- Kategori
- Haber
Yargıtayın "Kızlık Bozma" kararı

OLAY :
Evlenme vaadiyle cinsel ilişkiye girip kızlık zarının bozulduğunu ve bir hafta sonra da terkedildiğini belirten davacı F.K 20 bin YTL manevi tazminat talebiyle dava açmıştır. F.K'nın babası da kızının sağlığının bozulması ve intihar tehlikesi nedeni ile hastanede sürekli yanında kaldığını, bu durumdan fazlası ile üzüntü duyduğu gibi toplum ahlak anlayışı nedeni ile küçük düştüğünü beyan ederek 10 bin YTL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
İlk derece mahkemesi babanın talebinin reddine, F.K.nın talebinin ise kısmen kabulüne karar vermiştir.
AÇIKLAMA:
Türk Medeni Kanunu'nun 25. maddesinin 3.fıkrasına göre manevi tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez. Yani manevi tazminat isteme hakkı sadece zarar gören şahsa aittir. Zarar görenin yakınları kural olarak manevi tazminat isteminde bulunamazlar. Bu kuralın istisnası BK.m.47'dir.
Borçlar Kanunu’nun 47’nci maddesine göre, “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilir.
Dava konusu olayda ağır bedensel zarar veya ölüm hali olmadığı için zarar gören şahsın yakınları BK.m.47'den yararlanamacak ve manevi tazminat talebinde bulunamayacaklardır. Bu nedenle FK'nın babasının manevi tazminat talebinin reddine ilişkin yerel mahkeme kararı yerindedir.
Vücut bütünlüğünün ihlal edilmesi durumunda bundan zarar gören Borçlar Kanunu'nun 47. maddesine göre manevi tazminat talebinde bulunabilir. Söz konusu maddeye göre bir kişinin bedensel bütünlüğünün ihlal edilmesi durumunda manevi zarar meydana gelmişse kişi bu zararın tazmini amacıyla manevi tazminat davası açabilir.Ancak bunun için zarar veren şahsın kusurlu olması ve zararın meydana gelmesine hukuka aykırı bir fiil neden olmalıdır (Uygun İlliyet Bağı). Burada hukuka aykırı fiil deyimini açıklamakta fayda var. Hukuka aykırı fiil, hukuk düzeninin öngörmediği bir davranışı yapmak suretiyle kişinin malvarlığına veya şahısvarlığına zarar verilmesidir.Tüm bu şartlar haiz olmakla birlikte olayda hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir sebep varsa zarar gören manevi tazminat talebinde bulunamaz.
Dava konusu olayda vücüt bütünlüğünün ihlali neticesinde ruhsal anlamda zarara uğrayan F.K manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Ancak bunun için; zararın meydana gelmesine hukuka aykırı bir davranış sebep olmalı ve olayda hukuka uygunluk nedeni bulunmamalıdır. Davacı FK olayın meydana geldiği sırada reşit ve ayırt etme gücüne sahiptir ve kendi isteğiyle cinsel ilişkiye girmiştir. Dolayısıyla olayda hukuka uygunluk nedeni olan mağdurun rızası söz konusudur. Bu durumda yerel mahkeme manevi tazminat talebini reddetmesi gerekirken kısmen kabul kararı vermesi yerinde değildir.
YARGITAYIN KARARI : ”Davacı, dava konusu olayın meydana geldiği 2004 yılında reşit ve mümeyyizdir. Resmi nikah olmaksızın kendi iradesi ile ilişkiye girmeyi kabul etmiştir. Buna rağmen evlilik vaadi ile kandırılıp kızlığının bozulduğunu iddiası ile manevi tazminat isteminde bulunamaz. Kaldı ki 5237 sayılı Yeni TCK da ergin ve mümeyyiz kişiler arasında evlenme vaadi ile kızlık bozmak ta suç olmaktan çıkarılmıştır. Şu durumda manevi tazminat isteminin reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabul edilmiş olması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. 27.10.2008