- Kategori
- Yemek - Mutfak
Yemek kulubü

Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır...
Bugün havayı berrak ve güneşli görünce akşam sevgilimle Beyoğlu'nda yürüyelim diye sözleştik. Klasik metro çıkışı buluşup, yürümeye başladık. Güneşli havanın hevesiyle dışarı çıkalım dedim ama bin pişman oldum. Hava gayet de soğukmuş! Ben de bugün tam baharlık giyinmişim ki soğuktan dişlerim birbirine çarpıyor neredeyse! Şu Atalarımızın aklına hayranım, bir cümle etmişler ve o cümle bu zamana kadar süregelmiş bir de hala gerçekçiliğini koruyor. Muhteşem değil mi sizce de?
Ne yapalım?
Klasik soru; ''Eeee sevgilim, ne yapalım?'' ve klasik cevap; ''Bilmem canım, fark etmez'' hemen akabinde ise; ''neyse bir yürüyelim de'' :) Bu repliğimizi de gerçekleştirdikten sonra hem yürüyüp hem de iş günümüz hakkında konuşa konuşa kendimizi Yemek Kulübü adlı mekanın önünde buluverdik ve daha önce birkaç kez denemek isteyip de, boş masa bekleyen insan kuyruğunu gördükten sonra vazgeçtiğimiz bu pek tarihi mekana giriverdik.
Kalabalık, lezzetsiz, ilgisiz
Manzara yine aynıydı, kalabalık ve tek bir boş masa yoktu. Çok aç olmadığımız ve sırada bizden başka bekleyen olmadığı için beklemeye karar verdik. Tabi bu arada bir üst katın var olduğunu görüp garsona üst katta yer olup olmadığını sorduk fakat yüzümüze bile bakmayıp, duymamazlıktan geldi ve gitti. Neyse ki çok beklemeden bir masa boşaldı, boşalan masamızı kapının hemen arkasında oturan geri zekalı çift kaptı ve biz de kapının hemen arkasındaki o masaya mecburen oturmak zorunda kaldık ama negatif enerji saçmaya başlamıştım bile. Yemekleri söyledik ve etrafı incelemeye başladık. Mekan gerçekten çok tarihi ve nostaljik. Yüksek tavanları, işlemeli duvarları bir harika fakat keşke bu güzelim yeri başka bir işletme satın alsa. Belki fiyatları daha yüksek olur ama en azından o nostaljik atmosferde ağız tadıyla, zevkle ve lezzetle yemek yenilirdi diye düşünüyorum. Çünkü yemekler hem buz gibi, hem son derece lezzetsiz hem de minnacık porsiyonlar şeklinde geldi. Yediğimiz yemekten hiç ama hiç zevk alamadık. Zaten yemek gelene kadar bir baget ekmek bitirdim. Ona da sinir oldum zaten, löp gitti göbeğime. Halbuki sevgili Canan Karatay'ı dinledikten sonra ekmek yememeye söz vermiştim kendime. Yemek Kulübü'ne henüz gitmemiş olup, gitmek isteyenleriniz varsa bir şey kaçırmadınız. Yemek Kulübü = Kalabalık mekan + lezzetsiz yemekler + ilgisiz garsonlar < gitmenize="" gerek="" yoktur.="">
Kahve ve matematik
Kötü yemek deneyiminden hemen sonra kahve içmek için tüneldeki Starbucks'a girdik. Kahvelerimizi alıp, yerleştik koltuklarımıza. Kötü yemeği, kahveyle bastırmaya çalışsak da pek başarılı olamadık. Biz de madem bugün böyle oldu bari biraz matematik çalışıp her şeyi unutalım dedik. Sevgilimin borsalı ve hisse senetli problemleri ve starbucks peçeteleri ile akşamımıza devam ettik. Peki ben bu Yemek Kulübü rezaletini unutur muyum unutmam! Böyle de yazarım bloğumda ki başkalarının keyfi kaçmasın...
Lezzetli yemekler yiyelimmmm
Sevgiler!