​ Yağlı, ballı, su börekli, kompostolu, havyarlı vatanseverlik / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '11

 
Kategori
Haber
 

Yağlı, ballı, su börekli, kompostolu, havyarlı vatanseverlik

Yağlı, ballı, su börekli, kompostolu, havyarlı vatanseverlik
 

-


İkibinli yılların ortalarında bizzat şahit olduğum bir süreçten bahsetmek istiyorum.

İki oğlu olan yakın bir aile dostumuz vardı.

Her iki çocuğu da Amerika Birleşik Devletleri’nde eğitim görüyordu. Türkiye’ye geldiklerinde de sık sık görüşürdük.

Milliyetçi, vatansever, laik, Atatürkçü bir aileydiler. Öyle ki, milli bayram olmasa da yılın neredeyse 365 günü evlerinin balkonundan bayrak asarlardı. Bayağı da zenginlerdi.

Her fırsatta güzel ülkemizi nasıl sevdiklerinden, Amerika’da iken Türkiye’yi nasıl da özlediklerinden bahsederlerdi.

Sonra bu iki vatan evlâdından bir tanesinin zaten uzun yıllar ertelenmiş olan askerliği geldi çattı. Öyle bizler gibi kısa dönem ya da uzun dönem yapmadı tabii.

Tam hatırlayamamakla birlikte sanırım Isparta’ da bedelli askerlik yaptı o askerliği gelen. 28 gün müydü neydi?

Uzatmadan…

Aman Allahım 28 gün süren askerlikten sonra o bizim vatansever oğlumuz bir anda neredeyse halkı askerlikten soğutmak suçunu işleyecek kadar değişmişti.

O da yetmemiş, bilişim uzmanı bir takım bedelli dönem arkadaşlarıyla birlikte, o dönem askerlik aleyhinde web sayfaları kurmuşlardı.

Eeee,

Eee si şu; askerde hakaret görmedi. Mehmet Bey muamelesi gördü, dayak yemedi, intihar etmelerini gerektirecek bir psikolojik gerilim de yaşamadı.

Ne oldu peki?

Bilmem bunu ona sormak lâzım.

Aslında olduğu şu; biz erkeklerin çoğumuzun yaşadığı standart muamelelere maruz kaldı o kadar.

Ama ailenin tepkisi nasıl oldu derseniz, işte yukarıda anlattığım gibi oldu.

Bu minik bahsi niye açtım?

Bağdat Caddesi’nde polise mukavemet eden, saldırıya geçen, adliye önünde basın mensuplarına saldıran insanları gördüm önceki gün.

Şaşırdım. Olan sadece şu; tuttukları spor kulübünün başındaki adam tutuklanmış.

Yani devletin savcısının, polisinin, hâkiminin kontrolünde gelişen bir süreç.

Acaba bir fail-i meçhul (!) kurşunla çocukları ya da en yakınları mı öldürülmüştü?

Hayır.

Zindanlarda fare ya da insan boku yedirildikleri için, tahliye olduktan sonra dişlerinin tamamını (!) söktürmek zorunda mı kalmışlardı?

Hayır.

Yoksa onlara Türkiye’de yalnızca bir futbol takımı vardır o da Milli Takım’dır. Siz yoksunuz (!) Sizler olsa olsa Milli Takım'ın yolda yürürken çıkardığı seslerden müteşekkil bir takımsınız.

25 milyon taraftarınız olsa da böyle bir kulüp yoktur denmişti de, ona mı öfkelenmişlerdi?

Hayır.

Askeri araziden gelen bir roketatardan sonra, küçük kızlarının parçalanmış belden aşağısının etlerini (!) eteklerinde mi taşımıştı anneler?

Hayır.

Başlarını açmaya zorlandıkları için en iyi fakülteleri okurken eğitim hayatları ta orta yerinde bölünmüş, üniversitelerinden yaka paça atılarak (!) kayıtları mı silinmişti ?

Hayır.

Camialarına, taraftar olarak kendilerine, kulüplerine, asılsız, iğrenç, ahlak dışı, vicdansızca, söz gelimi mum söndü ayini yapıyorlar (!) gibi tamamı yalan, tiksinti verici bir çamur mu atılmıştı?

Hayır.

Yoksa mesela otuz üç (!) tane taraftar, suç işledikleri iddiasıyla, sorgusuz sorusuz, bir kamu yetkilisinin emriyle kurşuna mı dizilmişti?

Hayır.

Ya peki ne olmuştu?

Efendim, tuttukları spor kulübünün başkanı tutuklanmıştı.

Bu da devletin polisine, kamu görevi yapan basın mensuplarına saldırmak için yeter de artar bir sebepti.

Terazinin mili biraz eğildiğinde meşru hükümetin polisine, devletin kolluk kuvvetlerine saldırmak böyle oluyormuş demek.

Denenmemiş dürüstlük dürüstlük değildir derlerdi. Sanırım, sınanmamış vatan sevgisi vatan sevgisi değildir diye zenginleştirmemiz gerekiyor bu sözü.

Yağlı, ballı, su börekli, kompostolu, havyarlı vatanseverlik de bu olsa gerek.

Sabrın sonu ile

 
Toplam blog
: 269
: 1885
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

Kabataş Erkek Lisesi Matematik (1992) Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Mak..