- Kategori
- Güncel
Yamyamlar barış sürecini denetleyecekmiş...

Kimsenin hatırı için lisanda kelime değişmez.
Sıkıntı yamyamlarda değil. Yamyam ile aklı karıştıranlarda..
Muhtemelen Siz sayın okurlarım da hatırlayacaksınız ki; İki senedir her fırsatta ve herkesin yüzüne karşı, ciddi bir hatayı düzeltmeye çalışıyorum. Bu hata, sadece bir kelimenin yanlış yerde ve şekilde kullanılması hatasından ibaret. Ancak bu hatayı bile bir türlü düzeltemiyorum. Çünkü esas hata, insanlarımızın beyinlerinde. Yanlış yapıyor olmak, kimsenin umurunda değil, nedense. Herkes çok uzun bir zamandır, “Akil Adamlar” diye tutturmuş gidiyor.. “Akil” esasen yanlış bir kelime değil. Yanına “Adam” sözü gelince de kullanılamaz değil. Tabiî ki kullanılabilir ve bir mana da ifade edebilir.. Ama “Akıllı Adamlar” anlamına hiç gelmez. Sadece “Çiğ et yiyen adamlar “ anlamına gelir. Bu durumda da: Barış süreci için kurulması mutasavver olan “Akıllı Adamlar Grubu” kurulamamış ama yerine “Yamyam Adamlar” grubu kurulmuş olur... Bu akıllara da, bundan başkası yakışmaz zaten. Bu süreçte verilen haberler de, aşağıdaki gibi bir manzara ifade eder. “Çiğ et yiyen adamlar, barış sürecinde hududu terk edecek olan terör örgütü üyelerinin, bu süreçte ne yiyip ne yemeyeceğine karar verecek. Ve/Veya Teröristler yamyam adamlardan çekiniyor. Vbg.” saçmalıklarla bu iş uzar gider. İşin ruhu ile taban tabana zıt olan, bir garabet manâ çıkar ortaya. Bilindiği üzre: Manâ kelimesinin yeni versionu “Anlam”dır. Yukarıdaki duruma göre: kullandığı sözün anlamını anlamayanların, anlattığından anladığı ve anlaşılan ne olabilir ki?.. Çok hazindir ki; ne olursa o kadar olur işte. Ve yine çok hazindir ki; bu gün, bu ülkede, her ne olursa, malesef bu terkibe uygun olarak, o kadar oluyor nedense?!. Oysa, Devletin, Hükümetin, Milletin ve İstikbâlin ihtiyacı, bu yaklaşımdan çok daha fazlası, çok daha alâsıdır.
Bu arada (Ek:) olarak aşağıda mevcut olan yazıyı, aynı yazıda ismi geçen kurum ve kuruluşlara iletmeye çalıştım. RTÜK ile yaptığım konuşma esnasında, muhterem muhatabım, Türk Dil Kurumu sözlüğüne baktığını, “Akil” kelimesinin sözlükteki anlamının, Yunus Emre’nin şiirine de atfen(1) akıllı olduğunu söyledi. Ben de TDK sözlüğüne baktığım zaman, maalesef aynını gördüm ama TDK lügâtine ben hiç değer vermem. Çok muzdar durumda kalmadıkça da, Altı yaşımdan beri O lûgate hiç bakmam. “Loğusa” kelimesinin karşılığına, “Loğusalık süreci” yazan bir lügate, yeni doğmuş çocuklar bile bakmaz. Loğusalığı bilmeyen biri, sürecini nereden ve nasıl bilebilir ki?. Cumhuriyetin ilk günlerinde, 120.000 kelimelik Türkçe’yi 120 kelimelik Türkçe haline dönüştüren, Bir zamanlar Agop Dilaçar’ın da Gen.Müdürü olduğu kurum, maalesef Türk Dil Kurumudur. Bu kurum, Türkçe’yi yüce bir lisan yapmak için değil; sürekli cüce bir dil bırakmak için uğraşmıştır. Bu sebeple de, Türkiye’de yaşayan her üç nesil, hiçbir zaman birbirini anlayamamıştır. Ülke insanının akıl yapısını, düşünce ve fikir dünyasını, gönül ihtizazını yozlaştırmanın ve kısırlaştırmanın en ciddi merkezi, Üzülerek ifade ediyorum ki; tarihi boyunca ve maalesef Türk Dil Kurumu olmuştur. Meselâ ”Minkale, İletki, Açıölçer” ya da “Hareket(-i arz) Zelzele Deprem” gibi güya yenileştirilen Türkçe ile her nesil, güya bu lisan evrimi sayesinde birbirinden kopartılmıştır. Bu kerre de gördüğüm üzre: Akil kelimesi üzerinde hiç araştırma yapılmadan, Hz.Yunus’a atfen bu kelime lûgate alınmıştır. Hz.Yunus bir dil bilimci değil, Bir Hakk aşığı ve halk ozanıdır. O her ne derse, kendince tabiî der. Ve kendince dediği de, tabiî bizlerce anlaşılır. Ancak lisan konusunda, genel kabul ve kullanım için, her kelimenin doğruluğu yanlışlığı, üniversitelerde akademisyenler tarafından iyice tartışılmalıdır. Aksi hâlde, bu gün yaşananlar, yarında sürekli yaşanır. Net olarak bilinmelidir ki; lisan kurum işi değil; kurulların işidir. Temenni ederim ki; bugünkü hükümet, bu kurumu da görev alanına ciddiyetle çekebilir.
Keza dikkat edecek olursanız, Bendeniz “a” harfi üzerinde kelimesine göre, inceltme kullandığım gibi uzatma da kullanmaktayım. Zîra kullandığımız Arapça Farsça kelimeler, değişik tınılı ve uzatmalıdır. Hala: evlâda göre babanın kız kardeşidir. Ancak Halâ: Sürmekte olan bir sürecin devamlılık ifadesidir. Ve mutlaka gerekli işaretlerin kullanılması mecburiyeti vardır ki, kelime doğru okunabilsin.. Keza, çağın bir gereği ve lisana maalesef giren ecnebî kelimelerin bir i’cabı, Kürtçe’nin de rahat okunabilirliği açısından, alfabemize Q,X,W harflerinin de alınmasında yarar görüyorum. Bu arada ve yukarıda görüldüğü üzre “İ’cab” kelimesinin yazılımı da, burada görüldüğü gibi olması gerekir. Birkaç lûgata baktığınız zaman, söz konusu “Akil” kelimesi hakkında aşağıdaki şu açıklamalarla karşılaşırsınız.
(1)TDK Sözlüğüne göre: Akil sf. (a:kil) esk. Akıllı: “Ne akilem ne divane / Gel gör beni aşk neyledi” -Yunus Emre.)
Akıl ve Akıl: (Ayın ile yazılır) Akl kelimesinden gelir. ( Esasen “Akıl İnsan” benzetmesi doğrudur.)
1.Men’etmek
2.Sığınacak yer.
3.Kırmızı mihfe örtüsü.
4.Diyet.
5.İnsanın; hayrı, şerri ve ilimleri anlayan, sebeplerden neticeleri çıkaran ve eserden eser sahibine intikal eden hassası. Düşünme ve anlama kabiliyeti. Zihin, zekâ, tefehhüm, fehim, irade, anlayış, kuvve-i hafıza, mülâhaza, re'y, yaptığını bilme. İlim, zihinde hasıl olan sûret. İnsan zihninin sıfatı. Kalpte Hakk ve bâtılı ayırt edebilen bir nur.
6.Huk: Bir cinayetten dolayı, icab eden diyeti vermektir. Diyet manasına da kullanılır. Akıl, esasen imsak ve imtisak mânasınadır. Diyet vermek, kan dökülmesini men' ve imsak edecek müeyyid bir kuvvet mesabesinde olduğundan bu cihetle de diyete akl denilmiş olması melhuzdur......
Akılân: (Ayın ile yazılır) Akl kelimesinden gelir.
1. Akıllılar (Buna göre: “âkil adamlar” gibi lügât-ı galat bir icat yerine “Akılân Heyyeti” denmesi yeterli olacaktır.)
Akil / Akile (kef ile yazılır) Ekl kelimesinden gelir.
1.Yiyen, yiyici, kemirici
2.Akil-ül beşer: İnsan eti yiyen, yamyam.
3.Karha-i akile: Firengi
4.Akilet-ül ekbad: Ciğer sömürücü
5.Vbg. tamlamalarla devam etmektedir.
Yukarıdaki bu bilgilere bakarak, aklınızın seçtiğini ya da kestiğini kullanmakta tabiî serbestsiniz. Fakîrin görevi, milletine elinden geldiği kadarı ile cehlinin azametine rağmen, bilebildiği doğruları söylemek, doğruları göstermekten ibarettir. Burada önemli bir hususa daha işaret etmek isterim ki; İnternet’ten sözlük karıştırmak, kolay olmakla birlikte, her zaman yarar sağlamamaktadır. Talebe, ulema, yazar, çizer, şair, spiker, hatip, lider olarak bir miktar veya sürekli Türkçe üzerine uğraşanların, en azından Beş ile On adet civarı Lügatinin bulunması gerekmektedir. Ve insanın, her duyduğu kelimeyi bildiğini zannetmeyip, hemen sayfalara gömülerek, doğruyu araştırması gerekir. Bu bilgileri vermeye çalıştığım bir TV kanalından, itiraz mahiyetinde şu görüşü aldım. Bu işlerle meşgûl olan arkadaşlar, oturup tartışmışlar ve “Akil” kelimesinin doğruluğuna karar vermişler. Kendileri için bu karara varmışlar ise, haklıdırlar zahir. Zîra çiğ et yemek, insan aklını akldan eder. Ancak, Onlar bu konuda riyaset makamı olmak ve karar almak için, çok fırın ekmeğe muhtaç olmakla, işi bir bilene bıraksalar daha iyi ederlerdi. Kaldı ki, TGRT spikeri Sayın Fuat Kozluklu, Bir ay öncesinden bu konu üzerine konuştu da. Bence genç arkadaşlar, bu yazıyı da bir tetkik etseler, Onlara bu yazı bile yeter.
EK: Aşağıdaki yazı adı geçen kurum ve kuruluşlara yollanmıştır. İşbu yazı, adreslerine yollandıktan sonra, sadece TV kanallarının ulaşılabilinenleri telefon ile ikaz da edilmiştir. Keza bu yazı yayınlandığı zaman, aynı adreslere tekrar yayın haberi olarak geçilecektir./Geçilmiştir.
Sayın İlgililer,
İSTEK:
Bu bilgi aşağıda ismi geçen Devlet ve hükümet erkânına, ayrıca canlı yayın yapan haber kanallarına, süratle iletilmesi için, tarafınıza postalanmıştır. Konunun hassasiyeti sebebi ile bu bilgiyi ilgili kişilere, süratle iletmenizi, teşekkürlerimizle tarafınızdan reca ederiz.
KONU:
Bu günlerde çok sık kullanılan “Akil adamlar” sözü tamamen yanlıştır. Akil = Çiğ et yiyen, demektir. Kelimenin doğrusu Akıl = Akıllı kişi şeklinde olması gerekir. Bu yanlışlığın devam etmesi halinde, ortaya çıkan garabet “Barış sürecini et yiyen adamların kontrol edeceği” şeklinde olur ki; bu cümle, işin özüne, temelden ters düşen bir cümledir. Ve kullanılması her hâli ile abes bir durum arz edecektir. İletiyi herkese aynı anda iletmemizin sebebi, bu değişiklikte bir bütünlük sağlamak içindir. Bu yanlışlığı milletimize İki senedir ikaz etmemize rağmen, teşekkürlerimizle ilk düzeltmeyi, Bir ay önce yapan, sayın Fuat Kozluklu olmuştur. Türkçe’nin püf noktalarına sahip çıkan tüm şahıslara kabulü dileği ile derin teşekkürlerimizi arz ederiz..
Saygılarımızla,
Haydar Volkan
Çiftehavızlar: 28.04.2013
NOT: Tarafımca bu konunun iletildiği ve iletilmesini istediğim resmi gayr-ı resmi ve görevli tarafların ün unvan ve görevleri basın kanunu gereği burada zikrolunmayabilir.