- Kategori
- Kültür - Sanat
Ya o 'fil' gelmezse!!!
Serçe kuşu yağmurlu bir günde, şimşekler çakıp, gök olanca hızıyla gümbürderken, yere sırt üstü yatmış, havaya kaldırdığı incecik bacaklarıyla boşluğu dövmeye başlamış…
Bu tuhaf durumu görenler sormuşlar :
Neden böyle yapıyorsun ?’diye…
Bunca mahlukat var yeryüzünde, gök yıkılıp üstümüze düşerse hepsi telef olacaklar, bende göğü tutmak için kaldırdım ayaklarımı.’ cevabını vermiş.
Sonra da içtenlikle eklemiş:
‘Kaldırdım kaldırmasına ama korkudan yüreğimin kırk kantarlık yağı eriyor!!!!’
Çevresindekiler serçenin yürekliliğine ve içtenliğine aldırmadan:
‘Amma yaptın ha!’ demişler’Sen kendin beş dirhem etmezsin,bu yüreğindeki kırk kantar yağda neyin nesi?’…
Serçecik şöyle bir bakmış yüzlerine…
’Siz bunu anlayamazsınız ‘ …
‘Ne göğün düşmesini engelleyen şu küçümsediğiniz bacaklarımı nede yüreğimdeki kırk kantar yağı…Varın gidin işinize,,, Sizin kantarınız topuzunuz ölçemez benim yüreğimdeki yağı’ demiş…
Aydın sorumluluğu ve etkinliği toplumun lokomotifidir. Gücünü, masaldaki serçe örneği toplumsal sorumluluktan alır ve besler aydın…
Yeterki, toplum oturduğu yerde bir güç oluşturmak için bir filin gelmesini beklemesin…
Onca kötü gidişe, büyük bir umarsızlık, tepkisizlik ve aymazlık içinde bakan küçük düşüncelliler, bugün bizleri; laikliğin sorgulandığı, eğitim ve hukuk adına dönelemeyecek tavizlerin verildiği, ötekileştirmenin ve ayrımcılığın kök saldığı , sınıfsal çizgilerin keskinleştiği bir ülke haline getirdiler…
Kaleminin gücünü ve toplumsal sorumluluğunu, iktidarın emri altına veren, bunun karşılığında, bir sürü mevki ve para sahibi olan ‘Yandaş Mahlukatlar', halka ‘Can yoldaşı’olamamanın bedelini aynı göğün altında ödeyecekler…
Bir serçenin incecik bacaklarından daha güçsüz değilse bacaklarımız!!!!
Yüreğimizdeki bir dirhem yağ daha değerli değilse geleceğimizden!!!
Niye koca bir filin gelmesini bekliyoruz???