Yaratma gücüne sahip olmayan, yıkma hakkına da sahip değildir... M. Gandhi / Hayvanlar Alemi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Haziran '07

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
 

Yaratma gücüne sahip olmayan, yıkma hakkına da sahip değildir... M. Gandhi

Yaratma gücüne sahip olmayan, yıkma hakkına da sahip değildir... M. Gandhi
 

***


Yaşadığımız dayanılmaz sıcaklar sadece bizleri etkilemiyor. Yaban hayatı da nasibini alıyor, bizim sebep olduğumuz bu kötü sonuçtan. Dışarı çıktığımda gözlemliyorum. Kediler çiçeklerin diplerinde baygın yatıyor. Köpekler keza öyle. Çiçekleri sularken sanki arılar, kelebekler ve sinekler seviniyor. Bahçemizde küçük havuz yaptık, serçeler su içsinler ve yıkansınlar diye. Balkonda ve değişik yerlerde de su kapları var. Konuklar çok kaplumbağa ve kertenkeleler de geliyor. Çocukları," bir şey yapmayın, onlara zararsız," diye öğütlüyorum. Hem böylece hayvanları tanıyorlar. En mutlusu serçeler ve kumrular ekmek kırıntıları da bol. Bir suya bir kum yığınına, sürekli hareket halindeler.

Önceleri komşular garip karşılıyordu ve korkuyorlardı, şimdi alıştılar. Hatta kışın bir yavru tilki yolunu kaybetmiş, bizim merdivenin altına sığınmış. Komşunun biri hemen tüfeği kapmış öldürmeye, gözgöze geliyor yavru tilkiyle...
Bana anlatıyor sonra:

-Hocanım tam f(v)uracaktım sen geldin aklıma, kızarsın diye f(v)urmadım. Kürkü de güzeldi ha!

-İyi etmişsin, dedim. Valla şikayet ederdim. Gülüp geçti, tabii ki.

Önceleri sahipsiz köpekler zehirleniyor ya da vuruluyordu. Bizim Toni de onlardan. Bir gözü görmüyor. Birkaç olaydan sonra derneğimiz aracılığıyla (Bu konuda hiç taviz yok.) taciz eden kişilere para cezası verildi ve artık kimse sesini çıkarmıyor, hatta yemek verenler bile var.

Bizim semt pilot bölge ve aşılanmış, kısırlaştırılmış köpekler doğal hayata bırakılıyor.Üç yıldır hiçbir olumsuz olay olmadı, yani kuduz, kene, pire ya da çocuklara saldırma gibi. Sadece geceleri belli bir saatten sonra havlıyorlar, o kadar da olacak artık, onların görevleri, ya hırsızlara ya da yabancı arabalara kızıyorlar.

Denizli Hayvanları Koruma Derneği Türkiye'de benzer dernekler arasında en özverili ve en güzel çalışan, diğer dernekler tarafından çalışmaları örnek gösterilen bir dernek. Derneğimiz sokak kedi ve köpeklerinin aşılanması , kısırlaştırılması ve yaralananların tedavisi dışında bir de ilköğretim okullarında eğitim seminerleri veriyor.

İşte size güzel ve ilginç bir örnek:

Acıpayam'ın köylerinden bir öğretmen dernek başkanımızı arayıp köyde çocukların hayvan sevgisi olmadığını ve köpeklere işkence edildiğini bildirmiş ve yardım istemiş. Bizim hedef kitlemiz tabi ki çocuklar. Büyüklere belli yaştan sonra kedi- köpek sevdirmek, deveye hendek atlatmaktan daha zordur. Üniversitede görevli arkadaşımız ve eşi ile bağlantı kuruluyor. Ama köyde öğrenci sayısı az. Çevre köylerden daha büyük bir köyü de seminere katmak istiyorlar. Fakat her iki köy arasında da yıllardır süregelen bir husumet varmış. İki köy ikna ediliyor,
çocuklar biraraya getiriliyor, sınıflarda çıt yok. Çocuklar ilgiyle hazırlanmış slaytlar eşliğinde semineri izliyorlar. Sonuç olumlu olunca başvuran diğer köylere de gidelim kararı çıktı. Çünkü sadece şehirlerde değil her ortamda şiddet görüyor hayvanlar...


http://www.dhkd.net/shpro10.asp

Denizli Hayvanları Koruma Derneğinin başkanı P.Ü.'nde öğretim görevlisi. Eşi Karen Özel İskoçyalı bir veteriner. TRT kanallarında "Karşılıksız Sevgi"isimli belgeselde çıkıyor zaman zaman. Karen kendine özgü Türkçesi ile tane tane anlatıyor, en çok kullandığı sözcük "maalesef".

"Maalesef Türkiye'de sokak köpekleri çok işkence görüyor," dedi.

Konuşmasını gözlerim dolarak izledim. Gönüllü olarak çalışan bir yabancı ve bizim burada insanlarımızın taciz ettiği yaralı hayvanları iyileştiriyor. Yaz tatilinde ülkesine para kazanmak için çalışmaya gidiyor. Bir yıl sonra ülkesine dönecekmiş. Kendi gittikten sonra çalışsın, diye birilerine bilgilerini aktarmak istemiş. Hiç kimse çıkmamış, ne garip, öğreten var, öğrenen yok.

Düşündüm de bizim ülkede neyin değeri var ki;

İnsanların mı?
Çocukların mı?
Doğanın mı?
Kadınların mı?
Havanın mı?
Suyun mu?
Ormanların mı?
Ailenin mi?..

Hayvanların olsun!

Birisi bir şey söylediği zaman da top yekün ağız kalabalığı yapıyoruz, top-tüfek savaş ilan ediyoruz.

"Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz" demiş, güzel demiş atalarımız.

Bir de uygulayan olsa!


http://www.dhkd.net/

 
Toplam blog
: 480
: 2046
Kayıt tarihi
: 27.03.07
 
 

Üstkimliği ile insan, altkimliği yeterince kalabalık birisi; Eş, anne, öğretmen emeklisi. Doğa, H..