​ Yazılarımız da yüzlerimiz gibi farklıdır / Blog / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Temmuz '14

 
Kategori
Blog
 

Yazılarımız da yüzlerimiz gibi farklıdır

Yazılarımız da yüzlerimiz gibi farklıdır
 

İnsanlar, zamanlar, fikirler akış halindedir.


Her şeyin farklı olduğu bir evrende insanlarının konularının, dillerinin, ifade tarzlarının farklı olmasından daha doğal ne olabilir ki!

Yazdığımız blogların, konularımızın, içeriklerimizin farklı olması tam da bu zenginliğin buralara yansımasıdır.

Her birimiz dünyayı kavrama gücümüz ve anlama şeklimizle, bu ana kadar edindiğimiz iletişim becerileri ve kullandığımız dil ya da dillerle kendimizi farklı bir biçimde ifade ederiz. Yaşarken kimi alışkanlıklar kazanır, farklı alanlara yönelir, farklı birikimler ve beceriler ediniriz.

Birimizin çok sevdiğinden bir başkamız nefret eder.

Birimizin dünyasının olmazsa olmazının başka birinin dünyasında hiç mi hiç yeri olmaz.

Genlerimiz, yetiştiğimiz ortamlar, koşullar bizi bir heykeltraşın bıçağı gibi farklı çizgilerle şekillendirir.

Birbirimizin yazılarını, konularını, ifade tarzlarını, inançlarını, eğilim ve meraklarını da beğenir ya da beğenmeyiz.

Beğendiklerimizi izleriz. Beğenmediklerimize bakmayız.

Yazdıklarımızı okuyanlar kendi anlayabildikleri kadarını anlarlar. Biz de başkalarının yazılarını anlayabildiğimiz kadar anlarız.

Değerlendirmelerimiz de o anladıklarımız ve kendi değer yargılarımız çerçevesinde şekillenir. Bazen gerçekte anlamı ya da değeri olmayan şeyleri bizim ilgi alanlarımıza, inançlarımıza, beklentilerimize hitap ettikleri için fazlasıyla önemser, kabullenir, bazen de çok anlamlı, önemli şeyleri anlayamadığımız için, değerlerimize hitap etmedikleri için dışlar, göz ardı ederiz.

Milliyet Blog bu anlamda çok güzel bir zemin.

Her yaştan, her çevreden çok sayıda insan her gün buraya farklı şeyler yazar.

Bu sayede başkalarının da ne kadar farklı, ne kadar doğru ya da yanlış, ne kadar duyarlı ya da duyarsız, bilgili ya da bilgisiz, umutlu ya da umutsuz, heyecanlı ya da heyecansız olduğunu görürüz.

Okuduklarımızdan dersler çıkarır, yorumlar yaparız.

Bazen bizden yaşça çok küçük birinden çok şey öğrenir, bazen oldukça yaşlı birinin yazdıklarında dişe dokunur bir şey olmadığını görürüz.

Farklılıklarımızı fark ederiz. Farklılıklarla yaşadığımızın ayrımına varırız.

Farklılıklara saygı duymayı öğreniriz.

Yazılarda, bloglarda kullanılan resimlerin, başlıkların önemini yeniden anlarız. Kendi çalışmalarımızda bu anlamda daha özenli oluruz.

Çalışmalarımıza diğer insanların yaptıkları yorumlarla yüzleşiriz. Yorumcuların bir kısmının bizi hiç anlamadıklarını, yarım yamalak anladıklarını öğreniriz. Diğer bir kısım yorumcunun da bizim yazdıklarımızı okuyarak ufkumuzu açacak etkili ve derin yorumlar yaptıklarını hayretle görür biraz daha bilinçleniriz.

Yazdıklarımızı beğenenlerin yorumlarını sorgusuz sualsiz ekleriz sayfalarımıza. Beğenmeyenlerin yorumlarını eklemeyenlerimiz de olur, farklılıklar göze çarpsın diye, başka bir açıdan bakanların nasıl algıladıkları anlaşılsın diye ekleyenlerimiz de olur.

Bazen sırf yaptıkları yorumlara bakarak yorumcuların kişilikleri ile ilgili, iyimser, kötümser, yapıcı, kırıcı gibi yargılara da varırız.

Kimi şeyleri yazmak istediğimiz halde yazmayız, yazamayız.

Genel ahlâk ilkelerine, yazdığımız sitenin ilkelerine, yasalara uymadıkları için yazamayız.

Başkaları tarafından hakaret ya da iftira kabul edilip yasal sorumluluk doğuracakları için yazamayız.

İlgi duyulmayacağını, okunmayacağını, değerinin takdir edilmeyeceğini düşünür yazmayız. Oysa belki de bu düşüncelerle kaleme almadığımız şeyler bizim düşüncemizin aksine tam da ses getirecek, yeni ufuklar açacak şeylerdir ve biz bunu fark etmediğimiz için, doğru değerlendiremediğimiz için başlamadan bitiririz.

Benzer şekilde bizim ahlâka, adaba, yasalara aykırı olacağını düşündüğümüz kimi şeyler gerçekte belki de bu tarz bir sorumluluk doğurmayacaklardır.

Kimi zaman da ya sonuçlarını düşünmeden ya da doğru kestiremeden yukarıdaki sınırları zorlayan, aşan çalışmalar yaparız.

Farklı görüşleri, anlayışları, ifade tarzları, öncelikleri olan insanlar olarak her birimiz kendimize göre doğru olanı yaparız, yazarız.

Elbette sitede görevli editör arkadaşlar da çeşitli açılardan değerlendir ve uygun, sorunsuz buldukları yazıların yayınına izin verirler.

Yazarken çoğalırız, ufkumuz genişler.

Yorumlar alırız, ufkumuz genişler.

Diğer yazarların farklı bakış açılarıyla, konularıyla, çalışmalarıyla tanışırız.

Yaza yaza, okuya okuya, düşüne düşüne büyürüz. Büyür farklı kişiler haline geliriz.

İyi ki yazarız, iyi ki okuruz.

Çünkü okuyan, yazan, düşünen ve değişime açık olan hiç kimsenin yerinde sayma gibi bir sıkıntısı olmaz.

 

 
Toplam blog
: 284
: 245
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..