- Kategori
- Siyaset
Yemen'de neler Oluyor? Büyük mezhep savaşı kapıda mı? Hükümetin yanlış siyasi hesapları

Paralel devlet yapısı şu an canla başla SP MHP ve BBP koalisyonu için çabalamakta. Hesapları Davutoğlu'nun %40'ın altında kalması, %29 CHP'nin de oy alması %18 SP MHP BBP koalisyonu, %12HDP'nin oy alması. Bu şu anlama gelmekte, seçimlerde koalisyon istenci. Arkasından gelecek siyasal istikrarsızlık yüznden Abdullah Gül önderliğinde geniş tabanlı bir oluşumla yeniden seçimlere gitmek. Hesaplar buna yönelik. Paraleller diğer yandan muhafazakar cemaatlere gidip "Bu hükümet Ehli SÜnnet düşmanı Şia ajanlarını besliyor" diyerek bu noktada RTE'yi Yemende tongaya düşürdü zira RTE'de kendisinin Şiacı olmadığını şiilerin ajanlarına görev vermediğini kanıtlamak istercesine İran'a en ağır ithamlarda bulundu. Bu ithamlar AK Parti'ye gönül veren ve anti emperyalist çizgideki insanları şaşırttı zira Ergun Diler olmak üzere bir çok Hükümet yanlısı (Kendimde dahil) yazar'da İngiliz tehditini İllimünati örgütünü üstü kapalı yada açık eleştirdi.
Kendi okurlarımdan da son Yemen'de ki İngiliz, ABD, Suudi, Mısır, koalisyona Türkiye'nin katılmasına, hayret ettiklerini belirtmekteler. Gerçekten öyle.
Gerçekte Yemen'de neler oluyor?
Yemen eskiden ikiye bölünmüş haldeydi. Kuzey ve Güney Yemen olarak. Yemen'de Şii islam anlayışının Zeydiye kolu var ve Şiilikte ki Nusayrilikten çok daha fazla hatta Caferilikten bile daha fazla Sünniliğe yakın mezhep. Ancak Yemen'de soğuk savaş döneminde ayrıydı.
İki Yemen Nisan 1990'da bir birleşme anlaşması imzaladı ve bu anlaşma uyarınca 22 Mayıs 1990'da birleşme gerçekleştirildi. Anlaşma 22 Kasım 1992'ye kadarki sürenin geçiş süresi olarak kabul edilmesini, bu sürenin bitiminde seçim yapılmasını ve geçiş dönemi sonrası idari mekanizmasının bu seçim sonuçlarına göre belirlenmesini öngörüyordu. Cumhurbaşkanı yardımcısı Güney Yemen Sosyalist Parti lideri Ali Sâlim el-Beyd, başbakanı da Güney Yemen cumhurbaşkanı Haydar Ebu Bekir el-Attas olacaktı. Ancak Sosyalist Parti geçiş dönemi sonunda yapılacak seçimlerde bir başarı elde edemeyeceğini anlayınca seçimin ertelenmesini ve kendisine seçim sonrası için bazı garantiler verilmesini istedi. Yapılan gizli görüşmeler sonunda seçimler 27 Nisan 1993'e ertelendiyse de Sosyalist Parti istediği garantileri alamadı. Seçimlerde de önemli bir başarı gösteremeyince parti lideri Ali Sâlim el-Beyd Kuzeyli yöneticileri çeşitli şekillerde itham etmeye başladı ve çok geçmeden başkent San'a'yı terk ederek Aden'e yerleşti. Bu olayları izleyen ithamlar 20 Şubat 1994'te silahlı çatışmaya dönüştü ve Yemen yeni bir iç savaşın içine sürüklenmiş oldu. Güney Yemen tarafı 12 Mayıs 1994'te Kuzey'den ayrıldığını bildirerek bağımsızlığını ilan ettiyse de Kuzey Yemen yöneticileri bunu kabul etmeyerek isyancı Güney Yemen birliklerinin mevzilerine yönelik saldırılarını şiddetlendirdiler. Temmuz 1994 başlarında da Güney Yemen'in başkenti Aden'i ele geçirerek bütün Yemen'i yönetimleri altına aldılar. Böylelikle Kuzey Yemen ve Güney Yemen tek Yemen Cumhuriyeti adı altında birleşmiştir.
Güney Yemen dünyada çok önemli stratejik konumlardan birine sahip. Süveyş kanalından gelen gemiler Yemen’in kontrolünde okyanusa çıkabilmektedir. Bu bölgenin Anti Emperyalist güçlerin eline geçmesi başta İngilizlerin ve ABD Cumhuriyetçilerinin işine gelmez. Mısır’daki Süveyş kanalı’nın altı ucunu oluşturan Yemen’in bağımsız güçlerin elinde olması demek Akdeniz havzasının okyanusa geçişini kaybetmek demek olacaktır. Bu nedenle Nato bu bölgede Rus, İran ve Çin güçlerini kovalamak istemektedir.
Aslında görünen şey her ne kadar Mezhepçilik olsa da iş öyle değildir. Müslümanlar strateji ve siyaset konusunda henüz Londra’dan kendilerini kurtaramadı. Osmanlının son STRATEJİ UZMANI imparatoru 2.Abdülhamit vefat ettikten sonra dünya sahnesinde oyuncu olabilecek insan sadece kısıtlı imkanlarla Atatürk oldu.
Şahsi olarak Gezi’den sonra RTE’nin ve Fidan’ın İllimünati ve Britanya emperyalizmine dik duruşları beni heyecalandırsa da RTE Yemen’de çark ettiği görünmekte. Zira Yemen hakkında daha ılımlı ve dikkatli mesaj vermeyi tercih etmedi.
" Biz Yemenli kardeşlerimizin içinde bulunduğu durumdan kaygı duymaktayız. Burada mezhepçi bir çatışmanın ilerlemesinde ciddi rahatsızlık vermektedir. İran’ın ve Rusya’nın o bölgede etkin olduğunu biliyoruz. Kendilerinden daha sorumlu ve dikkatli bir siyaset bekliyoruz. Bu yapılmazsa bölgedeki tansiyon daha vahim sonuçlar doğurabilir. İran’ın politikalarını gözden geçirmesi gerekmekte ve sorun masa başında müzakerelerle çözümlenmelidir." Diye bir açıklama daha temkinli ve yapıcı olurdu.
Böyle demek yerine Paralellerin ve İngilizlerin tuzağına düşmenin anlamı nedir?
Kürt Sorunu konusunda önceki açıklamaları ve Kürt Sorunu Yoktur ile başlayan inkâr konuşması da çözüme umut bağlamış kendi seçmeni Kürt sağcı Muhafazakarlarını üzdü.
Aslında RTE, bu anlamda Parallerin iftiralarıyla oluşan tuzağa fena halde düştü ve bu tuzak sayesinde Britanya kendi koalisyonuna tekrar RTE’yi ve Hükümeti başarılı Londra siyasetiyle yanına çekti. Bunda körfezden Türkiye’ye akan Britanya güdülü paraların kısılması da etkili oldu. Obama ve RTE’nin son telefon konuşmasından sonra RTE’nin çıkışları Obama’nın İngiliz uyarısı olarakta görmekteyim.
Yemenli ayrılıkçı savaşçıların Arap ve Batılı güçlere “Neden Gazze içinde koalisyon olmadınız? Zulme seyirci kaldınız? “ türünden eleştirileride şapka çıkarılacak bir söylemdir.
İŞİD ile Orta Doğu’da kan havuzu yapan Batı, İŞİD’e İran’ın müdehalesi, İŞİD aracılığı ile PKK’nın yörüngeden çıkmasından dolayı cezalandırılması ve İŞİD’le mücadele ediyor görüntüsü içinde IRAK’ta Şiilerin güçlenmesinin Sünnilerde oluşturacağı rahatsızlığı iyi hesaplayan Britanya yine şeytani bir zeka ile bu iki mezhebi büyük bir savaşa sokarak ABD Teksas eyaletinde uzun zamandır biriken silah stoklarını eritmek ve sıkışan uluslararası kapitalist sermaye çarkına katkıda bulunmak istemekteler zira madem ABD’de cumhuriyetçiler göreve gelemiyor (Putin’in varlığı sebebiyle) o zaman en akıllıca siyaset Obama gibi demokrat biri varken Müslümaların birbirinin gırtlağını kesmesinin sağlanması gerekmeliydi. Bu siyaset Arap Baharı adı altında Soros gibi pislik illimunaticilerle hızlandırıldı. Yemen sadece bunun bir parçası ama bütün oyuncuları içine çeken bir stratejik nokta orası.
Yemen şu an mezhep savaşında görünsede gerek Suriye, gerek Libya, Tunus, Mısır, Yemen küresel güç savaşının merkezindedir. Arap Baharı falan yok. Emperyalizmin Sömürü güzü var. Suriyeli binlerce milyonlarca insan canından malından huzurundan oldular yazık oldu. Suriye fiili olarak dörde bölündü. Aileler çocuklar paramparça oldular. Bumu özgürlük savaşı. İsrail Suriye’Yi işgal etse, ABD Suriyeyi işgal etse bizim bize verebildiğimiz zarardan daha fazlasını verebilirler mi? Allah nerede Mezhepçi varsa b.lasını versin, Allah Müslümanları mezhepçilikle biribirine kırdıran Haçlı İngilizlerin de b.lasını versin, onun maşalarının da..…..