geri dönecekler Rialto Köprüsü ya da Accademia Köprüsü’nü ya da Piazzale Roma’yı Ferrovia’ya bağlayan demir köprüyü kullanmak zorundadırlar. Demir köprüyü geçenler diğer iki köprüye uğramadan “Strada Nuova”yı (yeni yol) boydan boya yürüyüp meydana ulaşırlar. Demir Köprünün tam tersi istikametinde gidip geri dönecek olanlar giderken Rialto Köprüsü’nü dönerken de Accademia Köprüsü’nü geçerlerse oldukça büyük bir daire çizmiş olurlar. Tabii bunun tersini yapıp önce Accademia Köprüsü sonra da Rialto Köprüsü’nü geçebilirler.
Zattere, Arsenale, Gardini, Santa Elena, Canareggio ve Ghetto, Campo Santi Giovanni e Paolo ve Campo Santa Maria Formosa bölgeleri için ayrıca zaman ayırmak gerekmektedir. Şehri gezmeye gelen turistlerin genellikle Venedik’te geçirmeleri gereken süre kısıtlı olduğu için bu bölgeleri hiç göremeden şehirden ayrılırlar. Oysa şehrin esas keşfedilmesi gereken noktaları hep de turist eli değmemiş yerler oluyor.
Giudecca Adası genel olarak turist gezilerinin dışında kalırken, Murano ve Burano adasına turistik geziler hep oluyor. Oysa Giudecca’nın barlarında oturup da Venedik manzaralı bir bardak prosecco içmenin tadına doyum olmadığını anlayacak vakti olmalı bu şehri ziyarete gelenin. Yoksa bulunduğu şehrin neden bir rüya gibi aklını başından aldığına tanık olamayacak.
Venedik’i görmek için yola çıkanlar İtalya turu yapıp bir güne de Venedik’i sığdırmayın. Gelin ve bu şehrin gecesini ve gündüzünü keşfedin. Bırakın şehir duygularınıza egemen olsun bir süreliğine ve hayatınızın karmaşasından sizi çekip bambaşka bir dünyaya bıraksız. Kendinizi hafiflemiş olarak hissedin; ama asla Venedik’te bir haftadan fazla kalmayın. Yoksa o meşhur göz estetiği hastalığı sizi de bulur. Şehrin büyüsünden sarhoş olan gözlerinizin içi nereye giderseniz gidin asla bir daha gülmez. Dünyanın başka bir noktası sizi mutlu etmeye yetmez.
Şehirler aşık olmak için aslında birer bahanedir. Her yerde her an birine aşık olabilirsiniz; ama bulunduğunuz yer size oyun oynar da en içinden çıkılmaz duyguları size yaşatırsa o yerin kölesi olabilirsizin. Venedik’in güzelliklerine çoğu kişi Venedik’e gelmeden tutuluyor. Günün birinde kız arkadaşımı San Marco Meydanı’nda öpeceğim yemini edenlerle tanışanlarınız olmuştur. Venedik’e bir gideyim gondolda en güzel aşk şarkıları dinleyip sevgilime sarılacağım diyenler de az değildir muhtemelen.
Venedik gerçekten öyle arsız öyle utanmaz bir şehirdir ki insanoğlunun aklına hakim olup bütün duygularına hakim olur. Çevrenizde sizin gibi şehrin zehirlediği birçok insan bulursunuz. Gözleri fal taşı gibi açık, dudaklar hafif aralık ve baş yukarıda şehri seyre dalarlar. Etraflarında dönerler ve uzun uzun sakince şehri seyre dalarlar. Venedik işte öylelerinin hayatlarına kara bir sayfa açar aslında gittiğiniz her yerde sizi kovalayan bir mutsuz olma hali ve dünya üzerinde...