- Kategori
- Güncel
Ya Tayyip! Men dakka dukka... Gezi Parkı Kuşağı'nı hiç unutma!...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Arapça’ya oldukça vakıf olduğu için en son Beşer Esat’a gönderme yaptığı ‘men dakka dukka’ deyimini blog yazımın başlığı olarak kullandım.
Babamın günlük yaşamında da oldukça sık kullandığı ‘men dakka dukka’ sözcüğü Türkçe’ye ‘kötülük eden kötülük bulur,’ ‘eden bulur’ veya ‘çalma elin kapısını çalarlar kapını’ olarak çevrilebilir.
Taksim Gezi Parkı’nda gördüğüm orta yaş grubundaki kır saçlı kadın, gördüklerini şöyle ifade ediyordu:
“Ben ’68 kuşağıyım. Gençliğimiz bağımsız, Her şey çok güzel, her kesimden, her yaş grubundan insan var.”
Ben bugüne kadar ‘gençlik’ hakkında ilk kez ne kadar yanıldığımın bilincine vardım.
Ben bu ‘gençliğe’ ‘Gezi Parkı Kuşağı’ adını verdim.
Torunlarımıza ‘2000’li yıllarda Türkiye Sosyolojisi’ anlatıldığında 31 Mayıs 2013 Türkiye’nin ‘ekolojik kuşağının’ doğum tarihi olacaktır.
‘Ekolojik kuşağın’ önderliğini yapan ‘Gezi Parkı Kuşağı’nda yer alan ‘gönülden’ ‘Göz göz Göztepeli’ ‘yiğit’ kızım Sinem’i ‘kalben’ kutlarım.
Dokuz gündür İzmir Gündoğdu Meydanında ‘gecesini gündüzüne katan’ büyük ‘dayanışma örneği’ gösteren kızım seninle gurur duyuyorum. Seni öpüyorum.
Bundan böyle futbolseverler ‘fanatik’ sözcüğü yerine ‘Gönülden Göztepeli,’ ‘Gönülden Karşıyakalı’ deyimlerini kullanacaklar.
Gezi Parkı eylemi İzmir’in ‘iki yakasını bir araya getirmesine’ neden oldu.
Şöyle ki; İzmir’in Sarı – kırmızılı ekibi Göztepe ile körfezin karşı kara parçasında yer alan Yeşil – Kırmızılı ekibi Karşıyaka arasında yıllarca ‘ezeli’ rekabet ortamında kıyasıya mücadele vermişlerdi.
Her iki kulübün taraftar kitlesini oluşturan ‘gençlik’ ‘centilmenlik yarışında’ ‘can ciğer kuzu sarması olmuşlar,’ aynı hedefe yönelmişlerdir.
İstanbul’da ise, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarları ‘kol kola,’ ‘omuz omuza’ birlikte tribünlerdeki yerlerini alacaklardır.
Gezi Parkı eyleminde tüm kulüp taraftarları birbirleriyle ‘imece’ usulü yardımlaşmışlardır.
Toplumun tüm kesimlerinden halk katmanlarını temsil eden insanlar ‘aynı amaç’ etrafında birleşmişlerdir.
Bu insanların ve ‘türbanlı kızın’ da varlığını borçlu olduğu T.C. Devleti’nin kurucusu, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ve onun en yakın çalışma arkadaşlarına yapılan ‘densiz’ ve ‘dengesiz’ söylem ‘bardağı taşıran son damla’ idi.
Gezi Parkı Eylemi tüm ülkeye toplam 77 vilayete yayılmıştı,
Bu ‘gençliğin’ elinde bir tekAl Bayrak sallanıyor,
Başka hiçbir bayrak, sancak, flama ve sembol yer almıyor,
Bu ‘gençlik’ ‘tam bağımsız’ davranıyor,
Bu ‘gençlik’ ‘hiyerarşi’ tanımıyor,
Bu ‘gençlik’ ‘emir almıyor,’ ‘emir vermiyor’.
Bu ‘gençlik’ sadece ‘koordinasyon’ içinde ‘işbirliği’ yapıyor,
Bu ‘gençlik’ birer ‘çapulcu’ olmaktan ‘gurur’ duyuyor.
Gezi Parkı Eylemine annesi oğluyla birlikte,
Babası kızıyla birlikte katılıyor.
İşte bu ‘gençliğe’ ‘Gezi Parkı Kuşağı’ adını verdim.
Bu ‘eylem’ on yıldır ‘basiretli’ ve ‘kararlı,’ ‘muhalefetten’ yoksun ‘kamuoyunun’ ‘muhalefet olma’ kararı’ idi.
Yeşil alanlarının AVM’ne dönüşmesine karar veren ‘merkezi’ ve ‘yerel’ yönetim ‘Onları’ ‘adam yerine’ koymamış; ‘onurunu’ kırmıştı.
‘Barışçıl’ ve ‘masum’ başlayan Gezi Parkı Eylemi polisin ‘sert taktikleri’ eylemi ‘öfkeye’ dönüştürdü.
“Taksim bizim AKP’ye vermeyeceğiz” diye bağıran eylemcilerden ‘yepyeni’ bir ‘muhalefet’ ‘GEZİ PARKI KUŞAĞI’ nı doğurdu.
Ülkem için hayırlı olsun!..
05.06.2013. Türkiye