​ Yaşasın Orhan Pamuk ihaneti! / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mayıs '07

 
Kategori
Siyaset
 

Yaşasın Orhan Pamuk ihaneti!

Yaşasın Orhan Pamuk ihaneti!
 

Milliyetçilik:

Günümüzdeki anlamıyla, Avrupa burjuvazisinin siyasal iktidarını kurmasını sağlayan, Fransız devrimiyle olgunlaşıp, oradan dünyaya ihraç edilen, uygarlığımızın türetip ürettiği bir çok önemli ve güçlü geleneğinden biridir milliyetçilik.

İnsan uygarlığının, aşırı yüceltmeyip , normal tüm geleneklerinde olduğu gibi görüp, abartılı bir tapınma ile kendini kısırlaştırmaması gerekir milliyetçiliğin.

Aşırı yüceltilmesi gibi Türk’üm demekten tiksinen ve milliyetçiliği yok sayan anlayışı da yanlış buluyorum.

Uygarlık serüvenimizde belkide en tapılası, eski ve köklü, kurduğu ihtişamlı uygarlık ile bizleri büyüleyip kör eden, o ihtişamla bizleri ezip köleleştiren nihai ve tek aidiyetimiz insanlığın tümünün ortağı olduğu, dil geleneğidir.

Onunla bir ülküyü, birliği, kültürü oluştururuz.

Dünyada saf ve üstün bir ırktan söz edilemeyeceği gibi saf ve üstün bir dilden de söz edilemez.

Uygarlık tarihi boyunca Türkçe, insanlık için köklü, güçlü, önemli yerini korumuştur.

İnsan uygarlığı boyunca, ihtişamlı diller arasında yerini korumuş Türkçe’yi , ülkemiz değil yalnız, Türkçe topluluklar adına da dünyada taçlandırmış Orhan Pamuk’a milliyetçilik bir yana, sözde sosyalizm ve bilim adına küçümseyip, yok sayan, ülkemizi yöneten ve yönetmeye talip kanaat erbabının kızgınlığını, zorlanmak bir yana, hiç anlayamıyorum.

Orhan Pamuk, görkemli uygarlığımızın inşa edildiği değerlerin üzerine oturtulan, pırıltılı zirvesinin gelişimine katkı sunabildiği için bunu başarabilmiştir.

Şimdiki zamanın gelecek zamanı kotardığı uygarlığın, pırıltılı zirvesindeki erdeme ermiş bilgelerin tümü gibi, sahip olduğu anlayışla, edebiyatı ele alarak, bunu başarmıştır Orhan Pamuk.

Kıskanç bir hayranlıkla seyrettiğimiz, kabullenmekte zorlansak da çaresiz katlanmak zorunda olduğumuz, sınırlarının sonuna geliyor da olsa, uygarlık meşalemizi taşımakta olan batı ve onun iktidarının, muhtaç olduğu yükselen doğunun, o alevi harlayacak ve nöbeti devralacak sahibi doğunun evlatlarına taşıyan bir adım attırmıştır Orhan Pamuk.

Yüzyılımızı şekillendirecek tüm değerler yanında felsefe de Derrida gibi, edebiyatta da Orhan Pamuk adından çokça bahsedilecektir.

Dilin toplumsal ve siyasal yaşamımızda ki rolü üzerine, arkadaşların çıkardığı 'Cümle' isimli derginin adından hareketle yazdığım, Cümlenin Edimi’ başlıklı yazımı meraklıları okuyabilir.

Yaşadığımız sıkıntılı günlerde bir matkap gibi beynimi delen sorular var?

İrdelenmesi buradaki sayfalara sığmayacak düzeyde, benim Toplumsal İktidar diye tanımladığım, modası geçmiş değerlerle hayatı tanımlama alışkanlığının, sözüm ona kanaat önderlerinin ürettiği ve onun yöneticilerinin uygulamalarının yarattığı tehlikeli geleneksel olgunun tehdidi altındayız.

Ünlü sosyoloğumuz Şerif Mardin' in de Mahalle Kültürü diye adlandırdığı bu olgu Siyasal İktidarı ve onun kurumlarını ciddi şekilde etkileyip, tahrip ediyor ve ilerlemenin önünde engel oluşturuyor .

Şimdi sormak isterim?

Bir milleti ve onu oluşturan toplulukları Danıştay, Hrand, misyoner, masum halk demeden linç eden çakal, elleri kanlı intihar katilleri üreten ve gücünü ürettiği Toplumsal iktidarın kalabalıklarından alan ve yarattığı canavara da bir anlamda tabi olmak zorunda kalanlar mı, yoksa milletini dünya da onurlandıranlar mı yüceltir.

Bu ülkeye adaleti okey masalarındaki hukukçuları mı, hukuk felsefesinin derinliklerinde olmak isteyen Sami Selçuk’lar mı getirir.

Bu ülkeyi cami avlularında para toplayanlar mı, yasal düzenlenmiş piyasalarda borçlanan mı kalkındırır.

Bu sorularım sabahlara kadar uzayıp gidiyor.

Bu yüzden sabahları işe geç kaldığımda fırçayı da uyarı yazısını da saygıyla eğilerek yiyorum.

Sessizce gidip, masaları silip, sabah çaylarını getirip, değerli amirlerim bulvar gazetelerinde cinsel fıkralar okuyup, bilgisayarda fal açarken, bende Milliyet Gazetesi'ni gözden geçiriyorum. Sonra küçümseyici bir saygıyla, o kalın kitapları nasıl okuyorsun dedikleri okumalarımı yapıyorum.

Evrak ve çay götür getir sortilerinde bu devam ediyor.

Ben işimi çok seviyorum.

Hafta içinde keçileri, hafta sonlarında şişenin dibini bulamıyorum.

Bazen çok sevdiğim Çetin Atlan'ın yazılarını, benim gibi bir cahil, dudak kıvırıp okumuyor.

Ben böyle yaparsam, gerçekten seviyeli yazıları ve birikimi olan Özdemir İnce ne yapar diye düşünürken, cevabımı alıyorum.

Kurumsal listelerden sonra, Özdemir üstadın mürteci listesinde Altan’ların ismini buluyorum.

Bu kafayla giderse okuyucu sayısını düşürecek diye düşünüp, sessizce arkamızı dönüp başka alemlere akmanın vaktidir diyorum.

Kendimle konuştuğum günlüğümü uzatmayıp, diğer günlüğümde ‘Nerdesin Nihat Genç’ demek istiyorum.

 
Toplam blog
: 35
: 862
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

İktidara mesafeli, Derrida ve yapısalcılara meyilli. İflas etmekten bunalıp, iktisat ve finans pı..