- Kategori
- Gündelik Yaşam
Yaşam Felsefesi!
İnsan; giderek yalnızlaştığı ve güveninin azaldığı yaşam süreci içinde hangi dala ilgi duyuyor ise ‘hayatını değiştirmek’ amacıyla merak ettiği alanda bilgisini ve görgüsünü artırmak için o yolda çalışmalara başlar. Kimisi kurslara gider, bir başkası workshoplara katılır, bir kısmı ise kendine bu konularda bilgili insanlar bulur.
Aslında biz farkında olmadan beyin, bilinçaltımızda karar verir ve bunu gerçekleştirecek yolları arar. Aradığını bulduğunda yanından pek ayrılmak istemez. Sevgisi artar, zaman içinde ondan çok şey öğrenir. Alışılagelmiş çizgisini aşar, üretme ve hayal etme imkanlarına dair potansiyeller sunar.
Bu etkileşim toplumsal ilişkiler dinamiğini canlı tutmaya devam eder.
Edinimlerini ve tercihlerini etrafındakilerle paylaşırken dikkatli olması gerektiğini bilir. İnsanlara tahakküm etmemeyi, çok konuşmamayı, sual sorulduğunda cevap vermeyi bilir ve köşesine çekilir. Buna göre bir yaşam standardı içinde olur.
Kuşkusuz samimi iseniz, anlattıklarınızın gerçeklerle örtüşmesine büyük özen göstermek zorundasınız.
Ve insanlara faydalı olmak istiyorsanız; kendinizi kesinlikle ön plana çıkarmadan içten ilişkilerle, daha derinlikli hatta kendilerini özel hissettirecek kişisel yaklaşımlardan uzak, özle bağlantı kurdurabilecek paylaşımlarda bulunmanız gerekmektedir.
Bu ince nokta da doğru bilgi ve duruş ile gerçekleşir.
Eğer sorulara muhatap olduğunuzda, belirleme gücünden yoksun, monoton, tek düze bir anlatım içinde olursanız kesinlikle ‘Neden ve niçin bu boşluklar oluşmuş’ şeklinde imalı davranışlarla karşılaşmanız işten bile değildir.
Belki de bu şekilde hiçbir şey yerli yerine oturmayacak ve yanıt verdiğiniz konu asla anlaşılmayacak, dolayısıyla değerlendirilmekten mahrum kalacaksınız.
Şunu söylemekte yarar var: Her halükarda insanlar sizin dış görünüşünüze değil; neler düşündüğünüze, neler ürettiğinize bakar.
Sadece güzel anlatım veya hitabet gücü de bir şey ifade etmez.
Bilgi aktaranın yaşam boyutu ile kendini göstermesi yani söyledikleri ile hayatının uyum sağlaması gerekir.
Ayrıca sağlam hislere sahip olması da önemlidir. His deyip geçmeyin! Bu olağanüstü özellik Allah vergisi bir açıklık, bilenle bilmeyeni birbirinden ayıran ve farkındalık yaratan bir niteliktir. Çalışmakla asla elde edilemez. Güçlü hissedişlere sahip çok az insan bulunmaktadır. His derken duygulardan değil hissetmekten bahsediyorum. Açığa çıkmamış bir şeyi, bir olayı bilmekten, duyguları alt üst edebilecek düzeydeki bir olgudan söz ediyorum.
Bir kere her şeyden önce bir İlim sahibinde bu özelliğin gelişmesi gerekir.
Diğer taraftan ortaya konulan bilgi nerede paylaşılırsa paylaşılsın kendi başına bir değer taşımalı, öte yaşam için insanın hazırlıklı olmasına vesile olmalıdır.
Bu arada kendinize sormanız gereken sorular şunlar; İnsanlar anlattığınız konunun içeriğini beğeniyor mu? Etrafı ile paylaşıyor mu? Yorumda bulunuyorlar mı?
Sizi dinleyenler tekrar tekrar sizi görmeyi arzu ediyorlar mı?
Çok ilginç bir nokta ise şudur:
Bazen başkalarını üzmemek ya da nazik olmak adına kimi zaman verilen tavizler fark edilemiyor, gözlerden kaçıyor. İncelik adına duygusallığa giriliyor. O andaki durumu değiştirmek kontrolün ötesinde ise sadece susuluyor ve konu oluruna bırakılıyor. Belli bir dereceye kadar verilen ödünleri, müsamahakar davranışları kimse anlamıyor. Ancak bu tip davranışların bir süre sonra muhatap olunan kimseye çok açık ve net şekilde zarar verdiği de anlaşılıyor.
Dolayısı ile insiyatifin her zaman ilim sahibinin elinde olması gerekir diye düşünüyorum ama duygusallığa düşmeden, kendini ön plana çıkarmadan.
Evet hoşgörü bir yere kadar gerekli ancak fazlası öğrenmek isteyene zarar verir. Tabii bütün dediklerim haddini aşmadan yapılmalıdır.
İnsani ilişkilerde her şeyden önce bir zihniyet sorununun varlığına da işaret eder. Yanlış bir sonuç getirmekten öteye de gidemez.
Bunun tersi olarak; zorlama ile hiçbir şey kabul ettirilemez. Pozitif bir yaklaşım yapmanın getirisi budur. Aksi durum, asgari standartların adeta bir ütopyaya dönüşmesini sağlamaktır ki bu durum endişe verici ve üzücü olur.
Değerli Okurlar!
Şimdi farklı bir zaman diliminde yaşıyoruz ama sosyal öğeler pek değişmiyor.
Ego hep ön plana çıkmak istiyor.
Tabii ki buna dur demek de sizin elinizde! Bu sorunun cevabı çoğalmak, tanınan bir insan olmakta değil, yalnız yaşamakta yatıyor. İnsan olmanın en önemli yolu da bu olsa gerek diyorum.
Ahmed F. Yüksel
London / Chiswick 05.02.2020
https://www.facebook.com/ahmedfyuksel
https://www.instagram.com/ahmedfyuksel/
https://twitter.com/ahmedfyuksel