​ Viraja hızlı mı girdik acaba? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '09

 
Kategori
Güncel
 

Viraja hızlı mı girdik acaba?

Viraja hızlı mı girdik acaba?
 

Milliyet internet 13 Kasım 2009 Meclis görüşmeleri


Milletleri incelediğimizde, en sağlam metod olarak, tarihlerine bakarız ve nerden gelmiş ne olmuş , bugünkü durumuna nasıl ulaşmış ya da bugünkü haline nasıl düşmüş sorularına cevap ararız.. Tabi doğal olarak tarih, tarihi şekillendiren, ortaya çıkaran dökümanların ve durumların, süreci olduğu gibi önümüze serdikleri için, süreç içerisindeki duygusallık ya da o zamanın getirdiği manevi şartlar subjektiflik yanılgısı bizlere etki etmez. Tamamen objektif, yansız bir şekilde yalın olarak tarihi görür, inceler, okur ve incelenen millet hakkındaki teşhisimizi koyarız.

Milletler şimdiki durumlarına, geçmişte uygulamış oldukları, zamanın getirdiği ve dönemin oluşturduğu pozisyonlara göre doğru ve/ veya yanlış politikalar neticesinde gelmişlerdir. Kimileri eskiye oranla daha zor bir duruma düşmüş, kimileri yok olmuş, kimileri de daha güçlü bir yapıya sahip olmuşlardır.

Kendi geçmişini iyi bilen ve geleceği iyi öngörebilen, vizyon sahibi yöneticiler tarafından yönetilen milletler, tarih boyunca yükselen bir grafik çizerek, git gide güçlenen bir mirası gençlerine bırakmışlardır. Geleceği öngörebilmek ve ona göre politikalarına yön verebilmek gerçekten çok önemli, herkese has olmayan özellikler isteyen bir beceri, kabiliyettir.

Bizim milletimiz geçmişinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi vizyon sahibi ve geleceği öngörü yetisi keskin olan, ayrıca liderlik vasıflarının tamamını kendinde toplayan bir yöneticiye sahip olduğu için, şanslı bir millettir. Kaldı ki, Atatürk, kendi zamanındaki düşmanlarının oyun ve hilelerini, metodlarını, yöntemlerini iyi bildiği için, kendisinden sonra da aynı yöntemlerle ülkemizin ve milletimizin yakasından düşmeyeceklerini bildiği için, biz gençlere miras olarak ilk başta NUTUK ve Gençliğe Hitabe, kılavuzlarını bırakmıştır.

Biz Türkler aslında paranoyak bir millet değiliz ancak, dünyanın hiç bir milletiyle de bizimle uğraşıldığı kadar uğraşılmamıştır ve uğraşılmamaktadır. Bu kadar fazla fitne ve fesat tohumlarının ekilmek istenmesi de, geçmişten bu yana, Kurtuluş Savaşı'nda milletimizin göstermiş olduğu birbirine kenetlenme refleksini kırmak ve gevşemeyi sağlayıp yumruğu açabilme çabasıdır.

Bugüne kadar, sağ-sol, sünni-alevi, laik-antilaik, fitneleriyle kenetlenmiş olan insanımızın arasındaki sıkı bağları gevşetme çabaları sonuç vermiştir. Ayrıca buna birde coğrafyamızda en çok bizim ülkemizde bulunan kürt asıllı vatandaşlarımızın bilinçaltına atılan, özellikle genç kısıma empoze edilmeye çalışılan ikinci sınıf vatandaş yakıştırması adı altındaki fitne çok tehlikeli bir hal almaya başlamıştır.

Bugün aslında hiçbir kürt vatandaşının ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmediği halde, etnik kökeni nedeniyle hiçbir ayrıma maruz kalmamasına rağmen, sanki öyleymiş gibi, efsunlanmaları içler acısıdır. Zaten hepsi bu fitneye kanmıyor ama kananların sayısınıda mitinglerde görüyoruz. Özellikle gençler! Kaldı ki, bu fitneye hükümetinde alet olması beni tedirgin etmektedir.

Sorun vardır, ancak sorun etnik köken, dil sorunu değil, yıllarca aşiret baskısı altında ezilmiş ve dededen öyle görmüş halkın, bireyselliğinin farkında olması ve ekonomik yönden güçlendirilmesi sorunudur. Maalesef halkın bir türlü bırakmak istemediği aşiret sistemi, halkı ezmiştir.

Geçmişte devlet tarafından yapılmaya çalışılan toprak reformu, halkın bilinçlendirilmesi çabaları, yine aynı şekilde rahatları ellerinden gidecek olan aşiret ailelerinin baskıları sonucu ve geçmişinde dedesinden, babasından gördüğü üzere aşirete bağlılık davranışı ve refleksi dolayısıyla yine halk tarafından engellenmiştir. Kısaca yörenin geri kalmasının sebebini devlete bağlamak, haksızlık olur. Geri kalmışlıkta, yıllarca oralarda hüküm süren aşiret ağalarının, güçlerini kaybetmemek için gösterdiği zulüm ve bu zulümden korkan halkın, devlete yanaşmamasının payı büyüktür.

Cahil kalan ve korkan halk, bugün maalesef yine şer odakları tarafından hedef saptırılarak kullanılmak istenmekte , düşmanın devlet olduğunu zannetmektedir. Daha çıkan teröristlerin çoğu bu halkın gençleridir. Kendi ailesinde gördüğü fakirliğin ve ezikliğin kimden geldiğini sorgulamakta, ailesi aşirete laf söyletmediği ve toz kondurmadığı için, suçlunun devlet olduğuna inanarak dağa çıkmakta yada başka terörist eylemlere katılmaktadır.

Lütfen yanlış anlaşılmasın, sözüm tüm kürd halkından ziyade, pkk lehine ve devlet aleyhine düşünce besleyenleri kapsamaktadır.

İşte tablo budur ve yapılması gereken de bölgenin ekonomik olarak güçlendirilmesi, halkın refahının arttırılmasıdır. Bunun yolları çok çeşitlidir ve herkesce bilinmektedir. Bugüne kadar yapılan ise maalesef zaman kaybı ve israftan öteye geçmemektedir. Pansuman tedbirler ile ülkemiz çok büyük kaynaklarını buralarda heba etmiştir. Aşiret sisteminin kaldırmadan, töre sisteminin kaldırmadan, halkı okula göndermeden, okutmadan, sadece mevcut durumun neticesi olan teröre askeri yöntemlerle başvurulmuştur. Halbuki önce aşiret sistemini kaldırıp, halka toprak ve imkan verip bölge halkı ekonomik olarak güçlendirilse idi ki, buna dediğim gibi aşiret düzeni izin vermiyordu, bugün terör gençlerin beynini yıkayıp dağa çıkarttıramazdı.

Terör aslında dış mihrakların bir maşasıdır. En basit örneği ise, rahmetli Turgut Özal dan sonra bölge GAP ile güçlendirilmeye ve ekonomik olarak belli bir seviyeye getirilmeye başlandığında, aşiretlerle olan ilişkiler düzenlendiğinde, dış mihraklar, gençleri daha çıkış nedenlerinin ortadan kalktığı görüp, başka nedenler ortaya atmaya başlamışlardı ki, en tehlikelisi de budur, bölünüp bağımsız bir Kürdistan kurma hayalidir.

Kürdistan nasıl kurulur, bunun iki yolu vardır. Birincisi sıcak savaş ve iç savaşdır. Bedel çok kanlı olur ve sonuç kesin değildir. Hüsrandır. İkincisi bazı dil ve sosyal özerklikler alınır, bu özerklikler alnırken demokrasi, hak , özgürlük kavramlarının arkasına sığınılır ki maksat kimseyi ürkütmemektir, ayrıca bu esnada nüfus olarak hızlı bir artış gösterilir ki bugün yapılmaya çalışılanın o olduğu kesindir, belli bir süre sonra yani yaklaşık 20-50 yıl sonra çoğunluk haline gelerek meclise tam ikitidar olarak gelinir, devletin tüm kadrolarına gerekli kadrolaşma nüfuz eder, tüm yapısal, fonksiyonel departmanlar ele geçirilir ve sonunda anayasanın ilk üç maddesi değiştirilerek istenen sonuca varılır. Direnmeye çalışanlarda bir şekilde örtbas edilir ve bir ülke böyle ele geçirlir. Ben şahsen bugün birçok provakatörün ve politikacının kafasının içinde bu programın olduğuna eminim.

Mecliste yapılan görüşmelerde , milletvekilinin birisi bayrakla , sınırla hiç bir işimiz sorunumuz yoktur, empati yapın demektedir.Ancak bunu söylerken aynı partiye mensup başka bir milletvekili ve aynı zamanda provakatör olan biriside yapılan mitingde Türk bayrağının açılmasına karşı çıkmış, sarı, yeşil, beyaz, sözde kürdistan bayrakları açılmıştır.

Öte yandan, tarihimizde Dersim İsyanı diye anılan isyanda, analar ağlamadı mı diye tepki veren milletvekilimizin üzerine Dersim Katliamını övüyor diye yüzlerce kişi yürüdü.

Kimse, kimseyi aptal yerine koyamaz. Sizin bayrakla, sınırla, devletle, Türkiye ile sorununz var. Şu anda kimseyi ürkütmemek ama amacınıza ulaşmak için merdivenin ilk basamaklarını çıkmaya başlıyorsunuz. Bugün kürt asıllı vatandaşların hiçbirine ikinci sınıf insan muamelesi yapılmamaktadır. Sırf DTP ve pkk öyle olduğunu bahane ederek bölücülük yapmaktadır. Hükümette bunu kabullenip, akılları sıra birliği sağlayacağız diye, açılım adı altında, aslında açılımla hiçbir alakası olmayan sadece ileride meydana gelecek olan bölünmenin temellerini atan atılımlar içindedir. <ı>Bölge halkının derdi dil değil, iştir, aştır. Ama milleti bölmek isteyenlerin derdi dildir, topraktır.

<ı>Gençlerin dilinde liderimiz Atatürk değil, apodur lafları geziniyor. Şimdinin çocukları kürdistan ideali ile büyütülmeye başlandı bile ve lütfen kimse bana bunun tersini iddia etmesin, TV lerden binleri görüyoruz, ülkemin içinde elini kolunu sallaya sallaya pkk sloganı atıp, bayrağı açıyorlar. Etrafa zarar veriyorlar, halkın malını yakıp yıkıyorlar. Bu ülkede demokrasi yoksa bu yaptıkları eylemi yurtdışındamı yapıyorlar?

<ı>Dil deyip geçmeyin, dil çok önemlidir, dil bir milleti beraber tutan ana yapıtaşlarından birisidir. Bugün aklı kürdistan hayali ile zehirlenmiş bir çok idealist genç vardır ve yarın bu gençler ülke yönetiminde oy sahibi olacaklardır. Bu gençler artık Türkiye düşmanı olarak yetişmektedirler ve onlar için yapılacak birşey yoktur. İsteselerde bu düşüncelerden kurtulamazlar . Mitinglerde gördüğünüz topluluktur bu arkadaşlarımız ve bağımsız kürdistan fikrinin arkasından düşünmeden gidecek olan kişilerdir.

<ı>Bu milletin dibine dinamiti koyupta fitilini ateşleyen şimdiki hükümettir ve açılımla ilgili meclise bilgi verirken, kendilerinin o kadar emin bir şekilde anayasanın ilk üç maddesi bu işin dışındadır diyorlar ki, şaşırıyorum. Neye dayanarak milletin meclisinde böyle bir teminat veriyorsunuz? Sizin, böyle milletin tüm gidişatını etkileyecek bir kavşak noktasında garanti vermek gibi bir üstünlüğünüz nereden geliyor? Yarın öbürgün bu böyle olmaz ise ki , olmayacağını söylemek bana göre abesle iştigaldir, o zaman nasıl hesap vereceksiniz bu millete? Ayrıca artık iş o haddeye geldikten sonra sizler hesap verseniz ne olur, vermeseniz ne olur? Vatan millet elden gittikten sonra, "SEN SENDEN GİDENE BAK" demişler.

<ı>Ülkeyi bölmek isteyen pkklılara, siyasetçilere ve onun arkasındaki, dış mihraklara hitaben: Bu işin yürümesi gereken platformun temelleri en basit olarak şu şekilde sıralanabilir.

<ı>1) Bütün teröristler silahini bırakacak ve cezasını çekeceklerdir.

<ı>2)Ülke olarak şehit vermek, milleti zayfılatmaz, terörle onlar bıkana kadar savaşılacaktır. Sizler bu işten bıkana yada bitene kadar bizler mücadelemizi sürdüreceğiz. Herkesin kendi milletini, vatanını, düzenini koruma hakkı vardır.

<ı>3)Ülkemizin bayarağı, milli birliği konusunda şikayeti veya sıkınıtısı olan var ise, ülkeyi terketmelidir.

<ı>4)Ekonomik olarak sıkıntıyı sadece kürd halkı çekmemektedir. Bir tek onlar çekiyorlarmış gibi gösterilmesi çok yanlıştır. Tüm millet bu sıkıntıdan taki 1950 lerden beri şikayetçidir. Dolayısıyla ekonomik program bir tek kürdler için değil tüm millet içindir.

<ı>İçimden keşke Atatürk şimdi burda olsaydı demek geliyor ama biz o kadar aciz bir millet değiliz. Adamcağız kendinden sonrada bu oyunların oynanacağını bildiği için çeşitli , etrafımızda oynanan oyunlara karşı uyanık olmamız için çeşitli kaynaklar bırakmış. Daha ne yapsın? Kabrinden çıkıpta tek başına yine başa mı geçsin? MUHTAÇ OLDUĞUMUZ KUDRET, DAMARLARIMIZDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.

 
Toplam blog
: 116
: 735
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1994 Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. İktisat bölümü mezunuyum. Aynı üniversitede Genel İktisat Polit..