- Kategori
- Dünya
Yaradılış sistemi içerisinde yaratılan sistem

yaradılış ve var oluş
Dünyanın var oluşu insanlığın var oluşuna zemin hazırlamak olarak nitelendirilmektedir. Dünyada ki tüm yaradılışlar bir hayat için başlangıç ve sonuç olarak sürelendirilmiştir. Bu süreler içerisinde güçlüler güçlerini azınlıklardan alırken güçsüzlerde güçlü görünenlerin kurdukları sisteme hizmet etmek için ve güçlenmek için epey bir çile çekmektedir.
İnsanlık var oluştan bu yana hep yaradılış gayesini unutarak kendini yaradan olarak görüp yeni yeni sistemler kurmaya çalışmaktadır. Hal bu ki yaradılış gayesini anlasa yaşamda mutluluk ve huzurun ne kadar önemli olduğunu kavrayacak ve hayatına bu şekilde yön verecektir. Güçlüler olarak nitelendirilenler yani toplumları yönetmeye çalışanlar sisteme hizmet etmeye başlamışlardır. Bu yönetim çoğunluğun ihtiyaçlarını ve beklentilerinin değil de azınlığın ihtiyaçlarına çare aramaya başlaması mevcut kurulu sistem içerisinde azınlıklara paylar çıkartma çabasının manasını çözmek mümkün değildir. Azınlıkların hem bu sistemin nimetlerinden faydalanmak hem de bu sisteme balta vurmak için başka güçlerin himayelerine girerek hem kendi yaşamlarını hem de karşı çıktıkları sistem yaşayanlarına hayatı zehir etmelerinin ne kendilerine nede beraber yaşadıkları toplumlara fayda sağlamayacağı aşikâr ortadadır. Sistem içerisinde bulunduğu toplulukların ortak paydalarının korunması için mücadele etmek ve eşit şekilde var olmak zorundadır. Sistem huzurlu bir yaşamın sükûnet içerisinde başlangıçtan sona gidilmesi arası olarak nitelendirilirse bu olumsuzluklar, ayrımlar niye diye sormak gerekmez mi? Bu doğrultudan yola çıkıldığında huzur bozanların nasıl değerlendirileceği o toplumun kendisine zarar verdikleri ile eş deş olarak cezalandırılması ile mevcut toplumdan tecrit edilmesi en doğal olay olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kurulan sistemler kişilere göre değişim gösterdiğinde toplumlarda huzursuzluk ve kaygılar başlayarak ayrı sistemler kurmaya ve sistem içerisinden sistem çıkartmaya kendilerinde hak görmeye başladıklarında da toplumsal hatta Dünya’sal çatışmalara neden olmaktadır. Peki, bu yapılmak istenen sistem değişiklikleri nelerdir? Aynı sistem içerisinde toplumun hakkını toplumdan alarak hizmet ettiği toplumun ego manyasını azınlık içgüdüleri ve diğer üst sistem yöneticilerinin de mevcut sistem kurucularını ve sistemi yok etme uğraşları kimlere hizmet etmek olarak addedilir bilinmez. Kendine destek alarak görünenlerin desteğini de alarak sisteme karşı çıkması ile ortaya çıkan katledilmeler ve hatta cinayetler ve hatta bir toplumun yok edilmesi ile eşleşen fiiliyatlar uygulamasının sonu nereye varır bilinmez. Yaradan insanlığın var oluşundan bu yana hep yaradılışın nedenlerini Yaradanlara yarattıkları ile anlatma yolunu seçmiştir. Yaratanın yaradılış kurallarını da ortaya koyması ile maneviyat ve din dediğimiz olgular ortaya çıkmıştır. Yaradan dahi kendi koyduğu kurallar bütünü olan dinleri zaman içerisinde yaratılanların kendi menfaatleri doğrultusun da değiştirmelerine karşı önceki dinleri batıl kılmıştır. Yaradan’ın çeşitli dinler ile bu dinlerin aslında temeli aynı olan barış huzur sükûnet ve hayat mücadelesi ile ilgili yapılması gerekenleri anlatan kurallar bütünü olan din kitaplarını da birlikte göndermesi bu inceliği ve yaradılış nedenlerini açıkça ortaya koymuştur. Yaradan bu değişiklikler yanında çeşitli dinler ve kitapları kulların hizmetine sunmuş ve sonunda bu değişimlere dur diyerek en son bir din ve kitap göndererek ebedi sona kadar bu kuralların geçerli olduğunu, değişim yapılmayacağını ve değiştirilemeyeceğini bildirmiştir. Bu bildirimle birlikte yeni yeni arayışlar ile yeni sistem kurmanın mantığı yok oluşu hızlandırmak olsa gerekir diye düşünüyorum.
Ebediyetin de bir gün bugün olacağını unutmamak dileklerimle. Saygılar sunuyorum.
SHG
30.01.2013