- Kategori
- Kişisel Gelişim
Yansızlık & dış ses
Dışarıda ne olursa olsun, içeride aynı olan bir şey hissetmeye devam et.
Biri sana hakaret ettiğinde, onu yalnızca dinlediğin noktaya kadar kendine odaklan – hiçbir şey yapmadan, tepki göstermeden yalnızca dinle. O seni aşağılar, başka biri seni övebilir. Sadece dinle. Övgü veya hakaret, onur veya utanç – sadece dinle. Dış kenar huzursuz olacak. Ona da bak ama değiştirmeye çalışma. Sadece bak; merkezinin derinliklerinde kalmaya devam et ve oradan bak. Zoraki olmayan, spontane, doğal bir yansızlığa erişeceksin.
Ve doğal yansızlık hissisini bir kez tattığında, hiçbir şey seni huzursuz edemez.
Gelelim hikayemize:
Babası tek kelime etmemiş, ama zamanı gelip çocuk doğduğunda, babası bebeği Hakuin’e götürmüş ve bebeği önüne koymuş. “Anlaşılan bu senin çocuğun” deyip aklına gelen tüm hakaretleri sıralamış ve ilişkinin rezilliğini yüzüne vurmuş.
Hakuin yalnızca, “Ah, demek öyle?” demiş ve bebeği kucağına almış. Sonrasında gittiği her yere yırtık pırtık cüppesine sardığı bebeği de götürmüş. Yağmurlu günlerde ve fırtınalı gecelerde komşu evlere gidip süt dilenmiş. Onun günahkar olduğuna karar veren pek çok öğrencisi ona sırt çevirmiş. Hakuin tek kelime etmemiş.
Bu sırada anne, bebeğinden ayrı kalamadığını anlamış . Gerçek babanın adını itiraf etmiş. Bunu duyan babası hemen Hakuin’e koşmuş, ayaklarına kapanmış ve af dilemiş. Hakuin yalnızca, “Ah, demek öyle?” demiş ve bebeği geri vermiş.
Sıradan bir insan için başka insanların sözleri çok önemlidir, çünkü kendine dair hiçbir şeyi yoktur. O ne düşünürse düşünsün, hepsi diğer insanların düşüncelerinin toplamıdır. Biri “çok güzelsin” demiştir, bir diğeri “çok zekisin” demiştir ve o kişi tüm bu söylenenleri biriktirir. Bu yüzden her zaman korku içindedir; itibarını, saygınlığını kaybetmesine neden olacak şekilde davranmamalıdır. Her zaman insanların fikirlerinden, başkalarının söyleyeceklerinden korkar, çünkü kendine dair tek bildiği başka insanların onun hakkında söyledikleridir. O insanlar o sözleri geri aldıkları takdirde onu çırılçıplak bırakırlar. O zaman kim olduğunu bilemez; çirkin mi, güzel mi, zeki mi, değil mi bilemez. Kendi benliğine dair en ufak bir fikri yoktur; başkalarına bağımlıdır.
Ama yansız olan, kelimelerin etiketine önem vermeyen bir insanın başkalarına ihtiyacı yoktur. O kendini bilir, dolayısıyla başkalarının ne söylediği önemsizdir. Tüm dünya onun kendi tecrübeleriyle tezat oluşturan bir şey söylese bile o gülüp geçer ve insanların fikirlerini değiştirmek için tek bir adım atmaz. Bir başka deyişle, kendini bilen kişi dışarıdan gelen damgaları reddeder.
Sadece “her ne isem oyum ve ben bu olacağım” der. Bunu 1 kez yapabildiğinde ve tadına vardığında ise dışarıdan gelen sesler onun için sadece ufak melodiler olarak eser geçer.
Sevgiler,