- Kategori
- Öykü
Yalnızlık

yalnız
Kalın puntolarla İşlenmiş Soyağacına,
Bu kez yalnızlık fırtınayla beraber usulca yanaşıyor.
Pek hazır olmadığımı bildiğim halde, bekliyorum. Karmaşık beklentiler, anlam verilemeyen yalnızlıklardan sonra, olsun demek zor olmuyor. Yaslanıp yalnızlığına hayatın bir muhasebesini tutuyorum ve karmaşık bir tutarsızlık beni alıyor, yine hesaplıyorum.
Pencereden caddeyi izliyorum, her zamanki sakinliğini koruyor. Koltuğa uzanıp kurtuldum derken aynı anda namlunun ucunu kafamda hissediyorum. Şaka diyorum; hayır, şaka değil. İyi de neden ölmesi gereken sürekli ben oluyorum. Ayağı kalkıp bedenimi pencereden aşağı bırakıyorum.
Kalabalık bir caddede gözümü açıyorum ayağı kalkıp arkamdaki binanın ikinci katına ve cadde boyunca diğer tüm binaların ikinci katına bakıyorum, tüm binaları ilk kez görüyorum. İlgimi çekiyor birçoğu, tanıyamıyorum. tanımak istiyorum tanımaya zamanım varmış gibi. Yokuşun ucuna geliyorum. Aşağıya bırakıyorum kendimi, belki yatağımı bulurum umuduyla. Boğaza rastlıyorum. Tam kurtuldum derken Kurtuluş’ta buluyorum bedenimi. Bir düğüne rastlıyorum yol üstü yalnızlıklarımda. Oynuyorum birkaç kez ve düğün bitiyor. Sonsuz, asırlık bir yalnızlık. Düğün boyunca yere atılan tüm hayalleri topluyorum. Elimde hayaller yola koyuluyorum.
Girdiğim tüm yollar çıkmaz sokak oluveriyor. Bir labirent içerisinde haykırıyorum ve sesimi duyan olmuyor. Sürekli yanlış yol. Elimdeki hayallerin tümünü girdiğim yol ağızlarına bırakıyorum. Hayallerim Hansel’in ekmek kırıntılarına dönüşüyor ve hayallerim hayal oluveriyor. Oturuyorum kafamı arkama yasladığımda kalk diye bir ses duyuyorum. -Burada uyuyamazsın diyor. Şapkalı ve ciddi duruşuyla bekçi.
İçim üşüyor, yalnızlığı yaşayan bilir yalnızken üşümenin verdiği acıyı. Isınmak için kendimi insafına bırakıyorum esnafın. Çareler düşünürken bitiriveriyorum kardan yaptığım tapınağı. girişine kocaman bir yazı yazıyorum gelen olursa not bıraksın diye. Aylarca hiçbir nota rastlayamıyorum. Tapınak yok olmaya başlıyor. Tapınağın dışına attığımda ağacın gölgesine sığdırıyorum kendimi. Güneşten kaçarken ağacın gölgesinde oturmak haz verir insana. Tüm yorgun bedenimi gölgesine sığdırdıktan sonra uyuyorum. Yaşlı bir dilencinin para istemek için beni uyandırdığı ana kadar. Ayağa kalkıp yorgun adımlarla evime doğru gidiyorum. Beni bekleyen başlangıçlar, yol boyunca karşıma çıkıyor. Ama önce uyumalıyım diyorum.