​ Yazıyooor yazıyoooor / Kültürler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '13

 
Kategori
Kültürler
 

Yazıyooor yazıyoooor

Yazıyooor yazıyoooor
 

Türkiye’de gereksiz  bir  gazete okuyan sayısı  artıyor mu, azalıyor mu tartışması  var.

Tirajı hafta sonu bilhassa tavan yapan eski, köklü gazeteler  hala devam ettiğine göre, yazılı basın  eski tantanalı günlerindeki gibi olmasa da devam ediyor.

Ayrıca her gazetenin  olayları anında  geçen birer internet sayfası olması,  gazetelerin, yazarların  ekranlardan takip edilmesi, televizyonun haberciliğinin gelişmesi,  yazılı basın tirajının artan nüfusa  neden paralel artmadığı hakkında  fikir vermektedir. Haberler arık anlık olarak cep teleonlarına gelmektedir.

Yazılı basının en  parlak dönemleri  Televizyondan önceki yıllardı. O dönemlerde resmen okuma manyağı insanlar vardı. İletişim kaynaklarının kısıtlı olması, bilgiye ulaşmanın en yakın adresi yapmıştı gazeteleri.   İnsanlar 20 dakikalık bir Kadıköy- Karaköy   vapur seferine gazetesini almadan girmezdi.

O yüzden mesela Kadıköy iskelesindeki aynı zamanda voleybol-basketbol hakemi de olan gazeteci  Sabahattin, bütün müsterilerini tanır, kimim ne gazetesi alacağını bildiğinden, gazeteyi  bulunduğu yerden  hızlı bir silahşör edasıyla jet gibi çeker verirdi müsterisine.   Vapurda mesela kimsenin yüzü görünmezdi gazeteden.  Gazetesi olmayan da, göz ucuyla  yandaki gazeteden okuyabildiğini okurdu.

Bir de öğleden sonra çıkan akşam gazeteleri  vardı.

Son saat,  Expres,  Son , Akşam Postası  isimlerini hatırladıklarım.

Genelde sürmanşet sansasyonel bir şehir haberi ile çıkan bu gazeteler de  o iletişim kıtlığında epey rağbet görürdü. 

O yıllarda Cağaloğlunda bulunduğumdan,  bilhassa  Babıali Cemal Nadir sokakta bulunan  Akşam gazetesinin önünde öğleden sonra bu gazete satıcıları toplanır, gazete çıkar çıkmaz da, ‘’yazıyor, yazıyor’’ diye manşetteki haberi duyuyarak,  birbirleriyle yarış halinde müşteriye ilk ulaşan olmak için  hem bağırır, hem  de Sirkeci- Eminönü iskelelerine koşarlardı.   Akşam işten dönenler  bu kez akşam  haberlerine odaklanırdı.

3 büyüklerin maçları olduğu zaman, maça yetiştirebilmek için biraz daha erken çıkardı bu gazeteler.  O zaman da klasik bir satış sloganları vardı .

-Kanaryalar, kadrolar.  Hem oku, hem minder yap.  Gerçekten de  şöyle bir göz gezdirdikten sonra, beton üzerinde iyi iş görürdü  onlar.

Şimdi  bilgiye uzanmak için bir  gayret sarf etmeye  gerek yok.  Bilgi artık sadece gazatede değil. Ama  ne Televizyonun, ne dijital  internet gazetelerinin haberciliğinde  bir şeyler eksik sanki!.

Kulaklarımızda   gazeteci çocukların ‘’yazıyor,  yazıyor’’ bağırışlarını

Burnumuzda  adama okuma keyfi veren o mürekkep kokusunu 

Daha gazetenin adını söylemeden ‘’şırrak’’ diye gazeteyi uzatan gazete satıcısını  bile özlüyor insan.

 
Toplam blog
: 465
: 918
Kayıt tarihi
: 15.01.09
 
 

İstanbul doğumluyum.. İstanbul'un  tramvaylı döneminden bu şehirde yaşıyorum. Gençlik yıllarında ..