​ Yaz düğünleri / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Yaz düğünleri

MEVSİM YAZ ARTIK. Sarmaşık güllerinin kurmaya başlaması, kirazların dallardan fışkırmasıyla yaz da gelmiş demektir artık. Yaz deyince ilk akla gelen, güneşli bir sahilde sakin bir tatil olsa da, düğünler de yazın değişmez geleneklerindendir. Yaz ile start alan düğün sezonu ekim ayının sonuna kadar hız kesmeden sürer gider. Nikah salonları tıka basa dolar. Gün almak için araya konulan tanıdıklar. Düğün salonlarında yer bulunmaz. Altın fiyatları tavan yapar. Yapar da yapar… Çocuklarının mürüvvetini görmek için bekleyen aileler, ev donatmak için canla başla ellerinde avuçlarında ne varsa harcadıktan sonra geriye bir düğün kalmıştır artık. Düğün deyip hafife alınacak bir durum değdir bu bazı çevreler için. Düğün yeri, giyilen kıyafetler, sunulan ikramlar ve sahne alan sanatçının seçimi bile rekabet hali yaratır bazı aileler arasında.

Çemberin dışından seyredince tam bir ibretlik seyir halidir, özellikle kadınların düğünlerdeki görüntüleri. Medyada gördükleri insanların yavan kopyaları ya da silik gölgeleri gibi giyinip kendileri olmak yerine onlar olabilme çabası ile sergiledikleri görüntünün pek de kültürleri ile bağdaşmadığı taşıdıkları kıyafetlerin emanet duruşlarında kendini gösterir. Straplez elbiseler tercih ediliyor şu sıralar yoğunlukla. Kiloya, boya, vücut şekline aldırmaksızın giyilir ikonca kıyafetler. Ayaklarda, boyu en az bir karış kadar uzun gösterecek bantlı ayakkabılar. Üzerlerinde süslü taşlar. Bunda da ayak şekli gözetilmez. Tombul baş parmakların ileri fırlaması yada nasırlı küçük parmakların yandan taşması pek kayda değer değildir. Ayakkabıların altlarının kırmızı olması tercih sebebidir. İkonca kıyafetlerine bürünen ikon namzetlerinin bir elleri sürekli göğüs üstünde, iki parmak düşen elbiseyi tutup göğse yerleştirmeye hazır bekler. Kat kat olan göbek ve sırt yağları hareket ettikçe çeker elbiselere aşağı. Daha düğünün ilk saatleri şişmiş olsa da ayakları, direnirler sonuna kadar akşam dikeriz tavana ayakları. Garip bir yarış halidir ki inanılması güç, çocuklarının geleceklerine yatırabilecekleri yüklü miktarda paraları gömerler gösteriş ve ego uğruna. İşte bu bağlamda pek de yavan bir yarış gelir gözüme, bir düğün için yirmi binli rakamlar telaffuz edilince. Ha, takılsa otuz binli rakamlarda bir altın yine su götürür bir yanı var derim, denilmeyecek olsa bile. Bu kifayetiz ve kimseye bir faydası olmayan yarışın galibi hiçbir zaman belli değildir, kaybeden evlenen çiftler şüphesiz.

Tanıdık tanımadık bir sürü insanın salyalı öpücüklerine gelenekler gereği katlanırlar. Düğüne davet edilen her insanla en az üç kez öpüşmek zorunda kalan, en güzel geceleri olması gereken geceyi azap içinde en son misafir salonu terk edene kadar çeken çiftler, evlerine vardıklarında ne birbirlerini öpmeye nede gecenin heyecanına dair hiçbir telaş taşıyamazlar şüphesiz. Yüzlerindeki yorgunluk, ayaklarında ki şişlikle teslim ederler bedenlerini uykunun kollarına. Madem atacaksınız bu paraları çöpe, bari gönderin çocukları gönüllerine göre bir tatile yesinler ve gezsinler gönüllerince. Nasıl olsa memnun kalan olmamıştır düğünlerde bu güne kadar…
 
Toplam blog
: 247
: 709
Kayıt tarihi
: 11.03.09
 
 

Buradayım işte. Yaşamın tam içinde. Her anın benim olduğunu bilerek. Yaşamın sadece "Şimdi" olduğun..