- Kategori
- Siyaset
Viski'nin çerezi lahmacun olur mu?

Çok sevdiğim CHP'li dostlarım eminimki bana kızacaklar. Hoş, zaten sürekli kızmaktalar. Eleştirilerime hayli tahammülsüzler, lakin ben yinede arı kovanına çomak sokmaktan beri durmuyorum. Deniz Baykal'ın yanında siyaset yapıpda, siyaseten silinmeyen kaç insan vardır dersiniz? Valla ben sayısını unuttum. Adeta değirmenin, buğdayı una çevirmesi gibi öğütüyor Deniz Bey etrafındakileri.
Geçtiğimiz günlerde Deniz Baykal'ın eski demir leblebilerinden Eşref Erdem beyefendi, Dersim gafından sonra CHP'yi iyiden iyiye sağa kaymakla suçlamış.
Ne eleştiri, ne eleştiri, ne gam, ne gam.
Deniz Baykal ve ekibine ver yansın etmiş Eşref Erdem. Ama aynı Eşref Erdem yıllarca Deniz Baykal için göğsünü siper edenlerin başında geliyordu ve CHP onun zamanında da sağın kalesi değil miydi? Bu durum dünden bu güne olmadı yani. CHP açıldığından bu güne kadar durum vaziyet böyleydi. Hatta ve hatta ilk kurulduğu yıllardada özü buydu ama bir ara bize bir sol parti lazım lafı ortaya atılınca, "e madem bize bir sol parti lazım, bizde olalım sol parti" demiş CHP'nin ileri gelenleri. Olmuşlar Sol parti ve öylece kalmışlar.
Sonrasıda malumunuz. Askeri vesayetin kadim dostu olarak siyaset sahnesindeki müstesna yerini korumuş CHP.
Her neyse efendim. İşim CHP'nin tarihi üzerine laf etmek değil ama bu günü anlayabilmek için bir takım tarihi gerçekleride dile getirmek kaçınılmazdır.
"Yerli Gandhi" dedik Kemal Kılıçdaroğlu'na, daha ilk politik tavır sürecinde ne yapacağını şaşırdı. Önce gereğini yapması için Onur Öymen'e çağrıda bulundu, ardından Deniz Baykal ve Onur Öymen arasında çifte telli oynayan bir pozisyona düştü ve o bildik teraneyi diline dolayıverdi.
Neymiş efendim,
CHP'nin iç ve dış düşmanları harekete geçmiş.
Başka.
CHP'yi yıpratmaya başlamışlar.
Daha başka.
CHP'yi tarihten silmek istiyorlar, aman partililerimiz ve Alevi yurttaşlarımız uyanık olsunlar.
Bir kaç gün içerisinde fır fır dönen bir insanın siyasi hayatında gelecek olur mu? Deniz Baykal'ın yanında olanlar ve her dem ona göğsünü siper edenler bilmelilerki bu işlerin sonu yoktur. Harcında resmi tarih yalanları olan bir siyasi partinin sürekli ve sürekli, ardı arkası kesilmeksizin gafları olacaktır. Her gaf sonrasında parti ileri gelenleri ne diyeceklerini, nasıl demeç vereceklerini şaşıracaklar ve aynen Kemal Kılıçdaroğlu'nun düştüğü duruma düşeceklerdir.
Deniz Baykal, öncesinde hatırlayın bir başka demir leblebisini siyasetin dışına itmişti. Yani Adnan Keskin'i. Adnan Keskin, Deniz Baykal'In adeta siperiydi. Demir leblebilerin piriydi ve parti polit bürosunun en has adamıydı. Ne olduysa Deniz Baykal hadi sen yoluna deyince Adnan Keskin, Deniz Baykal'a ver yansın etmeye başladı. CHP'yi sağa kaymakla suçladı, falanlar filanlar.
CHP'de siyaset yapacak olanlar bu durumları iyi bilmeli. Bir defa ben solcuyum diyen bir kimse her ne pahasına olursa olsun CHP içerisinde siyaset yapamaz. Çünkü resmi tarih ve resmi ideolojiye biat etmek zorundadır. Aksine düşünceleri olanlar bir süre sonra tarihi gerçeklerle yüzleşince ne yapacaklarını bilemez ve aynen şimdi Kemal Kılıçdaroğlu'nun düşmüş olduğu durum ne ise o duruma düşer. CHP içerisinde olupda, ben solcuyum diyen bir kimse, CHP'nin neyin partisi olduğuna dair bir bilinç düzeyinde olmadığı muhakkaktır. Çünkü CHP bir devlet partisidir ve vesayetçi rejim yapısının siyasal uzantısıdır. Hiç bir solcu askeri vesayete ve statükoya bu denli sarılan bir partinin içerisinde kendisini ifade edemez, tanımlayamaz ve her dem kendisi ile çelişkiye düşer.
Örnekler bol miktarda. İsim saymaya gerek yok.
Önce şunu çok iyi görmek gerekir. Türkiye'de yaşayan insanların en ciddi sorunlarından birisi, zihinlerinin resmi tarih yalanları ile bulandılrılmış olmasıdır. Resmi tarihte ne Ermeni olayları yaşanmıştır bu topraklarda, ne Varlık Vergisi denen bir uygulama olmuştur. O resmi tarihte Dersim olayları bir kez dahi telaffuz edilmemiştir. 6-7 Eylül olayları ise bir kontrgerilla eylemi olmasına rağmen insanlar bu olayları hiç bilememiştir. Yine o resmi tarihin zihinleri bulandırmasına binaen Cumhuriyet Gazetesi solcu bir gazete olarak tarihteki yerini almış ama Nazilere döktüğü övgülerle her aklı başında solcunun bile kanını dondurmuştur. Nazım Hikmet'i suratına tükürün diye tam sayfa resmini yayınlamış ve Nazım Hikmet'i vatan haini ilan edenlerin başında gelmiştir. Yakın tarihe birazıcık göz gezdirmek yeterlidir. Örneğin Orhan Kemal'in 1938 yılında Maksim Gorki ve Nazım Hikmet okuduğu için 5 yıl hapiste yattığını bilmem söylemeye gerek var mı? Atatürk'ü yeren bir şiir yazdığı gerekçesi ile tutuklanan Sabahattin Ali'nin 1930'lu yıllarda neler çektiğini öyle sanıyorumki birçok CHP'li bilmiyordur. Tan Gazetesinin yağmalanması ve Zekeriya Sertel ile eşi Sabiha Sertel'in linç girişimine maruz kalması eylemlerinde şimdinin solcu duayeni İlhan Selçuk bulunmuyor muydu acaba? Cüneyt Arcayürek'te bu eylemlerde başı çekenlerden birisi değil miydi? Aynı eylemlerin diğer has isimleri ise Süleyman Demirel ve Turgut Özal değil miydi acep?
Ben solcuyum diyenlerin şu kısacık satırda verdiğimiz örneklerden dahi hareketle CHP'yi zihninde çok iyi tasavvur etmesi gerekir. Hiç bir solcunun bu tarihsel gerçeklerden hareketle, çelişkiye düşmeden CHP içerisinde kendisini ifade edebileceğine inanıyor musunuz?