- Kategori
- Güncel
Yargı hatası

Bu nasıl bir hukuk, bu nasıl bir yargı sitemi ve bu nasıl bir yargı anlayışı anlayan beri gelsin. Bir ülkende kaç tana hukuk ve kaç tana yargı sistemi olabilir? Bu, dünyanın hangi ülkesinde görülebilir. Üstüne üslük de yüksek yargıda gelişen çift başlılık! Bu millet kime güvenecek-kime güvenmeyecek? Hangisi doğru-hangisi yanlış?
Biri tutuklar içeride saklar, diğeri ise serbest bırakır dışarıya salar. Sanki çocuk oyuncağı bu! Hangisi Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sına göre karar veriyor, bunu bir bilelim?
Bu iki düşünce veya iki yargıçtan biri yanlış yapıyor. Biri yasalara aykırı davranıyor. Yani biri suç işliyor. “efendim tutuklu yargılansın-tutusuz yargılansın.” İyi de doğrusu hangisidir? Yasa tek ise o yasaya göre doğru da tektir.
Şimdi bu yazımı okuyan hukukçular bir yığın hukuki tanımlamalara sığınıp yorumlar yapıp yorum getirecekler biliyorum. Önemli olan sonuçtur. Onlara şunu sorarım; hukukta kararsızlık olur mu? Bir yargıç “ben karar veremedim tarafsız kalıyorum” diyebilir mi?
Bir de bu insanlar sıradan birileri değil. Bu insanlar ciddi suçlamalarla karşı karşıya. Şu iş sulandırılmadan bir an önce halledilsin de suçlu suçunu çeksin fakat suçsuz olanlar da haksız yare süründürülmesin. Bu ülkenin ordusunun da prestiji sarsılıyor yargı sının da. Bu yanlışı, bu ülkeye yaptırmaya kimsenin hakkı yoktur.
Bana öyle geliyor ki, bir taraf işlerine geldiği gibi yorumluyor bu yasaları.
Şu, bir gerçek olarak ortaya çıktı ki; artık yasalar kesin ayrıntılarla açık açık yazılmalı ve yoruma kapatılmalıdır. Hâkimin kanaat hakkı olmamalıdır…
Eğer yargıcın kanaat yetkisi olursa, yargıç da sonuçta bir insan ve onunda birtakım ideolojileri ve siyasi görüşü mutlaka olacaktır. İster istemez bu etkilerin altında kesinlikle kalacaktır. Objektif olamaz. Kalmam diyen yalan söyler. Tek başına olduğu için yanılma olasılığı oldukça fazladır. Bir insanın hayatı yargıcın yorumuna bağlı olamaz. “bir kişinin aklı ne kadar iyi olursa olsun, iki kişinin aklı ondan daha iyidir” der bir düşünür.
Nasıl ki başı örtülü bir bayanın devlet dairesinde görev yapması, vatandaşın taraflı bakışı söz konusu olacağı düşünülerek yasaklanıyor ise, kişinin düşüncesindeki örtüye ve siyasi olguların etkisinin olmaması da imkânsızdır.
Zaten bu farklı görüşlerin kökünde yatan, siyasi ve ideolojik düşüncelerdir. Bir yargıcın siyasi ve ideolojik yapısının dışa vurulması kanunen yasak olduğu için ifade edemez. Bu demek değildir ki o yargıç, bir metal gibi dışarıdan göründüğü gibidir.
Eğer bir yorum ve yargıcın kanaati diye bir durum söz konusu olursa, bu yorumu yapacak olanın yetkili bir kurul olması gerekir ve oradan gelen bilgi doğrultusunda karar verilmelidir. Bir kişinin hayatı bir tek hâkimin kanaatine bırakılmamalıdır. Yani ülkenin bir “yargı merkezi” olmalıdır. Yani Yargıtay yorum konusunda tek yetkili merci olmalıdır.
Nasıl ki dini konularda geçerli yorumu yapacak tek yetkili merci Diyanet İşleri Başkanlığı ise ve herkes din konusunda kafasında göre yorum yapması yanlış ise buda öyledir. Her yargıç kendine göre bir yorum ortaya koymaya başladı…
Yargıtay bünyesinde oluşturulacak birim bu tür olaylara anında yorum getirip cevap vermelidir. Çift başlılık olmamalıdır. Hele de yargı sisteminde ise asla. Yorum yapacaksa o merci yorum yapmalıdır. Her hâkimin tek başına yorum yapma yetkisi olmamalıdır.