- Kategori
- TV Programları
Yalan Dünya!!

Yalan Dünya'nın sevimli ekibi
Farkında olduğunuz gibi, üzerimde kocaman bir ağırlık var son günlerde, sebebi çok, çözümü zor sıkıntılar yoruyor beni. Havaların suçu mu, hayatımda ki peşpeşe gelen özel günlerin gerginliği mi, süregelen rutin dertler mi bilemiyorum, al aşağı etti beni yine. Dün mesela, ne zor bir gündü benim için, okuduysanız anlamışsınızdır dünkü yazımdan... Dönem dönem oluyor bana bu haller, tıpkı herkeste olduğu gibi. Hergün aynı ruh haliyle uyanamıyoruz ki güne. Tüm iyiniyetime ve pozitif yüklenmeme rağmen, bu süreç bir süre etkisi altına alıyor beni. Sonra yeniden güneş doğuyor ve hayata dönüyorum. Böyle bir döngü işte hayat... Kimi zaman, çaresizlik, bezginliklik ve yenilmişlik duygusuyla başedemediğim zamanlar oluyor. Her ne kadar güçlü olduğumu söyleseler de, güçsüz ve beceriksiz olduğumu düşündüğüm anlar oldukça fazla aslında. İşin benim için ilginç olan yanı, eskiden de bu ruh haline girerdim ara sıra ama çıkmam daha kolay olurdu. Son yıllarda biraz daha uzun sürüyor yüzeye çıkışlarım. Sanırım sadece bedenim değil, ruhum da yoruldu ve yaşlandı bu süreç içinde. Neyse ki bu da olumlu bir şey diye düşünmek lazım, ya ruhum genç, bedenim yaşlı, ya da tam aksi olsaydı, bu sefer de ciddi bir ssenkronizasyon sorunu yaşayacaktım. Şimdi hiç değilse eşzamanlı bir yaş alma yaşıyoruz birlikte:)
Son günlerde dip balığı gibiyim, o da nasıl bir balıktır bilmem ama ona benzetmek istedim kendimi şimdi. Tahmin ederim, benim gibi modu düşük bir canlıdır o da.. Duygularını çok çabuk dışa vuran biriyimdir ben, her ne kadar gizlemeye çalışsam da, sesim, yüzüm hemen ele verir ruh halimi. Konuşmasam, anlatmasam bile mutsuz olduğumu anlamak için beni çok iyi tanıyor olmaya gerek yoktur böyle zamanlarda. Tabi iyi tanıyanlar için sadece "alo" demem bile yeterli olur çoğu zaman. Mümkün olduğunca kendimi kapatmayı tercih ettiğim zamanlardır bunlar. Giyinmek, süslenmek, hatta dışarı çıkmak bile zul gelir bana. Kaldı ki, bunları yapmayı ne kadar sevdiğimi herkes de bilir.
İşte tüm bu olumsuz duygu ve düşüncelerin içinde bir şey var ki, beni inanılmaz eğlendiriyor. Yaşadığım bu dünyadan çıkarıp, başka bir dünyaya "yalan dünya"ya götürüyor. Adından da anladığınız gibi, "Yalan Dünya" dizisinden söz ediyorum. O kadar sevimli, güzel ve eğlenceli bir dizi ki, 1-2 saatliğine bile olsa, içimi açıp, doyasıya güldürüyor beni. Zaten tüm haftanın yorgunluğu ve stresi ile dolmuş olduğum Cuma günü olması da ayrıca çok iyi bir zamanlama oldu benim için. O gün normalde en acıklı, en ajite diziler varken yerel kanallarda, yalan dünya bir mutluluk hapı gibi geldi bana. Cuma günleri dışarda olmayı çok sevmem, yorgun olurum fazlasıyla ama cumartesi de evde olmaktan nefret ederim, bunu da herkes bilir:) Onun için Cuma günüme, böyle bir renk gelmesinden ötürü çok mutluyum şimdilerde.
Karakterlerin hepsini çok seviyorum... Hepsi tam yerine oturmuş, sağlam oyunculukları ile de pekişmiş roller. Tabi ki, içlerinde oldukça parlayanlar da var ama ben Orçun'un dediği gibi "hiçbirini birbirinden ayımıyorum, hepsi benim bebeğim"... hepsini çok seviyorum... Gerçekten hakkını veriyorlar, üstlendikleri rolün.
Nacizane bir izleyici olarak çok teşekkür etmek istiyorum tüm ekibe, bu kadar karamsarlığın, hüznün olduğu bir dünyaya, böylesine neşeli tohumlar ekebildikleri için. Bizi bu dünyadan bir süre de olsa uzaklaştırıp, yüzümüzü güldürmeyi başarabildikleri için. Müziğinden, rejisine son derece başarılı buluyorum ve kutluyorum kendilerini.
Hani dizinin jenerik müziğinde de diyor ya;
"....aşk da var, yaz da var, güz de var, şu hayatta, saz da var, caz da var, haz da var...."
Benim içimde de, hüzün de var, neşe de var.. Dün öyleydim, bugün de böyleyim işte... Dipsiz kuyulardan, yüzeye çıkma çabasında ruhum... Hava biraz aydınlık da ondan mı acaba, kimbilir belki bir cemre de bana düşmüştür, kalbimi biraz olsun ısıtmak için: ))
Sevgiyle kalın, neş'eyle kalın ya da bence en iyisi siz de Yalan Dünya'da kalın...