- Kategori
- Kültürler
Yazıyooor yazıyoooor

Türkiye’de gereksiz bir gazete okuyan sayısı artıyor mu, azalıyor mu tartışması var.
Tirajı hafta sonu bilhassa tavan yapan eski, köklü gazeteler hala devam ettiğine göre, yazılı basın eski tantanalı günlerindeki gibi olmasa da devam ediyor.
Ayrıca her gazetenin olayları anında geçen birer internet sayfası olması, gazetelerin, yazarların ekranlardan takip edilmesi, televizyonun haberciliğinin gelişmesi, yazılı basın tirajının artan nüfusa neden paralel artmadığı hakkında fikir vermektedir. Haberler arık anlık olarak cep teleonlarına gelmektedir.
Yazılı basının en parlak dönemleri Televizyondan önceki yıllardı. O dönemlerde resmen okuma manyağı insanlar vardı. İletişim kaynaklarının kısıtlı olması, bilgiye ulaşmanın en yakın adresi yapmıştı gazeteleri. İnsanlar 20 dakikalık bir Kadıköy- Karaköy vapur seferine gazetesini almadan girmezdi.
O yüzden mesela Kadıköy iskelesindeki aynı zamanda voleybol-basketbol hakemi de olan gazeteci Sabahattin, bütün müsterilerini tanır, kimim ne gazetesi alacağını bildiğinden, gazeteyi bulunduğu yerden hızlı bir silahşör edasıyla jet gibi çeker verirdi müsterisine. Vapurda mesela kimsenin yüzü görünmezdi gazeteden. Gazetesi olmayan da, göz ucuyla yandaki gazeteden okuyabildiğini okurdu.
Bir de öğleden sonra çıkan akşam gazeteleri vardı.
Son saat, Expres, Son , Akşam Postası isimlerini hatırladıklarım.
Genelde sürmanşet sansasyonel bir şehir haberi ile çıkan bu gazeteler de o iletişim kıtlığında epey rağbet görürdü.
O yıllarda Cağaloğlunda bulunduğumdan, bilhassa Babıali Cemal Nadir sokakta bulunan Akşam gazetesinin önünde öğleden sonra bu gazete satıcıları toplanır, gazete çıkar çıkmaz da, ‘’yazıyor, yazıyor’’ diye manşetteki haberi duyuyarak, birbirleriyle yarış halinde müşteriye ilk ulaşan olmak için hem bağırır, hem de Sirkeci- Eminönü iskelelerine koşarlardı. Akşam işten dönenler bu kez akşam haberlerine odaklanırdı.
3 büyüklerin maçları olduğu zaman, maça yetiştirebilmek için biraz daha erken çıkardı bu gazeteler. O zaman da klasik bir satış sloganları vardı .
-Kanaryalar, kadrolar. Hem oku, hem minder yap. Gerçekten de şöyle bir göz gezdirdikten sonra, beton üzerinde iyi iş görürdü onlar.
Şimdi bilgiye uzanmak için bir gayret sarf etmeye gerek yok. Bilgi artık sadece gazatede değil. Ama ne Televizyonun, ne dijital internet gazetelerinin haberciliğinde bir şeyler eksik sanki!.
Kulaklarımızda gazeteci çocukların ‘’yazıyor, yazıyor’’ bağırışlarını
Burnumuzda adama okuma keyfi veren o mürekkep kokusunu
Daha gazetenin adını söylemeden ‘’şırrak’’ diye gazeteyi uzatan gazete satıcısını bile özlüyor insan.