- Kategori
- Deneme
Yalnızlığımdan bir dost yarattım

Oysa yalnızlığımı sevmiştim.
Bu kadar sorunların arasında, dostların bu kadar namussuzluğuna, erdemsizliğine, yalancılığına, riyakârlığına, samimiyetsizliğine, düzeysizliğine, ilgisizliğine bil cümle olumsuz ve kötülüğüne dayanamıyor insan.
Ben de yalnızlığımdan bir dost yarattım kendime, hinlik etmiyor bana, yalana söylemiyor, dalkavukluluğu da yok diye düşündüm.
Eleştiriyor beni en amansız biçimde ve diyor ki:
-Sen yeteneksizsin, yağcılığı, yalakalığı, balcılığı bilmiyorsun, beceriksiz birisin. Dalkavukluk yapma becerin yok, tüm bunlarda daima gerilerde kalıyorsun. En kötüsü her şeyi apaçık konuşuyor, bütün doğruları her yerde söylüyorsun. Ve bunları bir marifet, bir yetenek mefhumu sanıyorsun.
Yalnızlığımdan yarattığım dost konuşuyordu ha bire:
-Sürekli yergidesin, Övgü nedir bilmiyorsun, Oysa her insan övgüden hoşlanır. Kendisinde olmayanın varmış gibi gösterilmesinden zevk duyar. Hele kendisinde var olan ufacık bir erdemin abartılmasından sınırsız gururlanır. Ama sen bunların hiç birini bilmiyorsun.
Yalnızlığımdan yarattığım dost, beni durmadan hırpalayarak amansız hesap soruyor benden. Soruya çekiyor durmadan.
Kumsalda, kalabalık caddelerde, ıssız sokaklarda, dağ yollarında, ağaçların gölgelerinde ya da kızgın güneş altında hep onunla dolaşıyorum.
İğnelemelerle başlayan yaptığı eleştirilerin dozunu, giderek artırdı, alaya ve suçlamaya kadar vardı iş. Başlangıçta saygıyla dinlediğim öğütlerini, bir an geldi, zorla içilen acı bir ilacı içer gibi tepkiyle karşıladım.
O, benim bu tepkilerime hiç aldırış etmiyor ve bana daha sert eleştirilerde bulunuyordu.
-Özel sektörde ve kamuda mühendislik yaptın. Kişisel sorumluluk içerisinde sosyal duyarlılıklara dikkat ederek, iyi bir insan ve mühendis olmaya çalıştın. Çabalarının meyvesini maddi ve manevi olarak topladın mı? Hayır. Neden?
-Çünkü, güçlüye yanaşmıyorsun, zayıfın, adaletin ve haklının yanında duruyorsun. İnançlarından düşüncelerinden ödün vermiyorsun. Oysa, makam, ün, saygınlık, para, mal, mülk edinebilmek, ayakta kalabilmek için temel kural; inançlarını, değerlerini tekmelemekten gözünü kırpmadan kaçınmayacaksın.
Eleştiriler, suçlamalar zincir gibi ardı sıra geliyordu. Ve ben yalnızlık dostuma, karşı direncimi yitirmeye başladım. Dayanamıyordum bu denli ağır yıkıcı eleştirilere.
En sonunda bu toplumun adamı olamadığım için, hiçbir işe yaramadığımı yüzüme haykırdı.
Bu kadarı da fazlaydı gerçekten, canıma tak etti artık. Beni eleştirmesi için dost edinmemiştim onu. Her zaman tüm beceriksizliklerimi, yeteneksizliklerimi yüzüme vurmakla ne yapmaya çalışıyor? Neyi kurtarmayı ve kanıtlamayı amaçlıyordu?
Onu boğazlayabilirdim. Sonuçta benden bir parçaydı. Ondan başka hiç kimsem yoktu. Hoşlanmıştım da başlangıçta onun dostluğundan.
Ünlü bir yazarın “Akıllı insan için, en iyi dost kendisidir” sözünü hatırladım birden.
Ve kararımı verdim, yalnızlığımdan yarattığım dostu kovacaktım.
Ve öylede yaptım. Kovdum onu gitti.
Giderken de –Yapayalnız kalacaksın, dedi bana.
-Olabilir dedim, belki de daha mutlu olacağım. Çünkü, dostluğunla yaptığın eleştirilerin verdiği acı kadar, acı çekmeyeceğim yalnız kaldığım zaman.
Nizamettin BİBER
Uzman İnşaat Mühendisi