- Kategori
- Deneme
Yazma özgürlüğü
Yazmak ciddi bir eylem, gerçek bir ifade özgürlüğüdür.
Az önemsediğim için değil sadece şu anda konum olmadığı için, bahsetmek istediğim şey İmamın Ordusu vb. yayın yasakları değil. Bahsetmek istediğim sadece kendi sınırlarımı çizip, ortasına koyduğum koca çarpının üstüne çakılı kalmış olmam. Yazmak istediğimde kendimi o kadar sıkışmış hissediyorum ki, zorlu bir dava sürecindeki davalı gibiyim.
Sınırlarımın ilki çok kişisel; ne yazsam yakınımdaki birine dokunurmuş gibi geliyor. Özgür yazamıyorum. Yakınlarım, sevenlerim ya da sevmediğim ancak yaşamımda yer alan kişiler tarafından yargılanacağımdan korkuyorum.
Sınırlarımın ikincisi mesleksel; ne yazsam eğitim durumuma yakışmaz, eksik kalır gibi geliyor. Akademik tartışmaların göbeğine düşmekten, acımasızca eleştirilmekten korkuyorum. Kendi cümlelerimi kurmaktan, yeterince alıntı yapamamaktan, teorik tartışmalarda cesur davranmaktan korkuyorum. Yazdıklarımın hafif, içten, sevecen olmasından korkuyorum. Yazılarımın bilim dışı, analizden yoksun, samimi olmasından korkuyorum.
Sınırlarımın üçüncüsü vicdani; ne yazsam insanlara zarar verir, onları yetersizliğe sevk eder, zamanını boşa harcar gibi geliyor. Yanlış bir düşünceyi beslemekten, yazdıklarımın onaylamadığım akımları desteklemesinden korkuyorum. Kafalarını fazla doldurmaktan, kafalarını fazla boşaltmaktan, kafa yapmaktan korkuyorum. Omuzlarımda tarifsiz bir yük, göğsümde bir sıkışma hissediyorum.
Sınırlarımın dördüncüsü psikolojik; yazdıklarım benim yetersizliğimi ele verir, asla onanmam gibi geliyor. Yetersiz olmaktan, beğenilmemekten, eleştirilmekten, onaylanmamaktan, yazdıklarım yüzünden yara almaktan korkuyorum. Tüm kararlığıma karşın içimdeki derin korkuları ortaya çıkardığı için korkuyorum.
Yazdıkça tüm bu korkularımdan özgürleşiyorum. Yazdıkça güzelleşiyor, yazdıkça rahatlıyorum. Yazmak benim ben olmama yardım ediyor. Reddettiğim etiketlerimden özgürleştiriyor.
Özgür olmayı seviyorum.