- Kategori
- Basın Yayın / Medya
Yabancı kelimelerin tırmaladığı kulaklarım...

Geçen gün öğretmenler odasında otururken, “raillife” diye bir dergi gördüm. Aslında bu tip yabancı isimli dergiler ile içeriğinde kullanılan dili güncel olmayan ya da bol yabancı dil kullanılmış olan dergiler bende her zaman soğukluk yaratır ve gizli bir önyargı ile zavallı dergiyle hiç ilgilenmem. Bugün ilgileneceğim tuttu. İyi ki de ilgilenmişim.
Demiryollarının çıkardığı bir dergi! Aslında içinde yazılan konular basit gibi ama çok çarpıcı. Eski bir dergi. Yani mayıs 2010- 53. sayı.
Mesela Nuri Demirağ!
Kimler tanıyor bilmiyorum ama ben bugün tanıştım kendisi ile.. 40 yıl bu muhteşem kişilikten niye haberim olmadı diye çok hayıflandım, ona yapılan her şeye içim acıdı..O kim derseniz kısaca anlatayım dilimin erdiğince:
Türkiye’yi cumhuriyet yıllarında baştan başa demir ağlarla ören kişi desem..
Atatürk’ün bu yüzden ona Demirağ soyadını uygun gördüğünü söylesem..
Demiryolundan sonra, gökyüzüne el attığını, ülkemizde ilk uçak fabrikasını, gök okulları kurduğunu...
Yerli uçaklar imal edip, bunu ülkenin içinde ve yurt dışındaki başka ülkelere - istek olduğu halde!- satamadığını ve elinde kalan uçakların bir müzede bile sergilenmesine izin verilmeyip hurdaya çıkarıldığını...
İstanbul’da ilk asma köprü projesi oluşturduğunu ve bunun Atatürk tarafından onaylandığı halde, sonradan hükümet tarafından yaptırılmadığını...
Neyzen Tevfik’i maaşa bağladığını, oysa kendisinin ömrü boyuna içki, kumar gibi alışkanlıklara karşı olduğunu ve hiç kullanmadığını,
Türlü yerli üretim ürünlerin oluşturulması için onlarca projesinin; devlet ( biraz derin herhalde) tarafından, “yaptırmam, uçurtmam” gibi abuk bahanelerle engellendiğini,.
Kurduğu partinin, cumhuriyet tarihinin, çok partili dönemdeki ilk partisi olduğunu ve bizzat İsmet İnönü tarafından onaylandığı halde “kuzu partisi” diye adını çıkarıp, hafife almak suretiyle her türlü yolunun engellendiğini söylesem... (üstelik partinin tüzüğü çok iyiymiş yahu! Bugünkü partilere bakarsak!)
Kaynağım sadece bu dergi değil elbet! Eve gelince internet üzerinde bir araştırma yaptım ve Nuri Demirağ hakkında yazılan olumlu olumsuz tüm yazıları okuduktan sonra, zamanın ileri gelenleri tarafından harcandığını ve onu hafife alacak, aşağılayacak sözlerle yolunun tümden kesildiğini gördüm..Kimse bu büyük şahsiyetin değerini bilememiş. Hele Atatürk aniden ölünce, “kim bilir kimin oyuncağı ya da değil” bazı şahsiyetler Türkiye’nin yolunu kesmiş. Kendilerine ve partilerine yazıklar olsun diyorum...
Bu dergiyi takip etmek istiyorum. Sadece bu değil, birçok konu ilginçti. Mesela Türkçe olimpiyatı hakkındaki yazı(bu yıl 125 ülke 600 kişi ile), mesela Tuzla evlerini korunmaya alınması ile ilgili yazı, mesela Gustave Flaubert ve Madam Bovary, mesela kızların egemen olduğu belde, Kızderbent! Duymuş muydunuz? Bende duymamışım.. Helal olsun bu dergiyi çıkaranlara..Ama kısa sürede onlara da bir tıkaç bulunur!
Kısaca zenginiz ama farkında değiliz.. Ne bakımdan mı? İnsan, özellikle insan bakımından!
Yetmez mi?
Aydınlık cumartesiler, aydınlık yarınlar dilerim, tüm sevdiklerim.
Birde link veriyorum Nuri Demirağ'ı araştırmak isteyenlere..
http://www.nuridemirag.com/
Berrin Aksu