- Kategori
- Futbol
Volkan Şen’e yüklenmenin ayıbı... (Futbolcu ağlamaz, siyasetçi ağlar!..)

Ekrana gelen görüntüde Trabzonsporlu bir taraftar, avuç içini göğsüne vura vura meydan okuyor.
Bu ne demek olabilir?
“Ben yaptım, ben...”
“O, benim işte!.”
“Var mı bir diyeceğiniz?”
*****
“Aman bana laf gelmesin” tavrıyla güçlüden yana olanlara ne demeli?
Haksızlığa uğrayanın “dayısı” yoksa, bir kalemde silinir. Zaman güçlüden yana olma devriyse, “rüzgârgülü” olmaya yatkınlara gün doğdu demektir. Hele, aklına yatmayan bir söz söyleyene her an çatacak biri varsa, ortadan gitmek yeğlenir.
Tarafsız görünmek, boş bir çabadır!..
Tribünlerden gelen küfür o kadar ağlatıyorsa,Trabzonsporlu futbolcu Volkan Şen, asıl görevini unutmasın da ne yapsın?
"Beni değiştirin" işareti yapan Volkan Şen'in sahayı izinsiz terk ettiği söyleniyor.
Yani Volkan Şen suçlu!
Görüntüler yalan söylemez, ağızlar yalan söyler; bunu daha bilmeyen var demek. Hakem Bülent Yıldırım, Volkan Şen’i teselli etmiyor mu?
Bu ne demek?
Bülent Yıldırım, Volkan Şen’in çıkmasına izin veriyor. Yoksa, basardı sarı kartı.
*****
Volkan Şen, “reddedilmiş evlat” misali...
Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nu spor programcıları çok seviyor olmalılar. İbrahim Bey, buna aldanmasın. Onların işi, televizyon diliyle “reyting”... Sık sık ekranlarda gözükmek, İbrahim Bey’in adının duyulmasını sağlayabilir, ama ileride Trabzonspor’a zarar verebilir.
Unutulmasın, “kurumsal kimlik” basamak yapılarak bir yerlere gelinebilir, ama düşüş sert olabilir.
İbrahim Bey, maç akşamı bağlandığı bir televizyon kanalında, sıcağı sıcağına, Volkan Şen’in “idam fermanı”nı verdi:
"Bunlar statlarda olan şeyler. Ahlaksız biri bana küfür etse, ben de mi bırakayım? İlk defa böyle bir şey gördüm. Sahayı terk eden bir oyuncuyla benim yürümeyeceğimi herkes bilir.”
İbrahim Bey, sözünden döner mi?
Bilemeyiz, ama...
(Haberlere göre, Başbakan Erdoğan , Volkan Şen’le bir süre görüşüyor; Volkan’ı teselli ediyor: “Futbolda böyle şeyler olur. Zamanla düzelecektir. Fazla problem yapma.”)
Ya, göndermezse ne olacak?
Onu biliriz: Sözünün eri olmama!..
(“Emek hırsızları” gibi sözleri ağzından düşürmeyen İbrahim Bey, futbolcusunun emeğini nasıl yok sayar?
Futbolcu, bir emekçidir.
Taraftarı, “Müşteri velinimet”tir gibi görmek, tehlikelidir.)
İbrahim Bey, Volkan’ın “idan fermanı”nı yazdı; ama Teknik Direktör Mustafa Reşit Akçay, kucaklayıcı bir tavır içinde:
“Bu insanlar, bu paraları kazanıyor; ancak bedeninden ve sağlıklarından çok şey kaybederek... Eleştirebiliriz, ama küfür kaba adama yakışır ve şiddetle reddediyorum. Volkan’ın psikolojisi şu an çok iyi. Soyunma odasında tam 15 dakika alkış tuttuk, malzemecisinden antrenörüne kadar...”
İki ayrı telden çalma!
Biz, ikincisinden yanayız; yani Mustafa Reşit Akçay’ın tavrını doğru buluyoruz.
Ya yönetim kurulu?
Başkan, öyle konuşacak da, yönetim başka mı olacak?
“Üzerinde Trabzonspor formasını taşıyan her oyuncu, bizim evladımızdır ve ona yapılan her hareket bize yapılmıştır. Ancak, sahada tek işi takımı adına ter dökmek olan futbolcumuzun, olay sonrasındaki reaksiyonu, gerek Trabzonspor değerlerine, gerekse profesyonel futbolculuk anlayışına uymamıştır. Yönetim kurulumuz en kısa zamanda bu konu ile ilgili bir karar alacak ve kamuoyunu bilgilendirecektir."
Sona doğru...
Bundan böyle Trabzonsporlu futbolcular, sahaya sahipsiz olduklarını düşünerek çıkacaklardır.
Küfreden haklı, Volkan Şen’i kovmak isteyenler haklı.. Volkan Şen’in yanlış yaptığını söyleyenler, yazanlar da haklı...
Bu kadar haklının olduğu yerde haksız olan, Volkan Şen...
“Mağdur”ların haksız duruma düşürülmesi moda ya!...
Son söz:
Yediği küfür yüzünden ağlayarak değiştirilmesini isteyen ve oyundan çıkan futbolcuyu suçlu ilan ederek kovulacağını söylemek, siyasetçilerin sık sık ağladığı bir ülkede, biraz ayıp kaçmıyor mu?
http://www.facebook.com/turgutcelik