- Kategori
- Kültür - Sanat
Vincent van Gogh “Tüm ihtiraslarımdan vazgeçsem bile resim yapmadan duramam”

Van Gogh " Yıldızlı Gece"
Wilhem Vincent van Gogh demiş; “Eğer içinizden ‘sen resim çizemezsin’ diyen bir ses duyarsanız, herşeye rağmen çizin. O ses susacaktır.” Ve “ İnsan ressamların değil, doğanın dilini dinlemeli; varlıkların hissettirdikleri resimlerin hissettirdiklerinden çok daha önemlidir.” Ne güzel demiş, yüreklendirmiş, motive etmiş, cesaretlendirmiş resim yapanları hatta başka sektörde çalışanları.
Van Gogh’un bu sözleri aklıma kaplumbağa hikayesini getirdi. Birgün kaplumbağalar arasında yarış düzenlenmiş. Kulenin tepesine ilk çıkan yarışmayı kazanırmış. Kalenin tepesi o kadar yüksekmiş ki ilk çıkmak ne kelime çıkabilmek meseleymiş. Kaplumbağalar, seyirciler toplanmış ve yarış başlamış. Ancak kulenin yüksekliğinden ürken seyirciler kaplumbağaların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Hatta seyirciler bu düşüncelerini yüksek sesle dile getiriyormuş. Öyle ki, yarışan kaplumbağalar seyircilerin ahah vahvah zavallılar asla başaramayacaklar gibi serzenişlerini işitiyormuş. Kulenin tepesine ulaşmaya çalışan yarışmacı kaplumbağalar teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. Seyirciler ise seslerini giderek arttırarak başaramayacaklar sözleri tüm yarış alanında yankılanmış. Ancak kaplumbağalardan biri inatla kuleye tırmanmaya devam ediyormuş. Yılmadan azimle. Sonunda biri hariç diğer bütün kaplumbağalar gayretlerini, ümitlerini, heveslerini yitirmiş ve yarışı bırakmışlar. Yarışta kalan tek kaplumbağa büyük bir mücadele ile kulenin tepesine çıkarak yarışı kazanmış. Yarışmacılar ve seyirciler, hayretler içinde kaplumbağaya sormuşlar, bu işi nasıl başardın diye. O zaman fark etmişler ki kulenin tepesine çıkan kaplumbağa sağırmış! Sağır kaplumbağanın başarısı ile tüm kaplumbağalar dere tepe demeden yeryüzüne yayılmanın, sabır ve kararlılıkla yol almanın ne demek olduğunu öğrenmiş ve cesaret kazanmışlar. Hikayeden anlıyoruz ki insanlara kulak asmayın hele ki olumsuz düşünen söyleyen sizi yere çeken insanları hiç önemsemeyin. Çevrede insanların mutsuzluğu ile avunan mutlu olan enerji hırsızları var. Duymayın gülüp geçin gitsin onlar umutsuz vakalar.
Vincent van Gogh’un uluslararası tarihin gelmiş geçmiş en ünlü ressamları arasında olduğunu, eserlerinin tüm dünyada sergilendiğini, milyon dolarlar ettiğini biliyoruz. Peki biliyormusunuz van Gogh ‘un hayatı boyunca sadece 10 yıl kadar resim yaptığını. Ünü büyük ölçüde, alışılmadık yaşamı çevresinde yaratılan söylencelerden kaynaklanır. Ressam olmadan önce denediği çeşitli meslekler, yılmadan bilinmedik hedefler peşinde koşan van Gogh’un yaşamın anlamı aradığını ortaya koyar. Yaşadığı sürece sadece bir tane resmi satılan ama bugün resimleri rekor fiyatlara ulaşan bu ressam daha önce Lahey, Londra ve Paris’te resim alım satımı yaptı. Kovuldu. Koleksiyon şirketinden kovulan van Gogh sonra İngiltere’de Ramsgate’de yardımcı öğretmenlik ve Middlesex’te Metodist bir rahibe asistanlık yaptı. Dordrecht’te kitap sattı. Amsterdam’da dinbilim okuluna gitti ve sonunda Belçika’nın Borinage bölgesinde iki yıl kadar vaizlik yaptı. Oradan da kovuldu. Borinage’da madenciler arasında yaşarken yoksul insanların resmini çizmeye başladı. Gezgin bir vaiz, ezici bir yoksulluk ortamında bir sanatçıya dönüştü. Yokluk ve sefalet içindekilere duyduğu yakınlık ve durmaksızın çalışmak, van Gogh’un daha sonraki yaşamını da belirleyen kişilik özellikleriydi. Vincent Wilhem van Gogh 30 mart 1853’te Hollanda’da doğdu. 1880’lerde Büyük bir kararlılık ve ciddiyetle ressam olmak üzere çalışmaya başladı ve sanat dersleri aldı. 1885’te Antwerp’te sanat okuluna başladı. Öğretmenlerin yol gösterdiği uygulamalı ve canlı modelle çizim olanakları veren bu dersler çok yararlı oldu. Yaptığı sayısız kopyalamaya karşın van Gogh başlangıçtan beri kendine özgü bir yaklaşım içindeydi. Doğduğu yerdeki çıplak doğa manzaraları, yoksulların yaşadığı yerler, basit nesneler gibi konulara büyük ilgi duyuyordu. Empresyonizm yani izlenimcilik sanat akımını benimsemiştir. Fırça darbelerinden izlenimcilerin yaptığı resimleri ayırt edebilirsiniz. İzlenimciler, kısa sürede yoğun duygularıyla gördüklerini, o anı tuvaline yansıtır. Resimlerinde koyu kahverengi tonlarını çok kullanıyor ve kalın koyu siyah ve yoğun taramalarıyla dikkat çekiyordu. Yeşil Boneli Köylü Kadın, Sien (elinde sigara sobanın önünde), Akşam Çanı, Patates Ekimi, Patates Yiyenler, Bir Kız Portresi, Kendi Portresi, Vincent’in Sandalyesi ve Pipo, Arles’teki Yatak Odası, Saintes- Maries Kıyısında Balıkçı Sandalları, Yıldızlı Gece, Ayçiçekleri eserlerinden… Paris’teki kardeşine yazdığı Theo’ya mektupları unutmayalım. Vincent’in geçimini tüm yaşamı boyunca resim alım satımıyla uğraşan kardeşi Theo sağladı. Borçlarını resimleriyle ödeyemeyeceğini gören Vincent, Theo ve karısı Jo’ya yazdığı bir mektupta , “Tüm ihtiraslarımdan vazgeçsem bile resim yapmadan duramam” diyor ve acı bir öngörüyle şunları ekliyordu: “Durum hiç iyi görünmüyor, kendim için mutlu bir gelecek göremiyorum.” Öldükten sonra değeri bilinen ressamlardan. Eşi, çocukları olmadı yaşamını yalnız geçirdi. Hayatla sorunları vardı. Psikolojik, sosyolojik. Hatta başka bir ünlü ressam olan Gauguin’le tartışıp kulağını kesmiştir. Aralıksız sürdürdüğü yalnız yaşamı, aşırı çalışma temposu, yetersiz beslenme, İyileşmeyen hastalıklar ve tutkulu sanatsal çalışmaların ardından psikolojik çöküntü, arkadaşının portresinde deli olarak yansıdığını düşünmesi, kurmak istediği sanatçılar topluluğu düşünün yıkılması ve yeniden yalnızlık içine düşeceği korkusu bu çılgınlığı hazırlayan etkenlerin toplamı olabilir. 29 Temmuz 1890 yılında öldü. Vincent van Gogh ilk altı yılı çıraklık dönemi olmak üzere, yaşamının yalnızca on yılını ressam olarak geçirmesine karşılık bugün bütün zamanların en ünlü ressamlarından biridir. Sevgiler Deniz Şahin
Kaynakça; Vincent van Gogh / Dieter Beaujean / mini sanat dizisi /“2005 KÖNNEMAN”in der Tandem Verlag GmbH, Königswinter /Türkçe Basım Copyright 2005 Literatür Yayıncılık