17 Aralık '10
- Kategori
- Gündelik Yaşam
Yaşama ve sevgiliye...

Aslında o kadar basit ki herşey. İnsanlar doğar, yaşar ve ölür... Tabi doğum ve ölüm sadece anlık olduğu için geriye koca bir yaşam kalır önünüzde... İşte mesele de budur aslında... Yaşamdır. Onunla alay edebilmektir, onu umursamamaktır... Acılarınızı, intikamlarınızı ve aşklarınızı bile bir kenara bırakıp sadece kendiniz için varolabilmektir yaşam... Beş yaşında bir çocuğun plastik bir kovada yüzdürmeye çalıştığı bir gemi görürsünüz, sevgilinizle geçirdiğiniz koca bir yaz gelir aklınıza... Bir yağmur damlası damlar yüzünüze alır götürür sizi gökten boşalırcasına yağan yağmurda saçının telinin bile ıslanmaması için kendinizi sular altında bıraktığınız o anlara... Ve an olur dalıp gidersiniz çok uzaklara... Nerde? Nasıl? Ne yapıyor? Ne yiyor? Ne içiyor? Ne dinliyor? Ağlıyor mu? Gülüyor mu? Sabah kalkabildi mi?... Kabul edemezsiniz bir türlü onu bir daha yaşayamama düşüncesini ve oturup ağlarsınız... Oysa ki akan gözyaşı da size aittir içinden bir parça kopan yaşam da...
Evet demin de dediğim gibi işte o kadar basit.. Sadece kendi içinizdedir... Sadece siz yaşar ve siz bilirsiniz... Kimse duymaz çığlığınızı, isteseniz de duyuramazsınız... Belki de anlatamazsınız çünkü bilirsiniz ki sizi en iyi anlayacak olan yine sizsinizdir.
Bazen hepimiz birbirimize akıl vermekle uğraşsak da aslında hiçbirimiz ne yaşamla alay edebiliyoruz ne de onu umursamayabiliyoruz... Ne hiçbir şeyi bir kenara bırakabiliyor ne de sadece kendimiz için yaşayabiliyoruz.. Ve aslında çok iyi biliyoruz ki her acı bir yumru daha oluşturuyor kalbimizin tam ortasında... İşte o yüzden bazen mücadele edemiyoruz daha fazla... Hayatı oluruna bırakıp sadece seyretmek ve hissetmekle yetiniyoruz yaşamın o "akıl almaz" basitliğini....