Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '22

 
Kategori
Hukuk
Okunma Sayısı
62
 

YARGI BAĞIMSIZLIĞI

YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE TARAFSIZLIĞI ;ADALETE SAYGI KAVRAMLARI

 

 

Yargıç, kendi Allah’ının ve vicdanının emir ve murakabesi dışında hiçbir etkinlik baskısına kapılmayacak şekilde mutlak bir bağımsızlığa sahip olmalıdır. Gençliğimin daha ilk çağlarından bugüne gelinceye kadar iman ettiğim ve inandığım bir şey var ise, o da şudur ki, günahkar ve nankör bir millete bu yeryüzünde yüklenecek en büyük cehennem azabı ve en zalim ceza, .....

Bağımsızlığından mahrum bir adalet cihazıdır.” Yargıç John Marshall

 

 

Yargı ulusun bağımsız ve tarafsız olması, modern demokrasilerin ve hukuk devleti ilkesinin temel unsurlarından birisini teşkil etmektedir. Çünkü

 

 Yargı bağımsızlığı, yargının öncelikle, devletin diğer iki erkini oluşturan yasama ve yürütme erklerine karşı bağımsız olmasını gerekmektedir.

Bu yüzden diğer iki erkin yargı erkini görev alanında etkileme imkânına sahip olmamaları anlamına gelmektedir

.Daha geniş anlamıyla baktığımızda yargı bağımsızlığı, yargı erkinin, işlevini yerine getirirken, herhangi bir tarafın, herhangi bir nedenle doğrudan veya dolaylı kısıtlama, etki, teşvik, baskı, tehdit ve müdahalesine maruz bulunmamasını ifade eder.

 

 Yargının tarafsızlığı ise kısaca,  yargı erkinin, önündeki uyuşmazlık hakkında karar verirken yan tutmamasını, tarafların herhangi biri lehine, eşit olmayan bir şekilde, gerek tarafların kendisinden, gerek dışarıdan gelen herhangi olumsuz bir etki nedeniyle ve gerekse hâkimin kendi kişiliğinden, eğitiminden, kültüründen ve politik düşüncesinden kaynaklanan duygu, önyargı ve düşüncelerle farklı davranmaması, kişiliğinden ve her türlü etkiden sıyrılarak karar vermesi, verilen kararın toplumda önyargısız verildiği görünümüne sahip olmasını ifade eder.

 

 

Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleri, birbirinden ayrılmaz ve birbirini tamamlayan ilkelerdir. Hukuk devletinin özelliklerinden olan hak ve özgürlüklerin tam anlamıyla güvence altına alınması ve kanun önünde eşitlik ilkelerinin hayata geçirilmesi, ancak bağımsız ve tarafsız yargı erkinin varlığı ile mümkündür.

Demokratik yapıya sahip olan hukuk devletinin keyfi yönetimiyle monarşi veya teokratik devletten ayıran en önemli faktör şudur ki :

Kim olursa olsun herkesi yasalar karşısında eşit kabul etmek ve kimseye ayrıcalık olunmaması gerekmektedir.

Eğer kişiye özel yasa kavramı inşa edildiğinde kanunları yok sayarak eşitsizlik ilkesini zedelendiğinde adalet terazinin dengesinin kalmadığını görürüz.

“ADALET ağaçlara su vermektir. Bir nimeti yerine koymaktır. Her su emen kökü sulamak değildir. Yani hakkı hak sahibine vermektir.

ADALETSİZLİK ise, bir şeyi lâyık olmayana vermek, bir şeyi konmaması gereken yere koymaktır. Bu hâl de sadece belâya (felakete) sebep olur.

Aşağıdaki anekdot bu anlayışa yönelik güzel bir örnektir.

Atatürk de anlayışı bakımından Türkiye’de yerleştirmeye çaba göstermiştir.  Herkesin hukuka ve yargıya adalet sistemine saygı göstermesi gerektiğini vurgulamıştır.

Atatürk bir Balıkesir gezisinde, kendisine Milli mücadelede hizmetler etmiş birinin başvurusu ile karşılaştı. Adam bir konuda yanlış hüküm giydiğini söyleyerek yakındı.

Atatürk:

- Haklısın, konuyu ben de biliyorum, dedikten sonra yanında bulunan bir adliye subayını çağırdı. Konuyu anlattı. Düzeltilmesini istedi. Müfettiş onu dinledikten sonra:

- Efendimiz, dedi, karar bütün adli sıralardan geçtikten sonra tamamlanmıştır. Hükmün yerine getirilmesinden başka yasal yol yoktur, dedi. Atatürk:

- Ama ben söylüyorum, bu iş haksızlık. Çünkü ben işin usulünü biliyorum, dedi.Genç Adliye müfettişi:

- Efendimizin beyanı yasa önünde bir değişiklik yapamaz. Adliye Bakanlığı’nın da bir şey yapmasına olanak yoktur.O anda ortada soğuk bir hava esti. Şimdi bir fırtınanın kopacağı sanılıyordu. Fakat Atatürk sakin bir şekilde sordu:

- Peki bir adli hata olursa yasa bunun düzeltilmesini sağlayamaz mı?

- Yeni bir delille mahkemenin yinelenmesi istenebilir zaman Atatürk başvuru sahibine döndü:

- Beni tanık olarak göster. Onda yeni deliller bulunduğunu öğrendim, diye iddia et. Ben mahkemeye gider, sana tanıklık ederim, dedi. Sonra da Müfettişe döndü:

- Size teşekkür ederim, dedikten sonra yeniden başvuru sahibine dönüp:

- Neden zamanında başvurmadın. Zamanında gelir tanıklık ederdim. Boş yere mahkemeleri de meşgul etmezdin. “Doğurduğu etki ve sonuç itibariyle yargı gücü kendisini her hanede hissettirir; topluluğa dâhil her şahsın mülkiyeti, onur ve haysiyeti, hayatı ve nihayet her şeyi onun elinden geçer. Bundan dolayı değil midir ki, ....

 

İnsanlığın mutluluğu ve refahı için günümüzde en ideal rejim olarak kabul edilen demokrasi, hukuk devleti ilkesinin hayata geçmesini, hukuk devleti ilkesi de bağımsız ve tarafsız yargının varlığını zorunlu kılmaktadır

. Tüm dış etkilere karşı bağımsız, hukukun üstünlüğüne bağlı tarafsız bir yargının varlığı, bir toplumda yönetenlerin hukuka saygılı hareket etmelerini, vatandaşların hukuki güvenlik içinde ve kanunlar önünde eşit olarak yaşamalarını sağlar.

Bu nedenledir ki, adalet mülkün (devletin) temelidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 44
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 133
Kayıt tarihi
: 31.10.19
 
 

Merhabalar kendini anlat deyince ilk aklıma; Mevlana Celaleddin Rumi   şu şiir aklıma gelir. Güneş ..