​ Yazık mağluplara / Tarih / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ağustos '08

 
Kategori
Tarih
 

Yazık mağluplara

Büyük ordular hazırlayarak savaşlara giren hükümdarlar için mağlubiyet ne acı, ne onursuz bir durumdur. Hele ordunun yenildiğini gördükten ve savaş meydanında tek başına kaldıktan sonra yaşadıkları... Onların esir düşme, savaş meydanında ölme, ya da her şeyini kaybetmiş bir sultan olarak canını kurtarma duyguları arasında neler hissettiklerini kim anlayabilir.

Malazgirt savaşında Selçuklu ordusu ile Bizans ordusunun ilk temasında büyük bir kargaşa olur. Ortalığı yoğun bir toz bulutu kaplar. Selçuklu ordusunun safları çözülür. Bu durumu gören Alp Arslan atından iner ve toprağa kapanır. Elbisesi yırtılmış, aldığı yaralardan dolayı yüzünden, şakağından kanlar akmaktadır. Ordusunun dağılacağını anladığından ağlamaktadır. Ellerini havaya kaldırarak yalvarır: Ey Tanrım sana tevekkül ettim ve bu cihatla sana yaklaştım, yüzümü önünde topraklara sürüp kanımla boyadım ve gözlerimden şiddetli yağmur gibi yaş boşanıyor. Boynumun iki tarafından kan akıyor. Sözlerim gerçek duygularımı ifade etmezse beni, yanımdaki yardımcılarımı ve memlüklarımı helak et! Eğer içim dışıma uygun geliyorsa düşmanlarıma karşı cihadımda bana yardım et ve beni muzaffer bir sultan kıl! Güçlüklerimi kolaylaştır.” Sultan bu duasını birkaç kez daha tekrar etti. Bu sırada toz bulutu dağıldı. Saflar yeniden kuruldu.

Gazneli Mesud Selçuklularla girdiği Dandanakan savaşını kaybettiğini görünce yanındakilerin de telkini bir file binerek gururu kırılmış bir sultan olarak savaş meydanından uzaklaşmaya başlar. Bu esnada birkaç Selçuklu askeri onu görür ve peşlerine düşer. Mesud filden inerek atına biner. Onu yakalamaya gelen askerlerden birine gürzüyle öyle bir darbe indirir ki asker oracıkta ölür. Mesud’un vezirlerinden biri bu manzarayı görünce hayıflanır: “Şu darbenin sahibi olan hükümdara bakın ki bu savaşı kaybetti”. Mesud ona döner: “Darbe bu darbedir ama ikbal bu ikbal değil artık” der ve savaş meydanından hızla uzaklaşır.

Yıldırım Bayezid’in, Timur’a karşı Ankara yakınlarındaki Çubuk ovasında kaybettiği savaşın sonları ise tam bir dramdır. Yıldırım, oğullarının bile ihanetine tanık olduğunda etrafı çoktan Timur’un askerleri tarafından çevrilmişti. Solak Karaca adındaki kapıkulu O’a seslendi: “Hay Bayezid Han! Akçeleri harcamadın, hazineye koydun, oğlancıklarımın rızkıdır dedin. Hani o güvendiğin oğulların, sancak beylerin, sarhoş vezirlerin?... Ne gökçek yoldaşlık ettiler sana!”. Bu sözler Sultan’ın ağırına gitti. “Bana minnet mi edersiniz?” diye bağırdı. Atını Timur’un askerlerinin üzerine sürdü. O sırada Timur’un safında yer alan Germiyanoğlu O’nu gördü. “Hay bu cenk eden Yıldırım Bayezid’in kendisidir” diye bağırdı. Bunun üzerine Timur’un askerleri Yıldırım’ın başına üşüşdüler. Yıldırım savaş meydanının mağlup sultanı ile oğullarının ihanetini gören terkedilmiş baba duygularını birlikte yaşadı. Bir daha da kendini toparlayamadı.

Savaş meydanlarının bir başka mağlubu ise Uzun Hasan Bey’dir. O Fatih Sultan Mehmed ile giriştiği Otlukbeli savaşında, önce oğlu Zeynel Bey’i kaybetti. Biraz sonra ise ordusunun imha edildiğini gördü. Canının telaşına düştü. Tarihler onun savaş meydanından uzaklaşmak için “Bre bana boz atı getirin! Boz at ki can kurtarandır!” diye bağırdığını yazıyorlar. Tıpkı İngiliz yazar W. Shaekspeare’in ünlü oyunundaki III. Richard’ın savaşı kaybettiğini anlayınca “Bir at! Bir at! Bir ata krallığımı veriyorum!” diye feryat etmesi gibi. Osmanlı ordusu Akkoyunlu askerlerine son darbeleri vururken Uzun Hasan Bey, İran’ın iç kesimlerine doğru uzaklaşıyordu. Fatih Sultan Mehmed’e, vezirleri Uzun Hasan’ı neden takip etmediklerini sorunca, onlara “Bu darbe O’na yeter” diye cevap verdi. Uzun Hasan Bey, Akkoyunlu Devleti’nin merkezini Diyarbakır’dan Tebriz’e taşıdı. Saltanatının son yıllarına kadar derin bir sessizlik içinde yaşadı.

Tarih hep galiplerin yanında yer aldı. Mağluplar ise kazanılmış savaşların onursuz rakipleri olarak anıldı. Yazık mağluplara.

 
Toplam blog
: 26
: 1397
Kayıt tarihi
: 10.08.08
 
 

Eğitimciyim. Mesleğimi seviyorum ama dünyaya ikinci defa gelme şansım olsaydı farklı bir meslekte..