- Kategori
- Anılar
Yazmak geleceğe minnet diyetidir

alıntı
(Aşağıya aldığım kısım kendime övgü düzmek gibi algılansa bile edebi övgü örneği olarak kayda geçebilir diye düşünüyorum. Ayrıca, yazı dilinin okuyucu beğenisini nasıl kazanacağının ipuçları da var burada)
***
Ağustos 2004
Muharrem Abi, can noktasından vuruyorsunuz insanı. Sizin kendinizi ya da çevrenizde gördüklerinizi anlattığınız yazılar okunurken keyfine doyulmayacak cinsinden; bir roman ya da deneme okuyormuşum edası veriyor bana hep. Çok uzun zamandır söyleyeceğim fakat cesaret edemedim bir türlü ama işte geliyor şimdi; “Bir kitap yazmayı düşünmez misiniz?” Alıp götürüyor yazılarınız beni; tarifini yaptığınız o dünyanın içine çekiveriyor. Bence gerçek sanat yapıtı, bakana, okuyana ya da izleyene yeni bir yaklaşım, yeni bir bakış açısı katandır; o eserle kurulan ilişki sonrasında bir değişim heyecanı duymaktır. Yaşamın çizgisinde kırılan bir fay hattıdır bence... İşte ben yazılarınızı okuduktan sonra her seferinde daha farklı bakıyorum hayata, yeni bir şey öğreniyorum ya da unuttuğum bir şeyi hatırlıyorum. Yani neden olmasın ki Muharrem Abi? Bence siz farklı gözlüklerle bakıyorsunuz hayata. Neden bu gözlüğü başkaları da takmasın ki? Gözlüğü çoğaltıp paylaşın Muharrem Abi!
Geçenlerde yazdığınız bir yazıda Danyal Abi ile geçen bir günü ve Hüseyin Avni Dede’yi öyle bir anlatmışsınız ki sahaflara gidip ben de Hüseyin Avni Dede’den bir şey almak, hatta oraya arkadaşlarımı da götürmek istedim. Yazınızı okumadan önce oradan geçseydim belki Hüseyin Avni Dede’yi fark etmeyecektim bile, şimdi ise oraya ne zaman gitsem gözüm o kocaman ağacı ve altında oturan Avni Dede’yi arayacak.
Sevgiler, Dilek Çevik
***
Sevgili Dilek,
Ne mutlu bana ki bu güzel övgünü okuyabildim. Övgülerin benim için teşviklerin en güzeli, çünkü sen genç bir Daçkalısın. Gençlere hitap edebilir olmak benim yaşımda büyük bir ifade başarısıdır. Ben de kendimi olmuş hissettiğimde bu dünyaya bir kayıt bırakmazsam yazıklar olsun bana.
Bana kalırsa, okuma yazma bilen herkes kendini yazıyla belgelemeden ölüp gitmemeli. Söz uçar dağılır, yazı derli toplu miras kalır... ve şöyle düşünüyorum:
YAŞANMIŞ DA OLSA HİÇBİR GERÇEK BİREBİR YANSIMASIYLA ANLATILAMAZ; HİÇBİR GERÇEKLİĞİN ANLATIMI GERÇEĞİN OLUŞ ANLIĞI KADAR ETKİLEYİCİ DEĞİLDİR... GENE DE HERKES KENDİ YAŞAMINDAN ÜRETEBİLDİĞİ DÜŞÜNCELERİ, ALGILADIĞI BAŞKA YAŞAM BİÇİMLERİNİ, DENEYİMLERİNİ, YAŞAMAK İSTEDİĞİ HAYALLERİ VE YAŞAMIŞ OLMAK İSTEMEYECEĞİ GERÇEKLERİ ANLATMANIN KALICI BİR YOLUNU ARAMALIDIR.
***
Muharrem Soyek