- Kategori
- Blog
Yağmur şakır şakır, gönlümüz şıkır şıkır...

Bahar kapıdan girdi girmesine de, neden bu kadar naz yapıyor, anlamadım gitti…
Dün hava serindi serin olmasına da, Müzik Mutfağı’nın sahibi H.Hüseyin Dulun, bir o kadar güleryüzlü, samimi, yiyecekler binbir çeşit, leziz ve çaylarımız sıcacıktı yine, tıpkı dost sohbetiyle ısınan yüreklerimiz gibi…
Anladınız...
Biz, Antalya'da yaşayan Milliyet Blog'a üye arkadaşlar, yaklaşık 1, 5 ay sonra yeniden bir araya geldik.
Bu toplantıların müdavimleri Yurdagül Alkan, H.Hüseyin Dulun, Nihat Yıldız, Şerife Mutlu ve eşi, Kuyucak, Beran Uzer ve bendeniz, tekrar bir arada olmanın doyumsuz keyfini yaşadık.
Onca yorgunluğu göze alıp, ta İzmir’den, hem de günübirlik, bizlerle tanışmaya gelen sevgili Ayşen Kura ise, günün sürpriziydi…
Sağ olsunlar; sevgili Pirmete ve Nedim Üstün telefon ederek, Ata Kemal Şahin’se, SMS le güzel dileklerini bildirdiler, kendilerini yanımızda hissettirdiler…
Neler yedik içtik, söylemeyeyim, görgüsüzlük olur…:)
Ama neler mi konuştuk?
Anlatayım:
Öncelikle, Nihat Bey’in bir blogunda öngördüğü ve de önerdiği gibi, bundan sonraki toplantılarımızın konseptini belirledik…
Ne belirledik?
Bir dahaki buluşmalarımızdan başlamak üzere, güncel olaylar, siyaset, ekonomi, sanat, kültür, kişisel gelişim, vs. gibi konularda fikir alışverişinde bulunmaya, tartışmaya, duygu, düşünce ve birikimlerimizi birbirimize aktarmaya karar verdik.
Bu konuyu konuşurken ise, kendimizi blog yazmanın etiği, Türkçe’yi güzel ve doğru kullanma, dilbilgisi kurallarına uymanın önemi üzerine tartışırken bulduk ki, bu aldığımız kararın ilk pratiğiydi belki de…
Sonra, sevgili Şerife son yazdığı güzel şiirini bizimle paylaştı…
Genç tıbbıyeli Eray’ın şiirleriyle ruhlarımızın pası silindi…
Kuyucak, kimseye belli etmeden, kahve kupasında bira içti… (Pes yani, uyanık geçinen ben bile son anda anladım…)
Nihat Bey o her zamanki naifliği ve de entelektüelliğiyle: ”Arkadaşlar, MB da bloggerlik yapan bizlere pek yakışmıyor, bu böyle sürmez, sadece lay lay lomla (!) olmaz, lütfen toplantılarımıza tartışma konseptimizi yerleştirelim!” dedi durdu…
Ve tabi “Haydi gülelim, eğlenelim, bakın hayat ne güzel, aşk, çiçek, böcek, lay lay lom “ diyen beni bile (yanlış anlaşılmasın ama!...) yoldan çıkardı…
Bizim sevgi, dostluk, mutluluk çiçeğimiz, genç babaanne, organizatörümüz sevgili Yurdagül', pozitif enerjisini hepimize yaydı…
Sevgili Beran “pabucumun blogcuları” söyleminin gerekçelerini, o her zamanki mizahi diliyle giydirdi, (ayyy pardon!) açıkladı…
Sevgili H.Dulun'sa, toplantının katılımcısı kimliği ile işletmeci kimliği arasında gelgitler yaşarken, diğer misafirleriyle ilgilenmekten geri kalmadı…
Sevgili Ayşen'e gelince, yol yorgunluğunu atıp, bizi tanımaya, anlamaya çalışırken bizim dağılma vaktimiz geldi, çattı…
Nisan ayında yeniden buluşmak üzere sözleşirken, yağmur şakır şakır, ama güzellikleri, dostluğu, olumlu duyguları paylaşmaktan dolayı, bizim gönlümüz şıkır şıkırdı…


